Ana Menü
|
|
|
|
Kategoriler
|
|
|
|
Dost Siteler
|
|
Fıkra ve Eğlence Blog'u
|
|
|
|
|
Iyi Ki Jinekolog Degilim
|
Fevkalade sosyetik bir kokteyl. Dr. Bey smokinleri icinde iki kat yakışıklı. Ağzından da bal akıyor ya. Etrafı her zamanki gibi genç ve güzel hanımlarla çevrili. Bunlardan biri:
- Ah doktor, dişim öyle ağrıyor ki günlerdir, demiş.
Sonra yakalamış doktorun elini. Ağzına doğru çekmiş. Çekmekle de kalmamış. Sokmuş doktorun parmağını ağzına. Sol tarafa kaydırmış. İşaret parmağını azı dişine doğru zorla uzatıyor.
- İşte burası... tam burası... Öyle ağrıyor ki?" Doktor parmağını kadının ağzından kurtarmaya çalışırken söyleniyor:
- Hanımefendi, iyi ki jinekolog değilim...
|
Elimde Ne Var?
|
Kazanovalığı ile ünlü bir adam bir partiye davet edilmiş. Ev sahibesi konukları ile gayet iyi bir şekilde ilgileniyormuş. tam eğlencenin en güzel anında elektrikler kesilmiş. Hemen hizmetkarlar mumları yakmışlar. ancak müzik olmadığından tüm konuklar sıkılmaya başlamışlar. bizim kazanova bir öneride bulunmuş. Sıra ile her davetli bir soru soracak, soruyu bilen sorandan 100 $ alacak. İlk soruyu sormuş kazanova:
- Elim cebimde cebim delik elimde ne var?
Ev sahibesi hemen arkasını dönüp uşağa seslenmiş:
- Sebastian beyefendinin paltosunu getir!
Adam hemen atılmış
- bir dakika lütfen beni yanlış anladınız.
Elini cebinden çıkarmış, avcunun icinde bir bozuk para durmakta imiş. Ev sahibesi adamdan özür dilemiş, tüm konuklar çok eğlenmişler bu durumdan. Sıra diğer konuğa gelmiş. Tüm konuklar birer soru sorduktan sonra sıra yine bizim kazanovaya gelince aynı soruyu tekrarlamış:
- Elim cebimde, cebi delik, elimde ne var?
Tüm konuklar başlamışlar saymaya:
- Bozuk para, top, kumaş, kalem, vs.
Adam her defasında hayır cevabını veriyormuş. Merak icindeki insanlar dehe fazla dayanamamışlar ve yalvarmaya başlamışlar cevabı öğrenmek icin. Adam arkasını dönmüş ve uşağa seslenmiş:
- Sebastian paltomu getir!
|
Bir Kadın Erkeğine Nasıl Saldırır?
|
bizim Temel, bir Fransız ve bir İngiliz içiyorlarmış. Konu bir kadını nasıl çılgına döndürürsünüze gelmiş.
İngiliz:
- Times kenarında güzel bir lokantaya götürürüm, sonra bir müzik hole gideriz daha sonra da bir bara, hep kulağına güzel şeyler söylerim. Gece onun evine gideriz müzik, dans derken yavaş yavaş okşamaya başlarım. Uzun uzun öper, usulca soymaya başlarım . Yatak odasına götürür, sevişmeyi uzattıkça uzatırım. Kadın isteri nöbetine tutulur, çılgına döner,azgınlaşır saldırır.
Fransız
- sen nehrinin kenarına yemeğe götürürüm. Orada pahalı bir balık ve kaliteli şarapla güzel bir akşam yemeği yeriz. Oradan Şanzelize ye gider loş kafede zaman öldürürken ellerimle masanın altından bacaklarını okşamaya başlarım. Arzu kıvamı yükselince onun evine gideriz. Yatak odasına geçeriz. Çırıl çıplak soyarım. ayak parmaklarından başlayarak öpmeye, yalamaya başlarım. Göğüslerini okşar dakikalarca emerim. Sevişmeyi uzattıkça kadın çılgına döner, beni yiyip yutmaya başlar.
bizim Temel,
- Fadime'yi boğaz da bir balık lokantasına götürürüm. Hamsi yeriz. Haçan bizim oralardan bahsederim. Oradan Haliç manzaralı bir kafeye gider. Muhabbete devam ederiz. Vakit ilerleyince doğru Fadime'nin eve gideriz. Hemen yatak odasına götürürüm. Daha ne oluyor demeden soyarım ve üstüne çıkarım. İşimi hallettikten sonra kalkar aletimi çok değer verdiği dantelli yatak odası perdesine silerim. Bunu gören Fadime'nin gözleri faltaşı gibi olur. Çılgına döner, bana saldırır...
|
Bakan
|
bir ülkede bir bakan, kendisini gazetecilere hiç sevdirememişti.Ne yapsa makbule geçmiyor, basın hergün kendisiyle uğraşıyordu.Nihayet : -Öyle bir şey yapayım ki,gazeteciler mat olsun, diye düşündü ve ilan etti : -Pazar günü saat 10`da bakan denizin üzerinden yürüyerek geçeceğim. Pazar sabahı saat 10`da tüm basın mensupları toplandılar orada.Bakan geldi ve elinde bastonuyla denizin üzerinde yürümeye başladı.Karşı kıyıya kadar da yürüdü geçti.Herkesin gözleri dehşetle açılmıştı. fakat ertesi günü tüm gazetelerde şu başlık okundu : -Bakan yüzme bilmiyor!
|
Patronluk İçin Mi Yöneticilik İçin Mi?
|
Adamın biri sabah saat 10'a doğru bir elinde, icinde inek pisliği olan bir tenekeyle kafeye gelmiş,
- "Bana bir çay.."
diye seslenmiş,
- "Şimdi geliyor efendim.."
demiş garson ve çayı getirmiş.. Çayı bir yudumda içmiş adam, almış eline pislik dolu tenekeyi başlamış kafenin her tarafına serpmeye ve çekmiş gitmiş.. Ertesi sabah yaklaşık yine aynı saatlerde tekrar elinde pislik dolu tenekeyle gelip yine
- "Bana bir çay..!"
demesiyle,
- "Hop..! bir dakika bakalım.."
demiş onu görür görmez tanıyan garson.
- "Dünden beri senin pisliğini temizlemeye çalışıyoruz.. Neden öyle yaptın ki?.."
- "Merak edilecek bir şey yok.."
demiş adam.
- "Üst düzey yöneticilik icin hazırlanıyorum.. Sistem aynı.. Gel, çayını iç, etrafa bok at, millet senin yaptığını temizlemeye çalışırken tüm gün ortadan kaybol..!"
|
Taş Olursun
|
bir gün Nam-ı Kemal'in oğlu şeyinle oynuyormuş. Bunu gören Nam-ı Kemal;
- Oğlum şeyinle oynama taş olursun taş!
Oğlu da;
- Sertleşmeye başladım bile...
|
Bektaşinin Duası
|
ALLAHIM,MAL verdiğin zaman SAADETİMİKUVveT verdiğin zaman AKLIMIİKTİDAR verdiğin zaman BASİR...
ALLAHIM,
MAL verdiğin zaman SAADETİMİ KUVveT verdiğin zaman AKLIMI İKTİDAR verdiğin zaman BASİRETİMİ BELA verdiğin zaman İMANIMI NİMET verdiğin zaman MERTLİĞİMİ GÜZELLİ verdiğin zaman İFFETİMİ ZORLUK verdiğin zaman SABRIMI
benDEN ALMA YARABBİM.
|
Alamanya
|
bir gün Temel ve Dursun bakmışlar Türkiye'de
iş yok Almanya'ya gitmeye karar vermişler
ama ceplerinde para yok... O zamanlarda Almanya'ya
hayvanlar bedava gidiyolarmış, bunlarda neleri
varsa satıyolar ve bir inek kostümü alıyorlar.
Temel öne Dursun'da arkaya geçiyor ve gümrüğe
gidiyolar gümrükteki memur bunlari bir test edeyim
diyor ve ineğin önüne bi tomar saman getiriyor "sen
gerçek ineksen bu samanları yersin" diyor. Temel
mecburen yiyor ondan sonra memur bir kova su
getiriyor "eğer sen gerçek ineksen bunu içersin
diyor" ve Temel içiyor.. Memur bu sefer bi tomar
taze ot getiriyor ve ineğin önüne koyuyor Temel
mecburen yiyor... Artık Temel şişiyor ve bir
lokma bir sey yiyemez hale geliyor. ama bu sırada
Temel başlıyor gülmeye. Dursun merak ediyor.
Soruyor "ula Temel neden gülirsen?" Temel de cevap
verir "memur bizim gerçek inek olup olmadığımızı
anlamak icin bir tane öküz getiriyor"
|
Uzay
|
Çeşitli milletlerden temsilciler,uzay konferansında buluşmuşlar.bizim Türkiye'yi de temel temsil ediyormuş.
Konferansa katılan ülkelerin temsilcileri uzaya yolculuk hakkında ülkelerinin çalışmalarını anlatıyorlarmış.işte:"biz marsa gidicez","biz stüründe hayat kuracaz" "ayla dünya arasında seferler yapacağız" gibi,herkes tek tek çıkıp anlatıyormuş.
Yanlız bizim temel sus pus, ne anlatsın. En sonunda konferans üyeleri durumu fark edip Temel'e sormuşlar: "siz Türkiye olarak çalışmalarınız nedir?" bizim Temel'de hiçbir şey dememektense bir şeyler uydurayım diye düşünmüş ve:
"biz çalışmalarımızı sürdürüyik, gunese gieceğuz." demiş.hemen üyeler şaşkın bir vaziyette hep bir ağızdan:"olur mu öyle şey yanarsınız,manyak mısınız siz?"gibisinden laflar etmişler.
bizim Temel de cevap vermiş:"o kadar enayü değülüz uşağum,biz günese akşamüstü serinliğinde gideceğuz." demiş...
|
Fadime Derler
|
Temel eşi ile köyüne giderken teröristler minübüsü durdurmuş. Yolcuları aşağı
indirmişler . Hepsini sıralamışlar ve isimlerini sormuşlar.
- Adın ne?
- Ahmet...
- Öldürün... Adın ne?
- ayşe...
- Öldürün...
Sıra Temel`in hanımına gelmiş, teröristler sormuş :
- Adın ne?
- Fadime...
- Aaaa öldürmeyelim annemin adı da Fadime...
Neyse onu ayırmışlar. Sıra temele gelmiş, teröristler sormuş :
- Adın ne?
- Adım Temel`dir fakat bana köyde Fadime derler...
|
|
En Yeniler
|
|
|
|
En Çok Okunanlar
|
|
En İyiler
|
|
İstatistikler
|
|