Reklamlar
|
|
|
Reklamlar
|
|
|
Kategoriler
|
|
Dost Siteler
|
|
Asker Fıkraları
|
|
|
|
Laz Komandalar |
Çogunlugunu lazlarin teskil ettigi komando bölügü on gündür ormanda,
çamurda, aç susuz, pislik icinde egitim yapmaktadir. Onbirinci gün komutan
çavus Dursun u çagirir :
- Çavus, on gündür bölük gayet iyi bir performans gösterdi bizde onlari
ödüllendirelim, bugün çamasir degistirebilirler artik...
- Basüstüne Komitanum...
Dursun çavus bir heves kosarak bölügü toplar :
- sizlere çok sevinecegunuz bir haber cetirdum... Komitan izin verdi bugün erat
çamasir degistirecek, siraya geçin degistirun...
Temel sen Idrisle... Ismail sen Kemalla.... Sadik sen Cemalla...
|
|
|
İşin Kolayı |
Cephedeki Irlandaliya karisindan gelen mektupta sunlar yaziliydi:
"Erkeklerin hepsi askere alindi, yardim edecek tek kisi kalmadi. Bu yil bahçeyi benim bellemem gerekiyor."
Izlandali hemen cevap yazdi:
"Sakin bahçeyi kazma. Silahlarin hepsi orada gömülü."
Mektup askeri makamlarca okundu. bir manga er gelip bahçenin her yerini kazarak silah aradi. Eli bos döndüler...
Cephedeki Irlandali, ikinci mektubunda söyle dedi:
" Bahçenin iyice bellenmis oldugunu saniyorum. Artik sebzeleri ekebilirsin."
|
|
|
General Electric |
Temel askere gitmis.Mutfakta çalismaya baslamis.Mutfaga her girdiginde buzdolabina selam veriyormus.bir gün komutan sormus:
-Niye buzdolabina selam veriyorsun?
Temel cevap vermis:
-General Electric
|
|
|
Asker Bisküvisi |
Acemi er, levazım başçavuşuna yakınır :
-Başçavuşum, bize yemekte ördek böreği verdiler.Yemin ederim ki, icinde bir gram bile ördek eti yoktu.
-O halde? diye yanıtlar başçavuş.sen hiç asker bisküvisi yedin mi?
-Şey...yani evet, başçavuşum.
-İçinden hiç asker çıktı mı, ulan!
|
|
|
Moku Yedik |
2. Dünya Savaşında 2 yahudi almanlara esir olmuştur. Bunlardan biri diğerine kendilerine ne yapacaklarını sorar. O da baslar anlatmaya "2 ihtimal var ya bizi öldürürler ya da esir kampına yollarlar.
Öldürürseler sorun yok kampa gidersek 2 ihtimal var ya kurşuna diziliriz ya da gaz odasında öldürülürüz.
Kurşuna dizilirsek sorun yok gaz odasına gidersek 2 ihtimal var bizden ya sabun yaparlar ya da kâğıt.
Sabun yaparlarsa sorun yok kâğıt yaparsalar 2 ihtimal var ya gazete kâğıdı oluruz ya da tuvalet kâğıdı.
Gazete kâğıdı olursak sorun yok tuvalet kâğıdı olursak iste o zaman moka yedik".
|
|
|
Ümitsizliğe Karşı Sağır Olun! |
Tarihin bir yerinde, canli varliklara kazanma hirsi
asilandigi bir vakitte, kaplumbagalar arasinda bir
yaris tertiplenmis. Hedef, çok yüksek bir kulenin
tepesine çikmakmis.
Vakti gelince, bir sürü kaplumbaga arkadaslarini
seyretmek icin yaris yapilacak bölgeye toplanmislar.
ve yaris baslamis.
Seyircilerden hiçbiri arkadaslarinin kulenin tepesine
çikabilecegine inanmiyormus. Kimileri bu inançlarini
yüksek sesle dile getirmekten kaçinmiyorlarmis. Öyle
ki, yarismacilarin bazilari ".....Zavallilar! Hiçbir
zaman basaramayacaklar!" seslerini dahi
isitebiliyormus.
Yarismaya katilan kaplumbagalar kulenin tepesine
ulasamayinca teker teker yarisi birakmaya baslamislar.
Içlerinden sadece bir tanesi inatla ve yilmaz bir
gayretle kuleye tirmanmaya çalisiyormus.
Seyircilerin sesleri yükselmeye baslamis; giderek
bagiranlarin sesleri yaris alaninda yankilanir olmus:
"...Zavallilar! Hiçbir zaman basaramayacaklar!"
Sonunda, bir tanesi hariç, diger kaplumbagalarin tümü
ümitlerini, gayretlerini yitirmis ve yarisi
terketmisler.
ama yarista yapayalniz kalan son kaplumbaga, büyük bir
gayret ile mücadele ederek, kulenin tepesine çikmayi
basarmis.
Diger yarismacilar ve seyirciler, hayret icinde bu isi
nasil basardigini ögrenmek istemisler. bir kaplumbaga
ona yaklasmis ve sormus, bu isi nasil basardin diye.
O anda farkina varmislar ki...
Kuleye çikan kaplumbaga sagirmiş!
Sagir kaplumbaganin çikilmaz sanilan doruga tirmanmayi
basarmasi ile, kaplumbagalar dere tepe demeden
yeryüzüne yayilmanin, sabir ve kararlilikla yol
almanin ne demek oldugunu ögrenmis ve bunlari
gerçeklestirmeye cesaret bulmuslar.
Olumsuz düşünen insanlari duymayin... onlar
kalbinizdeki ümitleri çalabilirler!
Duydugunuz ve okudugunuz kelimelerin gücünü düsünün.
Bu suretle her zaman pozitif olmaya çalismanin ilk
asamasini kaydetmiş olursunuz...
Rüyalarinizi gerçeklestiremeyecegini söyleyenlere
karsi sagir olmak, size seslenenlere saygisizlik
degildir; düşünüze karşi sayginizi korumaniz
demektir.
|
|
|
Dünden Daha Hızlı |
Her sabah bir ceylan uyanır Afrika'da. Kafasında tek bir düşünce vardır. En hızlı koşan aslandan daha hızlı koşabilmek, yoksa aslana yem olacaktır.
Her sabah bir aslan uyanır Afrika'da. Kafasında tek bir düşünce vardır. En yavaş koşan ceylandan daha hızlı koşabilmek, yoksa açlıktan ölecektir.
İster aslan olun, ister ceylan olun hiç önemi yok... Yeterki güneş doğduğunda koşuyor olmanız gerektiğini bilin. Hem de bir önceki günden daha hızlı koşuyor olmanız gerektiğini bilin.
Hayat adlı koşuyu ne kadar güzel anlatmış Afrika atasözü; "bir önceki günden daha hızlı koşmak gerekmektedir."
Çünkü eğer aslansanız,
ve en yavaş koşan ceylanı bir önceki gün yakalamışsanız ve bugün bir ceylan yakalamak niyetindeyseniz, Artık bilmelisiniz ki en yavaş ceylan sizden daha hızlıdır. O halde düne göre hızınızı arttırmak gerekmektedir.
Yok eğer ceylansanız,
ve henüz aslana yem olmamışsanız, hızınızı düne göre arttırmalısınız. Çünkü sıra size gelmiş olabilir.
Yani...
Hayat koşusunda, devam edebilmenin tek şartı var...
"Dünden daha hızlı olabilmek..."
Bakın bakalım şimdi kendi kendinize...
Ondan, şundan, bundan değil "Dünden Hızlı"mısınız???
|
|
|
Lao Tzu |
Öykümüz ünlü Çin düşünürü, Taoizm'in iki kurucusundan biri olan Lao Çu'nun (Lao Tzu) devrinde geçer. Lao Çu bu öyküyü çok sever, sık sık anlatırmış.
Efendim köyde yaşlı bir adam varmış. Çok fakir. ama imparator bile onu kıskanırmış.. Öyle dillere destan beyaz bir atı varmış ki.. Imparator at icin ihtiyara neredeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş, ama adam satmaya yanaşmamış. "Bu at, bir at değil benim icin.. bir dost.. Insan dostunu satar mı?"dermiş hep..
bir sabah kalkmışlar ki, at yok.. Köylüler ihtiyarın başına toplanmış.. "seni ihtiyar bunak.. Bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. İmparatora satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın" demişler..
İhtiyar, "karar vermek icin acele etmeyin" demiş.. Sadece 'at kayıp' deyin. Çünkü gerçek bu.. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı, bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.."
Köylüler ihtiyara kahkahalarla gülmüşler. ama aradan iki hafta geçmeden, at bir gece ansızın dönmüş.. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi başına. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş.
Köylüler, ihtiyar adamın etrafına toplanıp özür dilemişler.. "Babalık" demişler.. "sen haklı çıktın.. Atının kaybolması bir talihsizlik değil, adeta bir devlet kuşu oldu senin icin.. Şimdi bir at sürün var.."
"Karar vermek icin gene acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar. Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç.. birinci cümlenin ilk kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?.."
Köylüler bu defa ihtiyarla dalga geçmemişler açıktan ama, içlerinden "Bu herif sahiden gerzek" diye düşünmüşler.. bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış.
Köylüler gene gelmişler ihtiyara..
"bir kez daha haklı çıktın" demişler. "Bu atlar yüzünden tek oğlun uzun süre yürüyemeyecek. Sana bakacak başkası da yok.. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın" demişler.
İhtiyar "siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş. "O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu.. Ötesi sizin verdiğiniz karar.. ama acaba ne kadar doğru.. Hayat böyle küçük parçalar halinde ilerler ve ondan sonra neler olacağı size aslabildirilmez.."
birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Imparator son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkan yok gibiymiş; giden gençlerin ya öleceğini ya esir düşüp köle diye satılacağını herkes adeta biliyormuş.
Köylüler, gene ihtiyara gelmişler..
"Gene haklı olduğun kanıtlandı" demişler. "Oğlunun bacağı kırık, ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması talihsizlik değil, şansmış meğer.."
"siz erken karar vermeye devam edin" demiş, ihtiyar.. Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde.. ama bunların hangisinin talih, hangisinin talihsizlik olduğunu sadece Allah biliyor."
bir yol biter yenisi başlar
Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlarmış, etrafına anlattığında: "Acele karar vermeyin. O zaman sizin de herkesten farkınız kalmaz. Hayatın küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının.
Karar aklın durması halidir. Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısıyla gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Oysa yolculuk asla sona ermez. bir yol biterken, yenisi başlar. bir kapı kapanırken, bir başkası açılır. bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.
Hayat çetrefil bir yolculuk. Güzergahı kimse bilmez. Acele karar vermek, ecele karar vermektir
|
|
|
İlişik Yaşayacaksın |
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
ve zaten genellikle o daha az sever seni,
senin o'nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile
çok sahiplenmeyeceksin.
senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri
sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...
|
|
|
Biz Ve Kirpiler |
eski zamanlarda bir kış, gece soğukları başlamış. bu gece soğuğundan
bütün hayvanlar etkilenmişler, büyük kayıplar vermişler ama en çok
kayıp verenler kirpilermiş; bildiğiniz gibi onların pek çok hayvan gibi
kalın kürkleri yok bunların yerine kendilerini sıcak tutması zor olan
dikenleri var. bu durumdan en az zararla kurtulmak icin kirpiler meclisi
toplanmış çözüm aramaya başlamışlar, tartışa tartışa en sonunda
büyüklerinden birinin gece olunca tüm kirpilerin bir araya toplanmasına,
birbirlerine yakın durarak geceyi geçirmeye karar verilmiş. böylece
kirpiler birbirlerinin vücut sıcaklığından yararlanacak, aralarındaki
hava sirkülasyonunu da önleyerek donmaktan kurtulacaklarmış.
ve ilk geceki deneyimlerinde bunun işe yaradığını
farketmişler ama başka bir sorun varmış, o da üşüyen kirpilerin birbirlerine
fazla yaklaşmalarından dolayı birbirlerine dikenlerini batırmalarıyla
yaralanmalar gerçekleşmiş, daha sonraki gece uzaklığı fazla tutmuşlar
yaralanma korkusundan. bu yüzden de bazı donma olaylarının önüne
geçememişler ancak her gece buna devam ederek deneye yanıla, deneye yanıla
birbirleinin vücut sıcaklığından yararlanacak kadar yakın, ancak
birbirlerini incitmeyecek kadar uzak durmayı öğrenmişler.
NE DERSİNİZ BİRGÜN BİZ DE BU DENGEYİ YAKALayABİLİR MİYİZ?
|
|
|
|
|
Reklamlar
|
|
|
En Yeniler
|
|
En Çok Okunanlar
|
|
En İyiler
|
|
İstatistikler
|
|