Fıkra Blog

Reklamlar

Reklamlar

Kategoriler

Dost Siteler

Asker Fıkraları


Sana Bizi Anlatıyorum Tuğba Beni Dinle
Merhaba! size bizi anlatıcam.Tuğba ile beni yani
İlk tanıştığımız gün... 18 Mart 2003 Çanakkale şehitlerini anma gününde tanıştık. onların okulu ile bizim okulumuz yanyana oturuyordu.biz de yanyana düşmüştük. Yanımda can dostum Melih oturuyordu.Onun yanında en iyi arkadaşı Aslı. Melih ile ben yanımızda bir kız lisesinin oturduğunu öğrenince çok şaşırmıştık.Sonra Melihle ingilizcemiz fena olmadığı icin kızlar hakkında ingilizce yorum yapmaya başladık.Tabi nerden bilelim onlarında ingilizce bildiklerini!!! Sonra biz yorum yaparken bir kız hakkında yanlış tahminde bulunduğumuz icin Tuğba bize döndü ve " Şey affedersiniz bir şey söylicem. O kız lise ikiye değil lise üçe gidiyor." dedi. Tabi biz utancımızdan yerin dibine girdik.Sonra ben uyuya kalmışım.Başım yanlışlıkla Tuğbanın omuzuna düşmüş.Tuğbanın hocasının cimciklemesiyle uyandım. Tabi hemen sıçradım.Sonra ben Tuğba ile, Melih de Aslı ile sohbet etmeye başladı.Tören ondan akşam altı buçuğa kadar sürmüştü.Osaate kadar konuştuk.Tuğbanın ne kadar zor biri olduğunu daha o zaman anlamıştım.Hiçbir şeyini anlatmıyordu.O az konuşmasına rağmen ona aşık olmuştum.Akşam olmak üzereydi.ben yaşadığım ilk aşk deneyimimde de aldatılmıştım.Nasıl oldu da bu kıza bir konuşma da, onun bir bakışına aşık olmuştum? ayrılma vakti gelmişti.Gidiyorduk. Konferans bitmişti.Giderken ona"Buluşabilir miyiz?" dedim."hayır" dedi.Sonra Melih ve Aslının da gelmesi şartıyla kabul etti. Buluştuk. Ona bütün cesaretimi toplayıp çıkma teklifi ettim. Bana bakarak:"beni tanımıyorsun bile "dedi. ben de" zaten tanımak icin seninle olmak istiyorum " dedim. "Tamam."dedi. Tabi o da icinde güven duyduğu icindi.Çıkmaya başladık. O bana, ben ona her gün biraz daha bağlanıyorduk.Onu çok seviyordum. Okuldan kaçtık.Gezmeye gittik. Sanki dünya bomboştu ve sadece ikimiz vardık.Hatta sırf birlikte gün batımını seyretmek icin binbir tane yalan söylemişti ailesine. Şimdi nasıl mıyız? benim bir hatam yüzünden bana küsmüştü. ama barıştık. Nasıl mı? Hep onun peşinden koştum. İlk defa... ama asla yalvarmadım. Oda ben de asla gururumuzu çiğnemedik.Çok kavgalar ettik. Çok tartıştık. ama her seferinde biraz daha bağlandık. Onu çok seviyorum. O da beni.
Eğer isterse onunla hayat boyu onunla kalmak istiyorum.Duy Tuğba duy beni seni seviyorum. bizi anlattım tüm dünyaya. Herkes bilsin diye. seni çok seviyorum. Merak etmeyin. size devamını yazıcam. Bu daha tanışma faslıydı. Daha bizimle ilgli çok şey öğreneceksinsiz. Hoşçakalın!!!!!!




Büyü Dükkanı
Uzak diyarlardan birinde bir ülkede, yemyeşil tepelerin arasında, kışın bembeyaz bir kar örtüsü ile, baharda rengarenk kir çiçekleri ile kaplanan bir vadi vardı. Ortasından küçük bir ırmağın geçtiği bu vadi "Büyülü Vadi" olarak anılırdı. Ona bu adı veren ise, vadideki ilginç bir dükkan ile, bu dükkanda yaşananlardı. Ünü ülkenin dört bir yanına yayılmış olan dükkanın adı "Büyü Dükkanı" idi.

Büyü Dükkanı'nın sahibi, ak saçlı, ak sakallı bir ihtiyardı. Burası, aynı zamanda onun yaşadığı yerdi. Bu nedenle, dükkanın dışarıdan görüntüsü tıpkı bir ev gibiydi. Üç tarafında da yeşil çerçeveli pencerelerin olduğu, tamamı ahşaptan yapılmış olan bu binaya, bir verandadan giriliyordu. İçeri girer girmez, ilginç eşyalarla donanmış oldukça geniş bir oda ile karşılaşıyordunuz. Büyük bir kütüphane, üzerlerinde çok sayıda eşyanın bulunduğu raflar, masa ve konsollar dükkanın dört bir tarafını kaplıyordu. ancak bu kalabalık görüntü icinde çok etkileyici bir düzen göze çarpıyordu. Bütün eşyalar, belli bir estetik icinde duruyor ve bu estetik hiçbir zaman bozulmuyordu. Büyü Dükkanını çevreleyen pencereler, içerdeyken bile günün aydınlığına ve vadinin güzelliğine hakim olmanıza izin veriyordu. Dükkanın icinde, arka taraftaki bölmeye acılan bir kapı vardı. Bu bölmede mutfak, banyo ve yatak odası bulunuyordu. Dükkana gelen müşteriler, arka tarafa açılan kapıyı daima kapalı görürlerdi.

Her insanin, yaşamında çok istediği ancak sahip olamadığı birseyler vardır. ya da sahip olup kaybettiği şeyler.. Bazen de sahip olduğu ancak kurtulmak istediği şeyler... İşte bütün bunlar, o ülkede yasayan insanların bir kısmı icin, Büyü Dükkanı'na gelme nedeniydi. Bu dükkanda, isteklerinizi sınırlamak zorunda değildiniz. Müşteriler, hayal edebildikleri herşeyi isteme ve alma hakkına sahiptiler. Tabii, bedelini ödedikleri takdirde...

Her yerde olduğu gibi bu dükkanda da almak istediğiniz şeyin bir bedeli vardı. Bu bedelin ne olacağı, dükkan sahibiyle yaptığınız pazarlık sonucunda ortaya çıkardı. ancak, Büyü Dükkanı'nda maddi bedellerin hiç bir hükmü yoktu. Bazı müşteriler bir şeye sahip olmak icin ödenebilecek tek bedelin para olabileceği düşüncesiyle, cepleri kabarık gelirlerdi. Oysa burada yapılan pazarlıklar, günlük yaşamdakilerden biraz farklı olur ve pek çok müşteriyi şaşırtırdı.

Dükkan sahibi yaşlı adam, her sabah gün ağarırken kalkar, kendine büyük bir fincan kahve yapar ve bir insanin isteyebileceği her şeyin var olduğu dükkanıyla gurur duyarak kahvesini yudumlardı. Kahvenin ardından gelen zevkli bir kahvaltıdan sonra da pencerelerinin perdelerini sonuna kadar açarak, sallanan koltuğuna oturur ve içeri dolan gün ışığının yardımıyla okumaya baslardı. Büyü Dükkanı'nda satıcı olmak bilgelik isterdi.

O güne kadar dükkana gelen hiçbir müşteriyi geri çevirmemişti dükkan sahibi. Herkes, çok istediği bir şeye sahip olmak uğruna onca yolu göze alarak gelir ve mutlaka alabileceği en iyi şeyi almış olarak çıkardı. ama genellikle aldığı şey istediği şeyden çok farklı olurdu..

Yaşlı adam ara sıra, okuduğu kitaptan başını kaldırır, yolu gören pencereye bir göz atardı. Eğer bir müşteri geliyorsa, onu ta uzaktan yakalayıp, dükkana yaklaşana kadar izlemeyi severdi. Bu, onun icin zihinsel bir hazırlık süreciydi. Bu süre icinde zihnini, biraz sonra gelecek olan müşteriyi iyi anlayabilmek icin boşaltırdı.

Sabah dışarı baktığında, yağan karın yolu iyice kapattığını gördü. Bu havada gelen giden olmaz diye düşünüp, hüzünlendi. Büyü Dükkanı, hemen her gün bir müşteri ağırlardı.

ancak, yılda birkaç kere de olsa kimsenin uğramadığı günler olurdu. Yaşlı adam, o gününde bunlardan biri olmasından korktu. Nedense işsizlik icini ürpertmişti. tam o sırada uzakta bir karartı gördü. Kar beyazının kamaştırdığı gözlerini kırpıştırıp tekrar baktığında, bunun yaklaşmakta olan bir insan olduğunu anladı. İçini bir sevinç kapladı.

Gidip sobasına bir odun attı ve tam pencerenin karşısındaki sallanan koltuğa oturup, müşterisini beklemeye koyuldu. Kış mevsiminin bu soğuk gününde epeyce üşümüş, yorgun düşmüş olmalıydı. Kapının önüne gelinceye kadar, gözlerini hiç ayırmadan izledi onu. İyice kulak kabarttı. Üç basamakla çıkılan, ahşap zeminli verandadaki ayak seslerini ve onlara eşlik eden gıcırtıyı duymaktan çok hoşlanırdı. Beklediği kişinin ayak sesleri ikinci basamakta kesildi. Müşteri çalmadan, kapıyı açmamayı prensip edinmişti Yaşlı adam.

Çünkü, hemen herkes o kapının önünde durup, bir kez daha düşünürdü. Kapıyı çalmaktan vazgeçip dönenler, az da olsa olmuştu. O gün de aynı şeyi yaptı. Sonunda kapı çalındı. Açtığında, karşısında soğuktan kızarmış elleriyle atkısını çıkarmaya çalışan bir erkek gördü.

"İyi sabahlar, girebilir miyim?"

diye sordu müşteri. Dükkan sahibi, müşterisini içeri aldıktan sonra, ısınması icin ona bir kahve ikram etti.

Sessizce kahvesini içerken etrafı seyreden adam, karşısında oturan yaşlı satıcının ikna edilmesi pek güç olmayan biri olduğunu düşündü. Herhalde o da müşterisini anlar, onun haklı isteğini geri çevirmek istemezdi. Acaba Büyü Dükkanı'ndan çıkarken istediği gibi bir alışveriş yapmış olacak mıydı? bir süre söze nasıl başlayacağını bilemedi. Belki de dükkan sahibinin bir şeyler söylemesi gerekirdi. ancak karşısında, sabırlı bir ifade ile müşterisinin gözlerinin icine bakarak oturan satıcının, alışverişi başlatmaya niyetli olmadığını anladı. Bu sabırlı bekleyiş, onda hem cesaret hem de yumuşak bir etki yarattı. Anlaşılan, başlangıç sözleri kendisinden bekleniyordu. Sonunda, fazla düşünmeden aklından ilk geçeni söyleyiverdi.

- Ününüzü duyunca çok uzaklardan kalkıp geldim buraya. İstediğim şeyi, bir tek sizin dükkanınızda bulabileceğimi söylediler. Karşılığında ne isterseniz vermeye hazırım.

- İstediğiniz şeyin ne olduğunu öğrenebilir miyim ?

- Bakın, ben elli beş yaşındayım. Yani yolun yarısını geçeli çok oldu. Söylemeye dilim varmıyor ama yolun sonuna yaklaştım galiba. Bu gerçeğe tahammülüm yok. ben bugüne kadarki hayatimi geri istiyorum. Mümkün mü ?

- Elbette mümkün. Biliyorsunuz, dükkanımda her şey mevcut. ancak tam olarak ne istediğinizi anlayabilmem icin, bana geri istediğiniz hayatınızı biraz anlatabilir misiniz?

Dükkan sahibinin sorduğu soru, müşteriyi iç dünyasına döndürmüştü. Gözünün önünden geçen sahnelerin kendi yaşamına ait olduğunu kabul etmek icin kendini zorluyordu. Bütün görüntüler, bir kargaşa ve telaş icinde birbirlerine karışarak geçip gittiler ve geride yalnızca ıssız bir hüzün bıraktılar. Hüznünün yüzüne yansımasına engel olamayan müşteri, yaşlı satıcının sorusu karşısında ancak şunları söyleyebildi:

- Geçmiş yaşamımda birçok hata yaptım. Bunlar icin pişmanlık duyuyorum... Yanlış kararlar verdim, kayıplara uğradım. Zamanı hovardaca harcadım. bir gün bir de baktım ki, hayat yanımdan geçip gidiyor. Paniğe kapıldım ve bir çare aramaya başladım. Dostlarımla konuşmayı denedim. beni teselli edip derdimi unutturmaya çalışanlar da oldu, yardım etmeye çalışanlar da. ama hiçbiri kar etmedi. kendimi çok mutsuz hissediyordum. Derken, bir gün birisi bana sizden ve Büyü Dükkanı'ndan söz etti. Bunu duyar duymaz sanki içimde bir ışık yandı. Büyük bir umutla hemen yollara düşüp size geldim. kendimi çok çaresiz hissediyorum. Lütfen elli beş yılımı bana geri verin.

- Yani, siz pişmanlık duyduğunuz hayatınızı yeniden yaşamak mı istiyorsunuz?

- Elbette hayır. Söylemek istediğim bu değil. ben yalnızca kaybettiğim yıllarımı geri istiyorum. Eğer bir şansım daha olursa aynı hataları tekrarlamayacağım.

- Herhalde bunu çok istiyorsunuz.

- Evet, hem de her şeyimi verecek kadar.

- Peki, benim size vereceğim elli beş yılın Karşılığında siz bana ne verebilirsiniz?

- Ne isterseniz?

- Sanki bunun icin herşeyden vazgeçmeye hazır gibisiniz.

- Hiç kuşkunuz olmasın. Şu anda sahip olduğum herşeyden vazgeçebilirim. Yeter ki geride bıraktığım yıllarımı bana geri verin.

Yaşlı adam, ellerini sakallarında dolaştırırken,kendini sallanan koltuğunun devinimlerine bırakmıştı. bir süre düşündü. Müşterisinin, sabırsızlıkla, pazarlığın bitmesini beklediğinden emindi. Büyü dükkanına gelen kişiler, genellikle bir an önce istediklerini alıp gitmek icin acele ederlerdi. Bu nedenle, yaşlı adam,pazarlığın başındaki düşünce yolculuklarında yalnız kalırdı. Şu anda da, sessizliğin yalnızca kendi işine yaradığını biliyordu. Koltuğu ile birlikte öne doğru eğilerek müşterisinin gözlerinin icine baktı ve ağır konuşmaya başladı:

- Beyefendi, her ne kadar siz elli beş yıl karşılığında bana herşeyinizi vermeye hazır olsanız da, ben sizden bir tek şey isteyeceğim.

- Dileyin benden ne dilerseniz.

- Belleğinizi...

- Anlamadım?

- Belleğinizi dedim...Elli beş yılın yaşantısını icinde barındıran belleğinizi istiyorum.

- Ah evet anladım. İlginç bir bedel... Kabul ediyorum. Tamam alın belleğimi.

- Emin misiniz?

- Neden olmayayım? Elli beş yıl kazanacağım.

- Belleğinizi, icindeki her şeyle birlikte bu dükkanda bırakıp gideceksiniz. Elli beş yılın tek bir anını hatırlamayacaksınız. Buraya neden geldiğinizi bile ...

- Daha iyi ya! Her şeye yeniden başlayacağım. Zaten geçmişi hatırlamak istemiyorum ki!

- O halde, korkarım elli beş yıl sonra buraya tekrar gelirsiniz. Tabii o zaman benim yerime, bir başkası size yardımcı olur.

- Hayır... Emin olun ki, şu dakika belleğimi size bırakıp elli beş yılımı geri alacağım ve dükkanınızı, bir daha dönmemek üzere terk edeceğim. ve yine söz veriyorum, şu ana kadar yaptığım hataların hiç birini tekrar etmeyeceğim.

- İsterseniz başka sözler vermeyin. Çünkü, az sonra, belleğinizle birlikte bütün hepsini burada bırakıp gideceksiniz.

Yaşlı adamın son sözleri, müşterinin duraklamasına neden olmuştu. Bu sözlerin anlamını kavrayabilmek icin birkaç saniye düşünmek zorunda kaldı.

- Nasıl yani? Buradan çıktığımda hiçbir şey hatırlamayacak mıyım? sizinle konuştuklarımızı bile, öyle mi?

- ..................................

- Yani hiçbir şeyi mi ? Buraya neden geldiğimi, sizin kim olduğunuzu ve hatta...!

- Ne yazık ki!

Yaşlı adam, su anda pazarlığın sonuna geldiklerini hissediyordu. Karşısında oturan müşterinin yüzünde gördüğü aydınlanma, pazarlık sahnelerinin en hoşlandığı görüntüsüydü. Son sözleri müşterisinin söylemesini istediği icin bir süre sessiz kaldı ve bekledi. Bu seferki sessizliğin, müşterisinin işine yaradığından emindi. Onun aydınlanan yüzünün ortasında parlayan gözbebekleri, yaşlı satıcı icin, sessizliğin icinden çıkacak sesli bir coşkunun habercisi gibiydi.

Gerçekten de, konuşmaya başlayan müşterisi onu yanıltmadı:

- Sanırım ne demek istediğinizi simdi anlıyorum. Eğer elli beş yılın bedeli bu ise, pes ediyorum. Belleğimden vazgeçemem. Bu neye benziyor biliyor musunuz? bir kadının, çok istediği bir tokayı, saçları karşılığında satın almasına... Çok ilginç bir insansınız. Bana, Büyü Dükkanı'ndan almak istediğimden çok farklı bir şeyle çıkacağımı söylemişlerdi de inanmamıştım. ben, bugüne kadar ki yaşamımı almak icin gelmiştim, ancak bugünden sonraki yaşamımı alıp gidiyorum. size teşekkür ederim.

- bir şey değil. Güzel bir pazarlıktı. Hoşça kalın.

Yaşlı adam, müşterisini gözden kaybolana dek gülümseyerek izlerken, aklından Santayana'nin bir sözü geçiyordu:

"Geçmişi hatırlamayanlar, onu bir kez daha yasamak zorunda kalırlar."



Şimdi Seni Çok İyi Anlıyorum
2000 yılının 15 kasımında tanışmışlardı.bir pazar günüydü ve ikisininde tanıdığı arkadaşlarının dogum günüydü.
Parti boyunca gözlerini bu güzel kızdan alamamıştı delikanlı.
daha sonralarıda buluşup sinemaya falan gidiyorlardı.
Arkadaşlarının sayesinde her hafta sonu dünyalar tatlısı bu güzel kızı görme şansı oluyordu genç delikanlının.
bir hafta sonu bütün cesaretini toplayıp ona karşı boş olmadığını ve ondan çok hoşlandığını söyledi ama beklediği cevabı alamamıştı delikanlı Üzülmüştü. Genç kız ise ne evet bende senden hoşlandım diyor nede ben yalnız degilim hayatımda başka birisi var diyordu hep kaçamak cevaplar vererek delikanlıyı her geçen gün biraz daha kendine baglıyordu.
Bu böyle sürüp gitti tam 5 ay 15gün boyunca genç delikanlı bu güzel kızla birlikte olabilmek icin herşeyi yapmıştı her yolu denemişti
bir gece genç kızın oturduğu sokağa gelip yola "senİ SEVİYORUM"
yazmıştı.Böyle bir çok gecede uyumayıp gençkızın oturduğu evin önündeki merdivene yolda bahçelerden kopardığı kırmızı gülleri bırakıyordu.14 şubat sevgililer gününü beraber geçirmeyi çok istiyordu ama olmamıştı yinede genç kıza aldığı hediyeleri ulaştırmasını bilmişti delikanlı.1 nisan şakası yapmak icin matbaacı bir arkadaşından yardım istedi ve tam tamına 3100 adet beyaz renkli kartvizit aldı arkadaşından hemen eve döndü ve kendi el yazısıyla hepsine önlü arkalı "senİ SEVİYORUM" yazmıştı
3 gece hiç uyumadan yapmıştı bütün bunları 31martı 1nisana baglayan gecede saat 04:25 te genç kızın oturduğu sokağın başından sonuna kadar bu kartvizitleri yola saçtı karanlıkta sokak bembeyazdı ve hepsinin üzerinde kırmızı kalemle "senİ SEVİYORUM" yazıyordu.ve evin hemen karşısındaki direğin dibine çöktü delikanlı
güneşin doğuşunu bekliyordu sabah onu görmeyi çok istiyordu.
Çünkü onu her gördüğü günü büyük bir bahtiyarlıkla geçiyordu genç delikanlının.Sabah dünyalar tatlısı bu gençkız işe gitmek icin kapıyı açtığında gördüklerine inanamıyordu şaşırmıştı hemde çok şaşırmıştı birazda utanmıştı.
ve hemen evden çıktı merdivendeki kırmızı gülleri ve 3-5 tanede kartviziti aldı yanına durağa geldiğinde delikanlının arkasından durağa geldiğini fark etti.Gözleriyle sanki birşeyler anlatmak istercesine bakmıştı delikanlıya
ve bundan tam 1ay sonra bir pazartesi günü gençkızın çalıştığı fabrikaya gitmişti delikanlı.İkisininde ortak arkadaşlarının olması harikaydı delikanlı icin çalıştığı fabrikaya bile gidebiliyordu onu görmek icin akşam iş çıkışında bir yerlere gidip konuşmak istemişti gençkızla.ama mesai kalacaklarını söyledigençkız
Delikanlı ise bunun üzerine arkadaşlarının arasında herkes oradayken genç kızın gözlerine bakarak: Daha ne yapmalıyım bilmiyorum.ben seni bildim bileli ne ben beni buldum kendimde nede kendim beni buldu bende seviyorum seni işte elimde değil aklım olmaz desede kalbime söz geçmiyor sendende vazgeçilmiyor" demişti
İşte delikanlının 5ay15gündür beklediği an bu andı genç kızda delikanlının gözlerine bakarak: "beni sevdiğini biliyorum ve sanırım bende seni seviyorum" diyerek ellerini tuttu delikanlının
ve o günden sonra harika bir birliktelik yaşadılar aşkları çok büyüktü hergün her an beraber olmak istiyorlardı.
askerliğine çok azbir zaman kalmıştı delikanlının 5agustos cumartesi akşamı bir arkadaşlarının düğününde genç kız herşeyin bittiğini söylemişti:" böyle olsun istemezdim ama mecburuz devam edersek ikimizde acı çekicez sen çok iyi birisin inşallah mutlu olursun seni seviyorum ama ayrılmalıyız seninle çok iyi bir dost olabiliriz. beni ne zaman istersen arayabilirsin buluşur sohbet ederiz ama iki arkadaş olarak" genç kız sözlerini tamamladıktan sonra delikanlı hala susuyordu ne söylemesi gerektiğini düşünüyordu belkide hiç beklemediği bir konuşmaydı sevdiğinin söyledikleri.Aglamaklı bir sesle söze başladı: "öncelikle sana çok teşekkür ederim herşey icin gitmeden önce son bir defa sarılmak isterim eger hayatında birgün tekrar bana ihtiyacın olursa kalbimde her zaman senin icin yer var sakın unutma" genç kız mutlu bir birliktelik yaşarken yüzüstü bırakmak zorunda kaldığım birine asla geri dönmem diyerek cevapladı devam etti delikanlı:" Arkadaş olmamıza gelince
bir zamanlar köyün birinde yaşlı hasta bir adam varmış ve bu adamın günlük kazandığı para o güne anca yetiyormuş.
yine böyle birgün akşam evine dönerken yolunun üzerindeki kuyunun kenarında oturmuş dinlenmek icin tam bu esnada kuyudan bi yılan çıkmış adam biraz korkmuş ama yılanın ona bir zarar vermiyeceğini anlamış yılan aslında bir bilgeymiş ve adamın durumunu bilmekteymiş.Adama 2altın lira vermiş ve demişki başın ne zaman sıkışırsa gel ben sana yardım ederim adam altınları alıp tamam gelirim diyerek altınları bozdurmuş ve o gün çok güzel yemekler yiyerek iyi giyinerek ilaçlarını alarak evine dönmüş.
adamın başı ne zaman sıkışsa hep kuyuya gidermiş yılan dostunun yanına bu böyle sürüp gitmiş taki adam hastalanıp yatağa düşene kadar.Yaşlı adamın birde küçük 13-14 yaşlarında oğlu varmış adam oğlunu çağırmış ve kuyuyu tarif etmiş git kuyunun başına ve yılan kardeş yılan kardeş diye seslen korkma yılan sana bir zarar vermez o benim dostum benim gönderdiğimi söyle ve sana verdiği altınlarla evimize yiyecek ilaç alda gel ben gidemiyorum demiş.
Çocukta babasının dediği gibi kuyuya gelmiş seslenmiş ve yılan çıkmış çocuğa 2altın lira vermiş çocuk altınları almış ve kafasından hemen kurnazlık geçmiş kuyunun içi altın dolu ben bu yılanı öldürürsem iner altınların hepsini alırım diyerek başlamış yılanı taşlamaya yılan kendini taşlardan korumaya çalışırken taşın biri yılanın kuyruğuna isabet etmiş ve kuyruğu kopmuş yılanda can havliyle çocuğu ısırmış ve çocuk oracıkta ölmüş.Aradan biraz zaman geçmiş ve yaşlı adam tekrar gelmiş dostunun yanına olanlar icin çok üzgünüm benim oğlan bir hata yapmış ve cezasınıda bulmuş biz dostuz yılan kardeş demiş.Yılanda yaşlı adama demişki bende bu kuyruk acısı sendede bu evlat acısı olduktan sonra biz artık dost olamayız demiş.Genç delikanlı bunları anlattıktan sonra daha sözünü bitirmeden genç kız "anladım seni çok iyi anladım " demiş ve
delikanlıya sımsıkı sarılmış son defa.Delikanlı gözleri dolu dolu gidişini seyretmiş genç kızın sokakta karanlığa karışmış genç kız delikanlının gözünün önündeki hayali gözyaşlarına gözyaşlarıda hıçkırıklarına karışmış...
Aradan yıllar geçti ve şu an o ayrılık kararının ne kadar doğru nekadar isabetli bir karar olduğunu çok iyi anlıyorum.Devam etseydik bu kadar tatlı bir hatıramız olmayacaktı.birbirimizi kin öfke ve nefretle anacaktık belkide
Herşeye rağman çok teşekkürler " BAHRİYE " HEP MUTLU OL BÜTÜN HayATIN BOYUNCA....




Orda Bahar Geldi Mi Bilmem Ama
birgün kasabamızın küçük patikasından yukarıya doğru tırmanıyordum. Yanıma solgun yüzlü, on-onbir yaşlarında küçük bir çocuk geldi ve bana:

_Abla, size birşey sormak istiyorum, izin verir misiniz?.. dedi... ben de ona gülümseyerek:

_Tabi sorabilirsin!.. dedim. Gözleri bir anda pırıl pırıl oldu ve:

_ben.., şeyy, cennete bir mektup göndermek istiyorum!.. Bana bunu nasıl yapabileceğimi söyleyecek kimsem yok.. Acaba siz bana yardımcı olabilir misiniz?

Çok şaşırmıştım... Öyle ümit dolu, öyle yalvaran gözlerle bakıyordu ki...Ardından devam etti:

_Bana yardım ederseniz size anneme yazdığım bu mektubu

okuyabilirim... Tabi eğer bunu isterseniz!..

Gözlerim dolmuştu... bir an duraksadım ve:

_Belki de sana yardım edebilirim küçük. dedim. Dudaklarında öyle bir gülümseme belirdi ki hala aklımda...

_Çok teşekkür ederim, gerçekten çok teşekkür ederim... Emin olun size büyüdüğümde mutlaka bu iyiliğinizin karşılığını ödeyeceğim...

_Hayır küçük, benim icin hiçbir şey yapmana gerek yok... Sadece annenin mezarının nerede olduğunu söyle bana, bu yeterli!..

_Aaa, evet tabi kiii!.. ama önce size mektubu okumak istiyorum.. Bunu istiyor musunuz?

_sen bilirsin, bu özel bir şey olmalı...

_Evet çok özel ama size okumak istiyorum...

_Peki öyleyse.. dedim ve yürümeye başladık. Ardından da mektubu okumaya başladı:

Hani, bir zaman bacağını kırdığım icin,
Çok kızdığın küçük bir masam vardı...
Onu tamir etmek icin çok uğraşmıştın hani...
Şimdi o kırık masa benim tek arkadaşım...
Şimdi ağlamakla geçiriyorum günlerimi
O kırık masanın başında...
bir de pencerem var tabi...
Aa, o da ne penceremin önüne
Küçük, küçücük, zavallı bir güvercin kondu...
Kim bilir kime ait...
Kim bilir annesi nerden...
ben de ona benziyorum bir parça...
Onun gibi zavallı, yapayalnız...
ama bu güvercin bence bir şeyleri işaret ediyor
Yoksa, yoksa bahar mı geliyor!..
aman Allah ım...
Yoksa, kışın o soğuk o karanlık günleri bitiyor mu?..
Lütfen, lütfen izin ver bana..
bir kaç dakika dışarıya çıkayım...
Evet, evet bu masadan kalkmalı ve..
ve dışarıya çıkmalıyım...

Şimdi geldim anneciğim..
seni beklettiğim,
birkaç dakika da olsa mektubu geciktirdiğim icin
Çok özür dilerim!..
Bu birkaç dakikada ne çok şey gördüm bir bilsen...
bir bilsen anneciğim,
O kuş cıvıltıları,
O yumuşacık güneş ışınları
ve hiçbir zaman bana arkadaşlık etmemiş olan
Hayalimdeki sevgili arkadaşlarımın kahkahaları ile,
sen gittiğinden beri
benden nefret eden babamın bakışları,
O kadar farklı ki birbirinden..
Hayat bu mu anneciğim..
Hayat baharda kış yaşamak mı her zaman...
Hani, bana kardeşlik, mutluluk hikayeleri anlatırdın,
Hani hep bahardan, onun güzelliklerinden bahsederdin!...
Çiçeklerden...
Yemyeşil çimenlerden
ve onların üzerinde zıp zıp zıplayan
Bembeyaz tüylü keçilerden...
sen gittiğinden beri
Bunları anlatan kimse yok bana...
Aslında kimsenin,
Anlatacağı hiçbir şey yok!...
Halbuki benim o kadar çok var ki!...
ama kime, nasıl anlatırım?..
Nasıl paylaşırım şu küçücük kalbime sığmayan
Kocaman sevgiyi...
Nasıl paylaşırım senin sevgini...
Hem, kim dinler kii beni...
Kim umursar...
Şimdi yanımda olsaydın
Ki herhalde yanımdasındır!
Herhalde bu güzel bahar gününde
benim bu karanlık odada
Bu kırık masanın başında
Yalnız başıma oturmama
Asla izin vermez
"Hadi birlikte dolaşmaya çıkalım" derdin
ben sevinçle boynuna sarılır
Öpücüklere boğardım seni...
Sonra birlikte küçük tepemize tırmanır,
Orada ıslak çimenlerin üstüne otururduk..
Başımızı gökyüzüne kaldırır
O sonsuz maviliği seyre dalardık...
senin dizine koyardım başımı sonra...
ama sen yoksun kii...
Belki birlikte en mutlu olacağımız zamanlarda
beni bırakıp gittin..
Yoksa orada burda olduğundan daha fazla mı mutlusun?..
Orda bahar geldi mi bilmem ama...
Burda bahar geldi...
Kimi canlılar yaşamına başladı yeniden,
Rengarenk çiçekler açtı,
Tabiat hayata döndü anneciğim,
Kış günlerinin bitişi
yeniden hayata döndürdü onları..
sen kışın bittiğinin farkında değil misin yoksa?
Kış bitti anneciğim,
sen niye hala hayata dönmüyorsun?..
Orda mevsim hep bahar mı yoksa...
Kış geldiğinde burda solacağından mı korkuyorsun?..
Yoksa, yoksa bıktın mı bahardan?..
Yoksa orda hiç mi bahar gelmiyor?..
Özledin mi?..
Öyleyse buraya gel...
yeniden mutlu olalım...
seninle birlikte hayata yeniden başlayalım..
Korkuyor musun yoksa?..
Orda bahar geldi mi bilmem ama...
Burda çoktan geldi ve senİ BEKLİYOR!...

Mektubu bitirdiğinde annesinin mezarına ulaşmıştık. Gözlerimdeki yaşları göstermemek icin arkamı döndüm. Ağladığımı anlamış olacak ki:

_Özür dilerim, böyle olacağını bilseydim okumazdım. sizi üzdüğüm icin affedin beni...

_ben önemli değilim küçük, şimdi bunun hiç önemi yok!..

ve devam ettik yürümeye... Annesini isminin yazılı olduğu mezar taşını gördüğünde, hıçkırıklara boğuldu... O güne kadar hiç böyle içten ağlayan birini görmemiştim.. Onun bu halini gördüğümde ben de dayanamadım ve ağlamaya başladım... Sonra onu annesiyle baş başa bıraktım.. Ağlamayı bırakmış, gözlerini hiç ayırmadan mezar taşını izlemeye koyulmuştu... Her tarafta bir ölüm sessizliği vardı. Sanki az önce cıvıl cıvıl olan doğa birden bire sus pus olmuştu.. birazdan elindeki yeşil zarfı toprağın üzerine bıraktı ve yanıma geldi... Gülümsemeye çalışarak:

_Mutlu olmalısın, sen cennete mektup gönderen ilk insansın!.. dedim. O da gülümsemeye çalışarak:

_İsterseniz bu oyuna devam etmeyelim.. dedi.. Çok şaşırdım ve:

_Nasıl yani, ne demek istiyorsun sen küçük? dedim.

_Cennete asla mektup gönderilemeyeceğini biliyorum aslında ben.......

O an şoka uğradım, yere eğildim ve çocuğa sıkıca sarıldım... Sonra elinden tuttum ve geldiğimiz yoldan ikimiz de tek kelime konuşmadan geri döndük.. O günden sonra bir kaç kez daha karşılaştım çocukla ama ikimiz de nedense hep yere baktık ve hiç konuşmadık..

bir ay sonra çocuğun yağmurda fazlaca ıslanıp zatürree olduğunu öğrendim. Evlerini buldum ama gittiğimde onu son kez görebilmek icin çok geç kalmıştım.. Çocuğun o günkü gözyaşları geldi aklıma ve onun icin sevindim. Çünkü şimdi bir zaman mektup gönderdiği cennette, annesiyle birlikte.. Mevsim de BAHAR!..




Hayattan Gerçek Bir Kesit
Onu ilk defa oturduğumuz yerde,fırına bakkala alışverişe geldiğinde görmüştüm.ve sonra bindiğmiz belediye otobüsünde hemde tam arkasında oturuyodum ve yolculuk boyunca ona bakmaktan kendimi alamamıştım,kalbim kıpır kıpırdı.neyse sonra böyle duygular icindeyken üniversite bitmiş,askerlik başlamıştı.tam 16 ay sonra askerliğim bittikten sonra bulunduğum yerde işyeri açmaya karar vermiştim.tesadüf bu ya birde baktım işyerime çıkıp geldiler yanında en yakın arkadaşı vardı.bilgisayar kursuna gidiyolardı ve pratik yapmak icin benim netcafeye gelmişlerdi.bilgisayar başındayken onunla ben ilgilenmiştim onaben yardımcı oluyordum.Günler geçtikçe cafeye gelmeleri sıklaşmıştı ve her geldiğinde benim ona yardımcı olmamı istiyordu.bende ona her geldiğinde kivi ikram ederdim bu onun çok hoşuna giderdi.günler ilerledikçe sabahları bakkala alışverişe gelirken bana uğramadan geçmezdi.tabi bende onun yolunu dört gözle bekliyordum.ilk defa birine karşı böyle duygular icindeydim ve bunu bir türlü ona söyleyemiyordum.neyse birgün yine cafede olduğu bigün sana bir yerlerde bir kivi ısmarlayayım dedim bütün cesaretimle,tabiki neden olmasın dedi.neyse sonra o ilk buluşmamızda aslında beni askerden önce durakta gördüğünü özellikle gözlerimi çok beğendiğni söylediğinde çok mutlu olmuştum.içimden bu benim kaderim diye geçiriyodum.........ama ona duygularımı açık bi şekilde ifade edemiyordum..10-15 günlük bir aradan sonra birgün telefonda onunla tartışmıştık ve telefonu yüzüme kapatmıştı ve ben çok üzülmüştüm.saatler sonra ondan bi mesaj aldım hemde nasıl bir mesaj!!!senİ SEVİYORUM..senİ SEVİYORUM...senİ ÇOK SEVİYORUM...,evet aynen böyleydi.ve bende ona aynı şekilde karşılık vermiştim ve evet hayatımda ilk kez birine senİ SEVİYORUM demiştim,benim icin anlamlı anlatamadığım kadar büyük olan o kelimeleri ilk defa biri icin kulllanmıştım...rüyada gibiydim,çok mutluydum onu çok ama çok seviyodum..bana olan ilgisi üzerime titremesi,daha önce yaşamadığım ve görmediğim şeyleri yaşıyodum.Yanında iken o kadar mutluydumki anlatamam,oda çok mutlu olduğunu ve beni çok ama çok sevdiğni her seferinde söylüyordu.o kelimeleri çok fazla kullanıyordu,onun mutlu olduğunu görmek beni daha çok mutlu ediyodu..o kadar güzel bir beraberliğimiz vardıki ben artık hayatımın insanını bulduğumu ve artık onula bir ömür yaşayacağımızı düşünüyodum.
herşey böyle güzl giderken ne olduysa aşkım heşeyim değişmeye başlamıştı,sürekli kaprisler yapmaya kavga etmek icin bahaneler bulmaya başlamıştı ve ben tabiki her seferinde onu üzmemek icin herşeyi haklıda olsam alttan almaya çalışıyodum..ama inanın bu benim pasifliğimden değil sadece onu herşeyden çok sevdiğim icin üzülmesini tek damla gözyaşı dökmesine dayanamadığım icin yapıyodum.bir yıla yakın bir zaman sonunda evlilik planları yapmaya başladığımız bir dönemde beni hayata küstüren şeyi yaptı ve benden ayrılmak istediğni söyledi hemde kısa bir telefon görüşmesinde:(((inanamıyordum buna sevdiğim insana neler olmuştu sanki o gitmiş yerine bir başkası gelmişti onu böyle değiştiren şeyin ne olduğunu bilmiyordum,bana ailesiyle sorunları olduğunu ve onu bana vermeyeceklerni söylemişti..ki bana daha önce ne olursa olsun herşeye rağmen beni bırakmayacağına dair defalarca söz vermişti,bu kadar çabuk pes edemezdi.mücadele etmemesi beni yıkmıştı ve ben onu o kadar iyi tanıyordumki o istedikten sonra ailesine bunu nkabul ettirebilirdi ama yapmadı..bende yaptığı şeyi kabül edemedim hazmedemedim.ve sonra onu hiçbir şekilde aramadım çok sevememe herşeyden çok sevmemem rağmen,elim defalarca telefona gitti ama bir türlü yapamadım zaten oda yapmadı.Bu olay beni çok yıpratmıştı bir türlü kendimi toparlayamıyordum,daha önce yapmadığım şeyleri yapıyodum insanların kalbini kırıyodum istemeden,yiyemiyodum içemiyordum,uyuyamıyordum....sanki dünyayla ilişkimi kesmiş Azrailin gelip beni almasını bekliyodum inanın beni çok etkilemişti..aşkı bulmuşken ilk defa sevgiliyi bulmuşken ilk defa doyamadan terkedilmiştim...bunu bir türlü hazmedemiyorum hala...neyse uzun bir zamandan sonra çevremin telkinleriyle arkadaşlarımın yardımlarıyla kendimi biraz buldum ama hala kimseyi sevemiyorum...ve inanın hala onu ÇOK SEVİYORUM..belki yaptıklarından sonra hala onu nasıl seviyorsun diyebilirsiniz.ama elimde değil seviyorummmm.aşkı yaşadığım icin kendimi şanslı hissediyorum AŞK ACI veRSEDE...



Başlığı Olmayan Bir Hikaye
Onu ilk kez orta 2 de görmüstüm. Gerçekten çok güzeldi. Dümdüz saçlari, ela gözleri vardi. Içimde acayip birsey hissetmistim. ama o bana sadece bakmisti. benim sanki dünyam yikilmisti. Sonraki günler gene okulda onu görüyordum. ama o bana sadece bakiyordu. Onu düsünerek bütün yili geçirmistim.

Son siniftaydim. Okulun ilk günüydü. Herkes birbiriyle selamlasiyordu. ben biraz geç gitmistim. Zaten okulun ilk günüydü. Gene onu görmüstüm. Çok güzeldi. Daha bir güzel olmustu. Sanki bütün bir yaz, güzellik merkezinde geçirmis gibiydi. Koridorda yürürken herkes ona bakiyordu. O an "ALLAHIM!! NE KADAR GÜZEL bir KIZ.!!!!!!" diye geçirdim içimden. ama biliyordum, böyle bir kiz benimle beraber olmazdi. Sinifi benimkinin hemen yaniydi. Arkadaslarimi görme bahanesiyle siniflarina girerdim. amacim onu daha çok görmekti. Ogün birçok kez onunla göz göze gelmistim. ama o hep baska taraflara bakiyordu. benimse sanki dünyam yikiliyordu. O aksam eve gittim. Gece hep onu düsündüm. kendi kendime: "ben NE YAPIYORUM!!" dedim. Muhakkak beraber oldugu biri vardir diye geçiriyordum içimden. Unutmaya çalisiyordum. ama hep onu düsünüyordum. Hergün gözgöze bakismalarla sömestr gelmisti. Kafama koymustum. Tatilden sonra muhakkak onunla tanisacaktim. ve bu hayalimle yariyil tatiline girmistim.

Nihayet tatil bitmisti. 15 gün bana 15 asir gibi gelmisti. ve nihayet onu görmüstüm. Koridorda yürümüyor adeta süzülüyordu. Sinifina girdi. Arkasindan bende girmistim. Sinif çok kalabalikti. Yerine oturdu. Sonra bana bakti. ve güldü. beni o sekilde donmus bir mumya gibi görünce yüzünde bir gülümseme oldu. bense kipkirmizi olmustum. Hemen ordan uzaklastim. Hiç tenefüse bile çikmadim. Okul çikisinda eve yildirim hiziyla varmistim. O aksam hiç uyuyamadim. Uzun zamandir hoslandigim kiz bana gülümsemisti, ama ben kaçmistim. O kalabalik ortam benim bütün cesaretimi kirmisti. bir hafta boyunca hiç onun yüzüne bakamamistim.

bir gün kantinde tek basima otururken yanima geldi. ben saskinliktan hiçbirsey yapamamistim. O dünya güzeli kiz neden yanima gelmisti diye kendi kendime sorarken, bana : "Geçen gün icin sizden özür dilerim. " dedi. ve uzun uzun gözlerimin icine bakti. Gözlerimin icine bakarken yüregimde bir sicaklik hissettim. ama heyecanimdan hiçbirsey söyleyemedim. ve yanimdan kalkti gitti. Hiçbirsey anlamamistim. Neden özür diledi. ve neden gözlerimin taa icine uzun uzun bakmisti.

Artik karar vermistim. Onunla ne pahasina olursa olsun tanisacaktim. birgün okul çikisinda gözlerim onu aradi. ve en sonunda onu gördüm. Hemde yanlizdi. Iste firsat diye geçirdim içimden ve ona dogru yürümeye basladim. Yanina vardigimda bana bakti ve gene uzun uzun gözlerimin icine bakti. O an nasil yaptim hala bilmiyorum ama ona : " sizINLE KONUSABILIRMiyiZ??" dedim. bir an bir suskunluk oldu. ve "OLABILIR!" dedi. Sanki dünyalar benim olmustu. Uzun zamandir hoslandigim kizla tanisma imkani bulmustum. Okulumuzun hemen yaninda park vardi. Oraya dogru yürümeye basladik. ama hiçbirsey konusmuyorduk. En sonunda parka varmistik. O oturmustu ben ayaktaydim. "benIMLE NE KONUSMAK ISTIYORSUNUZ?" dedi. bende bütün cesaretimi toplayarak: "SINIFLARIMIZ YANYANA. sizIN SINIFTA HEMEN HERKESI TANIYORUM. siz HARIÇ.. sizINLEDE TANISMAK ISTEMISTIM DE." demistim. Oda "BILIYORUM. HEMEN HER TENEFFÜS bizIM SINIFTASINIZ." dedi. Heyecanim giderek azaliyordu. ama kalbim deli gibi atiyordu. Sonra : "ben RIDVAN" dedim elimi uzatarak. "benDE ARZU!!!" dedi. Tokalastik. ARZU dedim içimden. "EFENDIM" dedi. Sadece bakisiyorduk. bir an "ELLERINIZ TITRIYOR!!" diye bir ses duydum. Özür dilerim dedim. Ellerimiz ayrilirken dualar ediyordum. Bu an hiç bitmesin diye. "YARIN DAHA ÇOK VAKTIMIZ OLUR. Eve GEÇ KALDIM!!" dedi. ben sadece bakakalmistim. ayrilirken gene bana bakti ve güldü. ama bu seferki bir baska gülüstü. Kalbim deli gibi atiyordu. Sabahi iple çekiyordum. O gün zar zor uyumustum.

Erkenden kalkmistim. Apar topar okula varmistim. Koridorun ucunda adeta kamp kurmustum. Içimden "ARZU, ARZU, ARZU" diyordum. bir an "EFENDIM!" diye birses duydum. Arkami döndüm ve onu gördüm.Meger o gün erken gelmis. ben heyecandan ne yapacagimi bilmezken o bana "MERHABA" dedi. biraz bekledikten sonra "MERHABA" diye karsilik verdim. "ilk IKI DERSIM BOS. " dedi. ve lafini bitirmesine izin vermeden "benIMKileRDE " dedim. Beraber kantine indik. Kimseler yoktu. Masanin etrafina karsilikli olarak oturduk. Sadece bakisiyorduk. bir an kitaplarim yere düstü. ve o ses beni kendime getirdi. Onunla muhabbet etmeye basladim. Nereli, kaç yasinda, kaç kardes herseyini ögrenmistim. Konustukça ne kadar güzel konusuyo, ne güzel fikirleri var diyordum. Sonra zil çaldi. 2 ders bu kadarmi kisa sürerdi. Siniftayken yillar gibi gelen dakikalar, simdi sanki birkaç saniye gibiydi. "ZIL ÇALDI. GITMEM GEREKIYOR. " dedi ve yanimdan ayrildi. Giderken gene o hasta oldugum gülümsemesini yapti.

Daha sonraki günler gene onunla kantine inip muhabbet ettik. Bazen siniflarina gittigimde onunla konusan erkek gördümmü ters ters bakardim o çocuklara. Onun hiçbir erkekle beraber olmasina tahammül edemiyordum. Onu herkesten kiskaniyordum. Hemen her teneffüs beraberdik. O da bundan rahatsiz gibi görünmüyordu. Samimiyetimiz bayagi ilerlemisti. En sonunda kafama koydum. Ona soracaktim. Beraber oldugu biri varmi. Eger beraber oldugu biri yoksa, acaba beni kabul edermi??? Evet bunu yapacaktim.

bir cuma günü, okul çikisinda "haftaSONU NE YAPACAKSIN?" diye sordum ona. Arkadaslariyla okulda bulusup taksime gidecegini söyledi. Üzülmüstüm. Oysa benimle beraber olmasini o kadar çok istiyordumki!!! Kafami önüme egdigim anda "ama PAZAR GÜNÜ EVDEYIM!!" dedi. Kafami kaldirip yüzüne baktigimda gülümsüyordu. Hemen lafi degistirip "ISTERsen EVINE KADAR BERABER YÜRÜYELIM" dedim. "TamaM" dedi. Yolda yürürken hep o konusuyordu. bense pazar günü ne yaparim diye kafamda planlar yapiyordum. Evinin önüne geldigimizde "ISTE EVIM BURASI ". "benIMLE BERABER YÜRÜDÜGÜN IÇIN TESEKKÜRLER" dedi ve usul usul bana bakarak evine girdi. Pazar gününü iple çekiyordum. bir bahane bulur ve evine giderim diye düsünüyordum. Pazar günü erkenden kalktim. ama pencereden disari baktigimda bütün planlarim altüst olmustu. Disarida acayip bir yagmur vardi. bende mecburen evde oturmak zorunda kaldim.

Okullarin kapanmasina bir ay kala "LiseYI NERDE OKUYACAKSIN?" diye sordum ona. "BILMIYORUM!! ama BÜYÜK IHTIMALLE BAKIRKÖY'DE" dedi. "NASIL YANI BÜYÜK IHTIMALLE" diye sordum. "SANA GÖSTERDIGIM EV TEYZEMIN EVI... ANNEM BABAM ve ABIM KEMERBURGAZDA OTURUYORLAR.. ORDAKI OKULLAR PEK iyi DEGIL.. ONUN IÇIN benI BURayA, TEYZEMIN YANINA GÖNDERDileR." dedi. Nasil yaptim bilmiyorum ama "iyiKI GÖNDERMISLER" dedim. Bana bakti ve güldü. "INSALLAH ayNI OKULA DÜSERIZ" dedim. O da kafasini evet der gibi salladi.

Son hafta "TATILDE NE YAPACAKSIN" diye sordum Arzu'ya. "MEMLEKETE GIDECEGIZ" dedi. ben sanki yikilmistim. "YANI IZMIR'EMI GIDIYORSUNUZ" diyebildim. Basini öne egerek "EveT!!!" dedi. bir an durdum ve "sen GELENE KADAR senI BEKLEYECEGIM!!!" dedim. Bana bakti ve güldü. Gözlerine baktim sanki isil isil parliyordu. ve aniden boynuma sarildi. Sanki "benI birAKMA !!" der gibiydi. O an kalbimde bir sicaklik hissettim. Aglamamak icin kendimi zor tuttum. Sonra "HADI GIT... NE OLUR ÇABUK DÖN!!" dedim. ve gitti.

Okul bitti. Tatile girdik. ben hep onu düsünüyordum. Geceleyin sokaklarda bos bos dolasip onu hayal ediyordum. Eve geç gidiyordum. Bu aralar evlede aram açilmaya baslamisti. Onun yanindayken birkaç saniye gibi geçen saatler, artik asirlar gibi geliyordu. Onu çok özlüyordum. Acaba oda beni özlüyormu diye içimdende geçiriyordum. Hergün dualar ediyordum. Onun yüzünü biran önce görmek icin. En sonunda dualarim kabul olmustu. Okullarin açilmasina bir ay kala istanbula gelmisti. Telefon çaldiginda bakmistim. Arayan oydu. Sesini hemen tanidim. "ben GELDIM.. benI HALA BEKLIYORMUSUN?" diye sordu bana. "EveT. HEMDE DUALAR EDEREK BEKLIYORUM" dedim. Okulun önünde bulusalim dedi. Tamam dedigim gibi disari çiktim. Yürümüyor sevincimden kosuyordum. Okula vardigimda ter icinde kalmistim. Onu beklemeye basladim. ve onu köseden dönerken gördügümde gözlerime inanamadim. 2 ay boyunca göremedigim, ugruna dualar ettigim kiz bana gülümseyerek geliyordu. bende ona dogru yürümeye basladim. En sonunda beraber olmustuk. "HOSGELDIN" dedim, oda "HOSBULDUK" dedi. Gözlerim dolmustu. "senI ÇOK ÖZLEDIM ARZU" dedim ve boynuna sarildim. Öyle bir sarildim ki 2 ayin hincini çikartiyordum adeta. Oda bana sariliyordu. Sonra gözlerimiz bulustu. "senIN EN ÇOK NEYINI ÖZLEDIM BILIYORMUSUN!!! ELA GÖZLERINI ve EN ÇOK DA GÜLÜSÜNÜ" dedim. bir an bakakaldi. Sana birsey söyleyecegim dedi. Ailem liseyi bakirköyde okumama izin verdi. Bu lafi duyunca sanki dünyalar benim olmustu. Sevdigim kizla ayni yerde liseyi okuyacaktim.

birbirimizin telefonlarini aldik ve onun hangi liseye kayit olacagini ögrendim. kendimi de o liseye kayit ettirdim. Okulun ilk günüydü. Onu kapinin önünde bekleyeme basladim. En sonunda görünmüstü. ama yaninda bir erkek vardi. O an dünyam basima yikilmisti. Sevdigim kizin yaninda bir erkek vardi. Hemde bayagi büyük biriydi. Bu bana çok koymustu. ben bunlari düsünürken o beni gördü kosarak yanima geldi. "MERHABA" dedi. ben sadece gözlerine bakiyordum. Cevap vermedigimi görünce "NE OLDU" dedi. "KIM O ÇOCUK" dedim. Sakayla kariaptal"YOKSA KISKANDINMI?" dedi. Bayagi sinirlenmistim. O da bunu anlayinca o benim abim. Okulun ilk günü beni birakmaya geldi. Nasil bir okul oldugunu annemlere söyleyecek dedi. ben "OH BE " dedim. "NEDEN OH BE DEDIN" diye sordu bana. "HIIIÇ" dedim. Gözlerimin icine bakti. Sanki bana birseyler anlatmak istiyordu. Sonra "ARZU" diye bir ses duydum. Ikimizde ayni yöne bakinca abisinin yanimiza geldigini gördüm. Hadi gir içeri dedi. O da tamam dedi. Abisi bana bir bakti. Sonra çekti gitti. ben çok mutluydum. Çünkü sevdigim kizla ayni okuldaydim.

bir hafta sonra Arzu' ya "senINLE birSEY KONUSACAGIM." dedim. "NE HAKKINDA" diye sordu. "ÖZEL birSEY" dedim. Gözleri parlayarak "TamaM" dedi. "CUMARTESI OKULUN ÖNÜNE GEL ORDA BULUSUP birYERLERE GIDIP KONUSURUZ" dedim. O da olur dedi. Bu sefer bütün cesaretimi toplayip bu kiza onu deliler gibi sevdigimi söyleyecegim. Diye içimden geçiriyordum. Cuma günü arzu birini getirdi yaninda. ben arkadasi sanmistim. sizi tanisatirayim dedi. Kizin adi fulyaymis. Arzu' nun yegeniymis. ayni okulda olmasinin bir sebebi de oymus. Ailesi bir akrabasi yaninda olursa daha iyi olur demis.

Ertesi gün erkenden kalktim güzelce giyinip okulun yolunu tuttum. Okulun önünde beklemeye basladim. Köseyi döndügünü görünce sok olmustum. Harika giyinmisti. "NE KADAR GÜZEL!!" diye geçirdim içimden. Yanima geldi "MERHABA" dedi. "BUGÜN ÇOK GÜZELSIN" dedim. Yanaklari kipkirmizi oldu. Basini önüne egip "TESEKKÜR EDERIM!!" dedi. ileride bir café var oraya gidelim dedim. Olur dedi. Kafeye vardigimizda birseyler söyledik. ve konusmaya basladik. "benIMLE NE KONUSMAK ISTIYORSUN?" diye sordu Arzu. "bir KIZDAN HOSLANIYORUM. ama ONA bir TÜRLÜ AÇILAMIYORUM. BANA YARDIM EDERMISIN?" dedim. ben bunlari söyledikten sonra gözleri dolmustu. Aglamamak icin kendini zor tutuyordu. Gözlerimin icine bakarak "O KIZI TANIYORMUYUM?" diye sordu. "EveT!!! HEMDE ÇOK YAKINDAN TANIYORSUN.." diye cevap verdim gözlerinin taa icine bakarak. Sanki daha bi yikilmisti. ama bilmiyorduki hoslandigim kiz oydu. "senCE NE YAPMALiyiM?"
diye sordum ona. icinden ne geliyorsa onu yap dedi. "ben DUYGULARIMI KOLay KOLay ANLATamaM.." dedim. "sen BILIRSIN." "ARTIK benI Eve GÖTÜR!!!" dedi. "NEDEN! NE OLDUKI ?" diye sordum. "BASIM AGRIYOR!" diye karsilik verdi. Peki deyip onu evine kadar götürdüm. Eve gidene kadar yolda hiç konusmadik. Evinin önüne gelince gözlerimin icine bakti. Içim sizlamisti o bakislar karsisinda. Boynuma sarilip kulagimin icine birseyler söyledi. ama anlamamistim. tekrar söylermisin dedim. Bosver dedi yüzüme bakmadan apartmanin icine girdi. Sanirim agliyordu. Sanirim onu üzmüstüm. Hayatta tek deger verdigim insani aglatmistim. Bu bende tarif edilemez bir aciya sebep olmustu. Ondan sonraki günler benimle pek konusmamaya baslamisti. Onu her gördügümde bir yerlere dalip gidiyordu. bir hafta sonra "ARZU NEYIN VAR!!! KAÇ GÜNDÜR benIMLE FAZLA KONUSMUYORSUN.." diye sordum. Oda bana "O HOSLANDIGIN KIZLA senI YANLIZ birAKIYORUM YA!! DAHA NE ISTIYORSUN!!" dedi. Sinirli sinirli bakarak. beni okul çikisinda eski okulumuzun ordaki parkta bekle. Sana o kizin kim oldugunu söyleyecegim dedim. Basini öne egerek "OLUR BEKLERIM!!" dedi. Okul çikisini iple çekiyordum. Çok ama çok heyecanliydim. ve sonunda zil çalmisti. Okulun kapisindan çikarken "ALLAHIM BANA GÜÇ veR!!" diye dualar ettim. Parkin önüne gelip beklemeye basladim. bir kaç dakika sonra yanima geldi. "HADI SÖYLE!!" dedi. "SANA DAHA ÖNCEDE SÖYLEMISTIM.. ben DUYGULARIMI, IÇIMDEKileRI KOLay KOLay Dile GETIREN birI DEGILIM. " dedim. Gözlerinin taa icine bakarak. "HOSLANDIGIM KIZIN EN ÇOK NEYINI BEGENIYORUM BILIYORMUSUN""diye sordum. Gözlerimin icine bakarak "SÖYLE!!" dedi. Gözlerimi kapatip ve bütün cesaretimi toplayip
"ELA GÖZLERINI!!!!! ve EN ÇOK DA GÜLÜSÜNÜ!!!!" dedim. Sonra gözlerimi açtim. Rahat bir dakika sadece bakistik. Sonra boynuma sarildi. ve hüngür hüngür aglamaya basladi. Kulagima "benDE!" dedi. O kiz kim anladinmi? Diye sordum. Basini salladi. Sonra yüzüme bakarak tekrar "benDE!" dedi. ve kosarak evine gitti. Hiç kipirdayamiyordum. Sanki donup kalmistim. "ALLAHIM SANA SÜKÜRLER olsun!!" diye defalarca içimden geçirdim. En sonunda benimde artik bir sevdigim var. diyordum. Heyecanimdan kalbim deli gibi atiyordu. O hoslandigim kiz, ugruna dualar ettigim kiz. O da benden hoslaniyormus. Bunu bildikçe sevincim bir kat daha artiyordu. Sonra o parktan taa eve kadar yürüyerek geldim. Aksam yattigimda ne kadar yoruldugumu anladim. Sabahleyin kalkar kalkmaz kahvalti bile yapmadan okula gittim. Siniflarina gittim daha gelmemisti. Çok iyi dedim içimden. Onu karsilarim. Dedim içimden.. 10 dakika sonra koridorun ucunda görünmüstü. Sanki bana daha bir baska gözüküyordu. Daha bir güzellesmis gibiydi. Koca okulda sadece koridorda yürüyen ARZU, birde ona bakan ben vardim sanki. Hiçkimseyi gözüm görmüyordu. Koridorda yürürken sadece o bana bende ona bakiyordum. Yanima geldi "MERHABA" dedi. Kekeleyerek "MERHABA" diyebildim. "KANTINE GIDELIMMI " diye sordu. "TABIKI" dedim. Kantine vardigimizda kimseler yoktu. Kantinin ortasinda durdu, bana döndü, resmen aglamak üzereydi. Boynuma sarilip "NE OLUR benI birAKMA!!" dedi. O anki duyguyu anlatamam. Hani derler ya yasanmadan anlamazsin, gerçektende öyle birseydi. Aglayarak cevap verdim. "HIÇbir ZamaN!!" dedim. Sonra bana daha bi siki sarilmaya basladi. Rahat bir dakika boyunca birbirimize sarilmistik. Sonra gözlerimiz birbirimize bakti ikimizde agliyorduk. "BILIYORUM!! DUYGULARINI Dile GETIREMIYORSUN.. ama INAN senDEKI DUYGULARIN ayNISINI benDE SANA HISSEDIYORUM. SÖYLEMEsenDE BILIYORUM. benI DELI GIBI SEVIYORSUN. BUNU HISSEDEBILIYORUM.." dedi. ben sadece kafami öne egip "EveT!!" diyebildim. Neden bilmiyorum ama söyleyemiyordum. Onu deliler gibi sevdigimi ugruna canimi verebilecegimi bagira bagira söylemek istiyordum, ama yapamiyordum. Bütün bir yil boyunca hep beraber dolastik. hafta sonlarini ve teneffüsleri iple çekiyordum. Onu daha fazla görebilmek amaciyla.

Yil sonu yaklasiyordu. Okulun kapanmasina yaklastikça daha bir hüzünleniyordu. bir gün "NEDEN SON GÜNLERDE HÜZÜNLENIYORSUN?" diye sordum. "BILIYORSUN!! TATILLERDE HEP MEMLEKETE GIDIYORUZ. senDEN ayRILMAK benI MAHveDIYOR. ONUN IÇIN ÜZÜLÜYORUM." dedi. Biliyordum. Her yaz memlekete giderlerdi. ve bu beni daha bir üzerdi. "NE OLUR GITME!! HIÇ OLMAZSA BU YAZ ISTANBUL DA KAL" dedim aglayarak. "AGLama!!! sen AGLADIKÇA ben DayANAMIYORUM. ÇOK ÜZÜLÜYORUM." diyordu. "benIM IÇINDE ÇOK ZOR GEÇECEK. sensiz 2 KOCA ay" dedi. ve sonunda okullar kapandi. Giderken onu son bir kez daha görmek icin evlerine gittim. Kapida babasinin arabasi vardi. Evet gidiyorlardi. Az sonra hepsi birden kapidan çiktilar. Annesi, babasi, abisi ve en sonunda ARZU.. herkes arabaya bindi. Arzu tam binerken kendimi gösterdim. Aglayarak ona baktim sanki o da agliyordu. "NE OLUR benI birAKMA!! GITMEME IZIN veRME" der gibiydi. Araba çalisti. Sanki, deliler gibi sevdigim kizi elimden zorla aliyorlar, götürüyorlar gibiydi. Gitmisti. 2 ay boyunca onu göremeyecek, onunla olamayacaktim. Her gece dualar ediyordum. sokaklarda bos bos dolasiyordum. Onu düsünüyordum. "KESKE YANIMDA OLSA" diyordum.

birgün telefon çaldi. Arayan ARZU' ydu. Hatrimi sormak icin aramis. "YAKINDA GELECEGIM.!!! senI ÇOK ÖZLEDIM." dedi. "benDE!!" diye cevap verdim. "benI DÜSÜNÜYORMUSUN?" diye sordu. "HER GÜN HER saat " dedim. "DINLE O ZamaN" dedi. "benI YANINDA ISTIYORSAN, GECELERI ay' A BAK benI DÜSÜN.... EGER KALBINDE bir SICAKLIK HISSEDERsen, ANLAKI benDE senI,,, ay' A BAKIP DÜSÜNÜYORUMDUR." dedi. ben aglamaya basladim. beni, benden fazla seven biri vardi diye geçirdim içimden. "TamaM!! CANIM" dedim. Sonra telefonu kapatti. O aksam onun dedigini yaptim. aya baktim onu düsündüm 10-15 dakika sonra bir kalbimde sicaklik hissettim. "ALLAHIM!! sen NE BÜYÜKSÜN!" dedim içimden. Gerçektende kalbimde onu hissettim. Ne olur çabuk gel dedim aya bakarak.

Aradan bir ay geçti. tekrar telefon çaldi. Arayan gene ARZU'ydu. "ISTANBULA GELDIM. TEYZEMLERDEYIM. bir saat SONRA OKULUN ÖNÜNDE BULUSALIM CANIM " dedi. "TamaM" dedim. En güzel kiyafetlerimi giydim. Eee kolaymi? Sevdigim kiz uzaktan geliyor. O kadar çok heyecanliydim ki. Hemen okulun önüne gittim. Daha 20 dakika vardi. Onu beklerken her dakika bir ömür gibi geliyordu bana. En sonunda görmüstüm onu. 2 aydir göremedigim sadece kalbimde hissettigim kiz, bana dogru geliyordu. bende ona dogru kosmaya basladim. Yan yana geldigimizde "HOSGELDIN " dedim. Aglamaya basladim. ve sonra öyle bir sarildim ki, bütün özlemimi sanki ondan çikariyordum. "senI ÇOK ÖZLEDIM CANIM!!" diyordum. "benDE!!!" dedi. Hep o bana benDE! derdi. Sonra "GEL!!! senI TEYZEMLE TANISTIRACAGIM" dedi. Teyzesinin evine dogru yola koyulduk. Eve vardigimizda teyzesini gördüm. Koltuga oturdum. Arzu' da yanima oturdu. Teyzesi "BU O ÇOCUK MU?" diye sordu. Arzu' da utanarak "EveT!!" dedi. Teyzesi "BAHSETTIGIN KADAR VARMIS KIZ " dedi. bir ara gülüstüler. ben hiçbirsey anlamamistim bu konusmadan ama onlarin gülmesi benimde hosuma gitmisti. Bütün gün teyzesinde oturduk. Muhabbet ettik. Teyzesi beni sevmisti. ayrilirken kapinin önünde ben ayakkabilarimi giyerken teyzesi ve ARZU beni izliyordu. ben hosçakalin diyecekken teyzesi "ben sizI YANLIZ birAKayIM ?" dedi gülerekten. Sanki aklimi okumustu. "TEYZEN ÇOK iyi birI..
NE OLUR kendiNE DIKKAT ET.!!!!!!!" dedim ve ona doya doya sarildim. O da "GÜLE GÜLE" dedi. Onu çok seviyordum. Oda bunu biliyordu. ama bunu bir türlü söyleyemiyordum. Okullar açilana kadar hergün onunla beraberdim. O yanimdayken zaman hiç geçmesin, o anlar hiç bitmesin istiyordum.

Okullar açildiginda gene beraberdik. Siniflarimiz gene yanyanaydi. Her teneffüs onu görmek icin yanina giderdim. Her yanina gidisimde, ayri bir heyecan vardi yüregimde. Kalbim onun yanindayken deli gibi atardi. Eger ben onu üzmüssem, yanliz kaldigimiz bir anda bana masum masum bakar, ben ne oldugunu anlar nedenini bile sormadan "ÖZÜR DileRIM! " derdim.. Bütün yil boyunca hep böyle geçti. Derslerim zayifmis artik hiç umrumda bile degildi. Onunla beraberken dünyayi tanimiyordum. Yil sonunda onun dogum günü vardi. Ona söz vermistim. Okullarin kapandigi hafta onu bir yere götürecektim ve dogum gününü orda beraber kutlayacaktik. hafta sonu Arzu'yla beraber yola koyulduk. Aksam saat 10'da teyzesinden zor izin almistim. Doya doya 2 saatim vardi. Onunla sahile gittik. bir demet kirmizi gül almistim. O gün hava biraz bozuktu. Çiçegi Arzu 'ya verdim. biraz yürüdükten sonra bir bankta yanyana oturduk. Bana "KIRMIZI GÜLÜN NE ANLama GELDIGINI BILIYORMUSUN?" diye sordu. Basimi evet anlaminda salladim. "SÖYLE O ZamaN" dedi. Gözlerine baktim, sanki o iki kelimeyi ona söylemem icin bana yalvariyordu. "ayAGA KALK" dedim. Onu karsima aldim ve bütün cesaretimi toplamaya çalisiyordum. Gözlerimi kapadim. "HADI SÖYLE" diyordu. Söylemiyor adeta yalvariyordu. "ARZU" dedim. "EveT !!! DEVAM ET !" dedi. "ben SE..." dedim ve burnuma bir yagmur damlasi geldi. Sonra bir tane daha, bir tane daha. ve yagmur baslamisti. O an onun gözlerine baktigimda sanki "NE OLUR DURMA!!!! SÖYLE !" diyordu. ama benim bütün cesaretim kirilmisti. O yagmur beni mahvetmisti. Yagmur o anki bütün büyüyü bozmustu. Sonra o bana ben ona bakarak gülmeye basladik. Yagmur deli gibi yagiyordu. birden onun gözlerine baktim. Gülmeyi birakmis sadece bakisiyorduk. "NEREYE GIDERsen GIT YANINDA OLACAGIM!!!!!!!!!
O IKI KELIMEYI SÖYLEYEMEsenDE!!!!" dedi. Gözlerimin taa icine bakarak. Ondan sonra bir sarildi ki... O an hiç bitmesin istedim. Islanmaya baslamistik. seni evine götüreyim dedim. Eve kadar yürüdük. Hiç durmadan çiçeklere bakiyordu. "benIM GÜZELLERIM!!" diyordu. Eve geldik. iyi geceler dedim. ve ona sarildim. Onu eve biraktiktan sonra sokaklarda, o yagmurlu caddelerde dolasmaya basladim. O kadar mutluydum ki. Her ne kadar söyleyemesemde, bir sevdigim vardi. Hemde benim onu sevdigim kadar. ve o kötü an gene gelmisti. Her yaz oldugu gibi gene memlekete gidiyorlardi. Onu ugurlamaya gidecektim. ama o izin vermedi. "senIN AGLamaNA DayANAMIYORUM.. senI ÜZMEK ISTEMIYORUM." dedi. Onun yaninda aglamami hiç istemezdi. ve gitti. ben gene o bos sokaklarda deli gibi onu düsünüyordum. Her gün aya bakiyordum. Onu düsünüyordum.

ama bu sefer tatil sanki daha bi erken bitmisti. Gene okul açilmisti. Onu gene görmüstüm. Okulun koridorunda yürürken bana öyle bir bakiyordu ki.. anlatamam. Yanima geldiginde "HOSGELDIN.. CANIM!!" dedim. "HOSBULDUK!!" dedi. Bütün bir yili onunla beraber geçirdim. Okulun kapanmasina 2-3 ay kala "ÜNIveRSITE SINAVINA GIRECEKMISIN?" diye sordum. Evet dedi. "PEKI ISTANBUL IÇINI KAZANABILIRMISIN?" dedim. "BILMIYORUM... ama SANMAM. ISTANBUL IÇI ÇOK PUAN... O KADAR PUANI ALamaM" dedi. bende " O ZamaN senDE, AÇIKÖGRETIMI YAZ" dedim. olur dedi. "ama senDE bir YERE GITME OLURMU. sensiz ben BURALARDA NE YAPARIM" dedi. "senI HIÇbir ZamaN birAKMayACAGIM.." dedim. Okul kapanmisti. Sinav günü gelmisti. onu aradim. "INSALLAH KALBINDEKI YERI KAZANIRSIN" dedim . "KAZANDIM Bile... ÇÜNKÜ KALBIMDE sen VARSIN!!! " dedi.. ben o an müthis derecede sevinmistim. Sonra sinava girdim. Sinavda dualar ediyordum. Arzu yanimda olsun diye. ama onun benim yanimda olmasi icin benimde istanbul icinde bir yere puan tutturmam lazimdi. ve bunlari düsünerek sinavdan çikmistim. Sinavdan sonra hemen arzuyu aradim. Nasil geçti diye sordum. "ÇOK iyi.. senINKI NASILDI" diye sordu. benimkide iyiydi dedi. O sene tatile gitmemisti. Bütün yaz beraberdik Sinav sonuçlari açiklaninca kendi kazandigim yere baktigimda sok olmustum. Bogaziçi gibi bir yeri tutturmustum. Bu mutlu haberi hemen arzuya ilettim. O da çok sevindi. sen nereyi kazandin diye sordum. "ilk TERCIHIM AÇIKÖGRETIMDI.. ORayI KAZANDIM.." deyince dünyalar benim olmustu. bir ara ailesinin yanina gitti. bir hafta kadar sonra geri geldi. onlarida çok özledim. Onun icin gittim dedi. En sonunda ben üniversiteye yazildim. ilk gün beraber gittik. Kantindeki manzara çok güzeldi. Köprünün bir kismi gözüküyordu. Deniz ayaklarinin altindaydi. Kantinde çevreme baktim. Her kesimden insan vardi. "NE KADAR ÖZGÜR bir YER DEGIL MI?" diye sordum. Gözlerimin icine öyle bir baktiki "NE OLDU? NIYE ÖYLE BAKIYORSUN" dedim. "ben SANA bir isim TAKMISTIM. DEMIN ONU SÖYLEDIN?" dedi. "NEYMIS O isim" diye sordum. "BASBASA KALDIGIMIZ bir ZamaN SÖYLERIM." dedi. "PEKI " dedim.

Yariyil tatili yaklasirken arkadaslarimla kantinde konusurken biri "YAA. HARÇLARADA BayA ZAM YAPTILAR BEE" dedi. ben sasirmistim. Daha bir açiklayici olmasini istedim. Çok para istiyorlarmis. Zaten benim babam harcin bir kismini zar zor vermisti. Bu kadar parayi kesinlikle bulamazdi. Hemen rehber ögretmenin yanina gittim. Herseyi anlattim hocaya. Hoca "DERSLERIN NASIL DIYE SORDU." diye sordu. "PEK iyi DEGIL" dedim. biraz daha konustuktan sonra benim babamin bu parayi bulamayacagini söyleyerek birazda kizarak kaydimi sildirdim. Üniversite hayatim tamamen bitmisti. Canim çok sikiliyordu. ama ARZU hep yanimda oldu. Bu durumu hemen atlattim. bir ay sonra arzu telefon etti. Aglayarak "NE OLUR YANIMA GEL!!" dedi. ben sok olmustum. Telefonu kapattigim gibi teyzesinin evine gittim. Kapiyi çalar çalmaz açti. beni karsisinda görünce daha çok aglamaya basladi. Onu salona kadar götürdüm. "NE OLDU KIZIM.. ANLATSANA" dedim. "BILIYORSUN.. BABAMI ISTEN KOVMUSLARDI.... KAÇ ayDIR IS ARIYOR.. EN SONUNDA BURDA YAPAMIYACAGIMIZI, IZMIRDEKI AKRABALARDAN birININ IS tekLIFI YAPTIGINI SÖYLEDI. BABA GITMEYELIM DEDIM ama O benI DINLEMEDI. 2 GÜN SONRA IZMIRE TASINIYORUZ.." dedikten sonra hüngür hüngür aglayarak boynuma sarildi. ben bu sözleri duyunca sok oldum. Dayanamayip bende agladim. "sen AGLama.. ben senIN AGLamaNA DayANAMIYORUM. " dedi. Salonun ortasinda konusmadan öylece duvarlara bakiyordum. "PEKI NE YAPACAGIZ" dedim. "BILMIYORUM. " dedi. ben felaket derecede üzülmüstüm. Sevdigim kiz bu sefer gerçekten gidiyordu. Hemde dönmemecesine. bir ara o bana bakti ve gülmeye basladi. "NEDEN GÜLÜYORSUN" dedim. "sen benIM EN ÇOK NEYIMI SEVIYORDUN" diye cevap verdi. Sonra bende gülmeye basladim. "senI AGLARKEN GÖRMEK benI KAHREDIYOR.. LÜTFEN AGLama" dedi. Sonra bende ne demek istedigini anladim. Gözlerine baktim aglamamak icin kendini zor tutuyordu. O bana ben ona bakiyorduk. Ikimizde biliyorduk 2 gün sonra ayrilacagiz. Sonra birden "HANI sen ÜNIveRTEDEKI ilk GÜNÜMDE BANA birSEY SÖYLEMISTIN HATIRLADINMI" diye sordum. "HIÇ UNUTMADIM KI " dedi. "NEYDI BANA TAKTIGIN O isim " dedim. Elini kalbime koydu ve gözlerimin icine bakarak "ÖZGÜR ADAM" dedi. ben donmustum. ama kalbimde öyle bir sicaklik hissettim ki anlatamam. "NEDEN.... " diyecektimki elini agzima götürüp susmami söyledi. "sen SOKAKLARDA benI DÜSÜNÜRKEN ben senI RÜYALARIMDA GÖRÜYORDUM. SOKAKLARDA DOLASIP benI DÜSÜNÜYORDUN. BUNU SADECE ÖZGÜR bir ADAM YAPAR." dedi. O an içimden "ISTE GERÇEK SEVGI BU OLMALI " dedim. O gün onlarda kaldim sabahleyin kalktigimizda telefon çaldi. Arayan babasiydi. Hemen eve gelmesini istedi. Onu istemiyerek de olsa evine götürdüm. Ona sordum "NEREDEN saat KAÇTA GIDIYORSUNUZ." Cevap vermedi. "senIN AGLamaNA DayANAMIYORUM. " dedi. "AKSama SON KEZ BULUSALIM"dedim. Kafasini evet anlaminda salladi.

Onu biraktiktan 1-2 saat sonra yagmur yagmaya basladi. Aksam olunca evinin önünde onu beklemeye basladim. Onu çagirdim. Asagiya geldi. "birAZ YÜRÜYELIM" dedim. "ama BU YAGMURDA.. YA HASTA OLURSAN ben NE YAPARIM" dedi. "SANA birSEY SÖYLEYECEGIM." dedim. Gözlerinin taa icine bakarak. Gözlerinin içi parlamisti bir anda "HADI YÜRÜYELIM !!! " dedi. Yagmur altinda koca sokakta yürümeye basladik. bir kaç adimdan sonra bana döndü. "NE OLUR SÖYLE!! ARTIK O IKI KELIMEYI DUYMAK ISTIYORUM!!!" dedi. Anlamisti sanirim. Bu sefer söyleyecektim. Gözlerimi kapattim. "SÖYLE!! NE OLUR SÖYLE!!" diyordu. "senI S.." dedim ve ARZU diye kalin birsesle irkildim. Camdan babasi çagiriyordu. Arzuda bana usul usul bakarak evine gitti. O koca caddede sadece o ve ben vardik. O bana bakarak eve giderken, ben ona elimi uzatmis "NE OLUR GITME.. benI birAKMA!!!!!" diyordum. Apartmana girerken bana son bir kez bakti ve güldü. ben kaderime isyan ediyordum. Sevdigim kiza bir kez olsun onu deliler gibi sevdigimi söyleyemedim diye. Sevdigim kizi elimden aliyorlar diye. Kalbim çok aciyordu. Onsuz ne yapacagimi düsünüyordum. Ertesi gün erkenden kalktim. Evlerinin önüne gittim. ama camlarinda perde yoktu. Apartmana kosarak girdim. Kapi açikti eve girdim hiçbir esya yoktu. Bütün odalar bombostu. "siz KIMSINIZ" diye bir sesle irkildim. "ben ARZUNUN bir ARKADASiyiM. ONU ZIYARETE GELDIM " dedim. "onlar TASINDILAR.. bir DAHA ISTANBULA BELKIDE HIÇ GELMEYECEKLER. ben onlarIN KOMSUSUYUM. sen GALIBA O ÇOCUKSUN." dedi yasli teyze. "HANGI ÇOCUK" diye sordum. "BAZEN ARZU' YU EVDE GÖRÜRDÜM. ÇOK NADIREN. ONU HER GÖRDÜGÜMDE kendi DUVARINA BAKIP DALARDI.. GÖZLERI DOLARDI.. SANIRIM birINI DÜSÜNÜYORDU. DELIKANLI,,,,, bizDE GENÇ OLDUK.. bizDE BU DUYGULARI YASADIK.. ALLAH SANA YARDIM ETSIN!!!" dedi ve gitti. ben hemen onun odasina gittim. ve duvarina baktim. Baktigim gibi gözlerim doldu. bir kalp resmi vardi. Çok ufakti. ama benim icin çok büyüktü. Kalbin icinde birseyler yaziyordu. Yaklasip baktigimda kalbimde bir sicaklik hissettim. Kalbin icinde "ÖZGÜR ADAM" yaziyordu. Gözlerim dolmustu. O bana böyle bir isim takmisti. Demek duvara bakip beni düsünüyordu. Diye geçirdim içimden. Ne yapacagimi bilmiyordum. Gene sokaklarda bos bos dolasiyordum. ama bu seferki bir baskaydi. Içimde kötü bir his vardi. Sanki bir sey olacakmis gibi bir his vardi içimde.

Aradan 4 gün geçti. O GÜN 2 MARTTI. Aksam uyuyamamistim. Geceleyin hava biraz bozuktu. Gökyüzüne bakip ayi aradim. ama bulamadim. Uykuya dalar gibi oldum. Kalbimde çok büyük bir aciyla uyandim. Kalbim çok aciyordu. O an aklima arzu geldi. Acaba ne oldu diye düsünürken, aklima gökyüzü geldi. Orda ayi aradim. bir kaç dakika sonra görmüstüm. Hemde bütün ihtisamiyla duruyordu. Bembeyazdi. Onu düsünürken gene kalbimde bir aci hissettim. tam o anda ayin yanindan bir yildiz kaydi. 10 saniye boyunca o yildizin kayisini izledim. Izlerkende kalbim aciyordu. Yildiz kaydi. Kalbimin acisida durdu. "ACABA NE OLDU" dedim içimden. Ertesi günler içimde bir huzursuzluk vardi. Asagi yukari 2 hafta olmustu. ama arzu hala aramamisti. 9 mart günü telefon çaldi. Arayan fulyaydi. Sesi aglamakliydi. "RIDVAN" dedi. "ben SU AN IZMIRDEYIM. ARZU ve BABASI TRAFIK KAZASINDA ÖLDÜ.. MURAT ABIMDE KOMADAN yeni ÇIKTI. NE OLUR METIN OL" dedi. ben yikilmistim. Telefonu kapattim. Yere diz çöktüm. "ALLAHIM!!!! NEDEN ben ?" dedim. kendi kendime bir söz söyledim; "KayBETMEYE MAHKUM bir ADAMSIN!!" kisaca KMBA derdim. Disari çiktim. Sahil kenarina gittim. Aglamamak icin acayip çaba sarfediyordum. Çünkü o benim aglamami istemezdi. Sahile vardim. Kimse yoktu. Deniz acayip dalgaliydi. "HayIR YA !!! NEDEN ben YA NEDEN!!!" bagirmaya basladim. En sonunda dayamayip agladim. Gözümden bir yas damladi. Kalbimde bir sicaklik hissettim. Sanki bana aglama diyordu. ama ben kendimi tutamiyordum. Deliler gibi agliyordum. Simdi ne yapacagim diyordum kendi kendime. O aksam deli gibi yagmur yagiyordu. O yagmurlu sokaklarda, o soguk caddelerde ben tek basima aglayarak dolasiyordum. Aglamam hiç durmuyordu. Hep onu düsünüyordum. birkaç gün sonra gene fulya aradi. "NE OLUR AGLama.. BILIYORSUN!! O senIN AGLamaNI HIÇ ISTEMEZDI." dedi. "PEKI " dedim. Bana telefonda herseyi anlatti. Kazanin nasil oldugunu. Kimin hatali oldugunu. Ondan mezarligin adresini aldim. Sonra hemen bir ise basladim. amacim para bulup bir an önce mezarliga gitmekti. Kafama koymustum, mezarligin yanina gittigimde birsey yapacaktim. HALA DÜSÜNÜYORUM.....




Hurma Ağacı
Uluçınar Köyünden 3 dönümlük bir bahçe satın almaya karar verdim.
İki odali kerpiç bir bag evinin oldugu bu bahçenin her yani çim, çiçek ve meyva agaçlari ile doluydu. Kiraz, dut, seftali, erik. Menekseler, güller, kasimpatilar...
Evi satan kisiyle tüm bahçeyi dolastik bir süre.
birden
- "ne alaka"
dedirtecek bir agaç gördüm. Hurma agaci. Bu yörede hurma yetismez ki. Marmara Bölgesinde ne isi var bunun? Satici gülümsedi. Aci bir gülümseyisti bu.
- "Yillar önceydi"
diye basladi anlatmaya.
- "Hastalandim.Yataklara düstüm.Hastaneye kaldirmislar beni. Ölmek
üzereyim. Sanirim cigerimde kocaman bir yara. Doktorlar ümidi kesmis. Sevdigim bir kiz var. bir gün çikmis gelmis hastaneye. Nasil sormus, nasil bulmus. Konustuk saatlerce. Aglastik. "seni ölene dek beklerim"
dedi. Sonra tam ayrilik zamani cebinden bir hurma çekirdegi çikardi verdi.
- "Bereket versin diye hep yanimda tasirim bu çekirdegi, senin olsun"
dedi.
- "Baktikça beni an, seni bekledigimi bil ve tez iyiles."
- "O küçük çekirdek, hayata uzanan bir köprü oldu bana. Pijamamin cebinde sakladim aylarca. Kimse bilmedi. Avucuma aldim. Ellerime degen kestane renkli saçları oldu. Baktım. Zeytin gözlerini gördüm.
İstersen Mucize de sen bu olaya. Iyileştim. Ölümü beklerken taburcu oldum. Bu bahçeye geldim. Hurma çekirdegini bahçeye diktim. Yöresi degildi. Mevsimi degildi. ama diktim. Tuttu. Filiz oldu. Fidan oldu. Agaç oldu."
Adam biran Sustu. Çekinerek sordum.
- "Ya sevdigin kiz?"
Gözlerindeki parlaklik yaş olup yanaklarına süzülürken,
- "o bir hurma agaci gibi dayanikli degildi"
dedi.
- "Gelin oldu. Elin oldu."




Bir Yudum Çay, Sevdalar Ve Aşk
Her gün bir bardak çay içmek icin oturdugum o güzel parkta bir hafta önce tanistigim ve çok güzel sohbetler ettigimiz yasli adamla yine birlikte günesli piril piril bir havada, yemyesil çimenler, agaçlar, rengarenk çiçekler ve kus sesleri icinde çaylarimizi yudumlayip sohbet ederken bizi bu güzel ortamin büyüsünden uzaklastiran bir sesle sohbetimiz bölündü.

-''Merhaba baba, nasilsin?''

-''Tesekkürler kizim, sen nasilsin?, bizde sohbet ediyorduk, bak seni arkadasimla tanistirayim...''

Daha sözü bitmeden kiz elini uzatarak o simsicak gülebilen gözleri, tebessüm dolu dudaklari, nese dolu sesiyle
-''Merhaba ben ASLIHAN''

Onu ilk gördügüm anda beynimde simsekler çakmis, gözlerim birer volkan krateri gibi siddetli patlamalarla sarsilmis, bedenimin her zerresi isteri krizine tutulmus gibi titremeye baslamisti, etrafimizi saran güzellikler ve güzel sohbetimiz uçup gitmis, sanki bir çölün ortasinda serap gören biri gibi olmustum, elini sikmak ve selamlamak icin ayaga kalkmaya çalistigimda sendeledim, ayakta zor durarak normalde çok akici konusabilen ben kekeleyerek
-''Merhaba ben ADNAN'' diyebildim.

Elini tuttugumda ise bu sözleri elini tutmadan önce söyleyebilmis olduguma sevindim, çünkü vücudunun elektrigi bedenimi sarmis ve ben ben olmaktan çikmistim. bir rüya görür gibiydim o babasina
-''bir haftadir evde anlattigin kisi degil mi, hani sohbetini çok sevdigini ve her gün onunla bulusmak istedigin kisi bu degil mi?''

Bana dönerek
-''sizi kiskanmaya baslamistik, babam hep sizden bahsediyor, ona anlattiklarinizi bize anlatiyor ne güzel sözler buluyorsunuz. Sanki sizi bizden çok seviyor diye düsünmeye hatta kiskanmaya baslamistik.''

tekrar babasina döndü
-''Bu gün yapacak bir isim yoktu seni görmeye geldim, birazda arkadasini merak ettim bahane ile tanismak istedim...''

Sözler fazla sürmedi kisa bir süre oturduktan sonra müsade isteyip gitti, gitti ama ruhumuda beraberinde götürdü. ben artik iki kisiyim bedenim her yerde olabilecek ama ruhum hep onunla kalacakti. Neydi beni ona baglayan, düsündüm durdum zaten tüm düsüncelerim onunla dolmustu, onun gülen gözleri, tebessüm eden dudaklari, kivir kivir dalga dalga saçlari, nese dolu sözleri hiç aklimdan çikmiyordu. Onunla birlikte oturmak, ellerini ellerime alip, gözlerinin icine bakarak ona gözlerimle anlatmak istiyordum kalbimdekileri.

Içimi kaplayan heyecan firtinasindan biraz olsun siyrilip gerçek dünyama döndügümde her gün zehir içer gibi yasadigim monoton hayatim beni kahretmeye
baslamisti. O ana kadar geçen günlerim aylarim yillarim heba olmuslardi. ben insanlari dogar büyür is sahibi olur evlenir çocuklari olur belki torunlari bile olur diye bilirdim. Sevdalari asklari okumustum ama hiç yasamamistim. Asklardan sevdalardan uzak siradan hayatim birden degisti, renklendi, neselendi, galiba ben asik olmustum. tekrar kendime baktim; hayir olamaz böyle bir seye hakkim yok böyle güzel duygulara kapilmaya, ben evliyim, çocuklarim var, sonra bu kiz bir arkadasimin kizi, duygularimi bilseler bana ne derler, çevremdeki insanlar, akrabalarim, dostlarim neler söylerler, esim çocuklarim ne der diye düsünürken ben ben olmaktan çikmistim. Çok farkli davranislar sergileyen biri olmustum. bir tarafta hayatimizin gerçekleri, bir tarafta duygularim hislerim kalmisti.

Kararsiz geçen günlerin birinde yine arkadasimla ayni yerde oturmus sohbet ederken bana
-''sende bir haller var, eskisi gibi degilsin, durgunsun, kelimeler
agzinda dügümleniyor, sanki büyük bir siri yasiyorsun sirlar karli daglarin
tepelerinden atilan bir kartopu gibi her geçen gün büyürler ve içimize sigmaz
olduklarinda patlarlar, anlatacak bir arkadasa ihtiyacin varsa ben seni
dinlemeye hazirim, senin icin yapabilecegim bir sey varsa söyle yapayim''dedi.

birden
-''Kizin'' diyecektim kelime agzimda dügümlendi.

-''Kizma ama bunu kimseye anlatamam içimde bir sir var ve bu sir bir gün benimle birlikte gömülecek.'' dedim.

-''seni hülyalara daldiran seni kendinden geçiren baska dünyalara götüren
sir gibi bir sirra sahip olmak isterdim'' dedi.

-''Kimi insan vardir kendinden geçmek ve anlatamadiklarini unutmak icin içer sarhos olur sizar, kimi insan vardir anlatamadiklarini resim yapar çizer, kimi insan vardir anlatmak istediklerini siir yapar yazar, kimi insan ise zaten kendinden geçmistir düsledigi an sizar, uyandigi an kalemi olmadan siirini kalbine yazar, firçasi olmadan resmini yapar görebildigi her yere..''
-''Sevdalar asklar hayatimiza renk katan, heyecan veren, yasama sevincimizi yücelten ve bize biz oldugumuzu ifade eden en güzel seylerdir. sende sevdalan, askla saril görebildigin, koklayabildigin, duyabildigin, tadabildigin, temas edebildigin her güzel seye.''

Lafimin arasina girdi ve
-''Nerde o günler benden geçti asklar sevdalar'' dedi.

Konuyu biraz dagitmaliydim sözlerime devam ettim.
-''Önünde duran çay bardagini ince belinden sikica kavra, gözlerini iyice aç ve gör rengini, demini, bununa götür kokla iyice çek nefesini icine tüm hücrelerin duysun o güzel kokuyu, simdi gözlerini kapa ve dudaklarina götür bardagi, dudaklarindaki sicakligi hisset, bir yudum iç ve dilindeki lezzeti düsün, artik söyle çaya güzelligini, söyle onu sevdigini ve dinle yüreginle dinle çayin sana verdigi cevabi, mutlaka duyacaksin çünkü hiç bir sevgi sözü cevapsiz kalmaz kulaklarini aç ve dinle duydugun an bil
ki yasiyorsun sevdalari aski...''


Günler aylar hatta yillar böyle geçti, içimdeki sevda ve ask beni eritiyordu, itiraf edememenin büyüttügü sirrim artik zaptedilmez hale geldi. Simdi ben bir baska sehirde yasiyorum. fakat hala ruhum onunla birlikte ve bana dönmüyor. bir zamanlar yaptigim bir hatanin cezasini yillardir çekiyorum ve hala çekmeye devam ediyorum...

Son günlerde bende bir seyler degismeye basladi. kendimi affetmeyi ögrenmeliyim diyorum. Yillar önce yaptigim o hatadan dolayi kendimi affedip bir sans daha tanimaliyim. Belkide hatada israr etmek yanlisti ve ben bu yanlisla yillarimi geçirdim. Artik kararliyim hatami affedip kendime bir sans daha taniyacagim. Iste o gün içimi dolduran sirrimi disa vurup anlatacagim ve sana haykiracagim '' senI SEVIYORUM '' diye...




İnci Gözlüm
İki genç aşık nehrin kenarında oturup birbirlerine sevgi cümlecikleri kurarken delikanlı sevgilisine: aşkım sana bir hikaye anlatmak istiyorum. Diyip başlar, bundan çok önceleri bir çocuk varmış bunun diğer çocuklardan farkı bu onlar gibi oyun oynamazmış onun düşüncesi iyi bir dalgıç olabilmekmiş daha küçük yaşında kursa başlar 10 yaşında kursu bitirir amacı ise bir tane inci bulmaktır kendini inci bulmaya adar yıllar yılları kovalar o deniz senin bu okyanus benim dalıp durur inci yüzünden hayatını unutur ne bir eş sahibi ne bir iş nede boy boy çocuk hiç bir şeyi yoktur sanki hayata inci icin gelmiştir yaşı 35 olmuş hala bir inci bulamamış hiç pes etmemiş aramaya devam etmiş çok ölümlerden dönmüş çok boğulmuş her yerinde yaralar oluşmuş ama yinede pes etmeden inciyi aramaya devam etmiş, hatta belki diyip nehirlere derelere bile dalmış ama faydası yok bulamamış yıllar onu yıpratmaya başlamış artık eski gücü kuvveti kalmamış yaşı 60 olmuş ama o halde ben hayatımı adadım ama bulacağım demiş pes etmemiş yaşı 70 e gelmiş zorlukla dalıyormuş ama bulmaya adamış bir kere kendini.
Son dalışlarını yapıyormuş artık ölümün yaklaştığını biliyormuş ama o sadece inciyi bulamadığı icin üzülüyormuş bir kez daha dalış yapıyor denizin dibine en derinine iniyor birden sert bi cisim denk geliyor eline bir kabukmuş icini bi açıyor o an karanlık olan denizin dibini bile aydınlatan bir parlak inci çıkmış icinden o sevinçle denizin üstüne nasıl çıktığının bile farkına varmamış ama bitkin bir haldeymiş kulübesine gitmiş inciyi karşısına koymuş izlemeye başlamış ve o an inciyi izlerken hayata gözlerini yummuş...
Delikanlı sevgilisine döner ve : ya görüyormusun aşkım o adam bir inci icin yıllarını, yaşamını hayatını vermiş, ama aşkım sen o kadar şanslısın ki hiç uğraşmadan iki tane incinin sahibisin gözlerin...



Geç Dönen Sevgili
Beş yıl olmuştu beraberlikleri başlayalı, Atilla çok yakışıklı, Büşra ise çok güzeldi çok uyumlulardı birbirlerine çok mutlu ve örnek bir aşkları vardı kimseyi umursamadan aşklarının tadını çıkartıyorlar ve sevgilerinin karşısında kimse duramıyordu kendi aralarında sözlenmişlerdi büyük bir aşktı bu. bir gün yanlış bi anlaşılma yüzünden Atilla ile Büşra kavga ettiler ve Büşra Atilla'yı yüz üstü bırakıp ayrıldı ondan aynı mahallede oturuyorlar ve evleri karşılıklıydı Atilla ne yaptıysa olmadı bir türlü Büşra'nın geri dönmesini sağlayamadı ve uzun süre ayrı kalmışlardı Atilla artık eskisi gibi gülemiyor ve eğlenemiyordu Büşra ise Atilla'yı dışarıda gördüğünde suratına bile bakmıyordu.
bir gün Atilla arkadaşlarıyla bir çay bahçesinde buluşup erkek erkeğe muhabbete dalmıştı birden çay bahçesine giren bir çift Atilla'nın dikkatini çekmişti, birde dönüp bakınca o erkeğin sarıldığı kızın Büşra olduğunu görmüştü ve o an donmuş kalmıştı Büşra Atilla'yı görmüş ama görmezlikten gelmiş Atilla o günden sonra kimselerle konuşmaz olup susmuştu. Artık ne camdan Büşraya bakıyor nede dışarı çıkıyordu artık hayata küsmüştü ve bir gün, Atilla bir çocukla Büşraya bi şiir yollamış Büşra şiiri alıp okumaya başlamış...
-bir sabah sen uyurken, bir çığlık kopacak
Bu çığlık seni ve herkesi uyandıracak
Kalkıp nereden geliyor diye bakacaksın
Baktığında bizim evden geldiğini anlayacaksın
sen daha şaşkınlığını atamadığın bir anda
bir sela sesi çınlayacak bu şehrin sokaklarında
Tüm insanlar toplanacak birden oraya
benim öldüğümü söyleyecekler sana
İnanmak istemeyeceksin onlara
Sonra koşup geleceksin bizim eve
Sarmışlar beni beyaz bir çarşafa
bir hoca, dua edecek baş ucumda
Derken tabuta koymak isteyecekler beni
vermemek icin tutacaksın beyaz kefenimi
Yalvaran gözle bakacaksın onlara
Dokunmayın diyeceksin ne olur dokunmayın ona
ben koyarım onu tabutuna
Ellerin varmayacak beni tabuta koymaya
Mecbur olduğunu anlayacaksın bir anda
Koyacaksın beni o uzun sandığa
ve dönüp onlara beni sevdiğini söyleyeceksin
Sonra dönüp bana
İnan bu sözüm yalan değil diyeceksin
Sarılıp tabutuma bir off... çekeceksin
İşte o an benim aylarca çektiğimi
sen bir anda çekeceksin
Geçte olsa hatanı anlayacaksın
bir an yaşlı gözlerle bana bakacaksın
Bak sana döndüm diye yalvaracaksın...
Mecburen seni seveni..
Beyaz kefeninde bırakacaksın
ve o günden sonra insanların dilinde
Geç dönen sevgili olarak anılacaksın"
Büşra şiiri tam bitirmiştiki birden bire Atilla'ın evinden bir çığlık koptu ve Büşra koşturdu o çığlığa ve Atilla'nın tavanda bir urganla asılı olduğunu gördü ve Büşra şiirin aynısını yaşadı. Bu olaydan sonra Büşra`yı ve Atilla'yı tanıyan kişilerin dilinde "GEÇ DÖNEN SEVGİLİ" diye anıldı...




Reklamlar

  En Yeniler

 En Çok Okunanlar

 En İyiler

 İstatistikler

İçerik Ara :


Asker Fıkraları,Asker Fıkraları fıkralar,Asker Fıkraları fıkra,Asker Fıkraları,Asker Fıkraları fıkraları,Asker Fıkraları fıkraları oku,Asker Fıkraları hikayesi,Asker Fıkraları hikayeleri,Asker Fıkraları fıkralarını oku,Asker Fıkraları fıkralarına bak