Reklamlar
|
|
|
Reklamlar
|
|
|
Kategoriler
|
|
Dost Siteler
|
|
Çeşitli Fıkralar
|
|
|
|
3 Zarf |
Şirkette eski genel müdür kovulmuş, yeni bir genel müdür atanmıştı. eski müdür görevi devrederken, yenisine tavsiyelerde bulundu ve 3 adet zarf verdi. Her biri numaralanmıştı. eski müdür yenisine ileride her başı sıkıştığında bir zarfı açmasını söyledi. ve yeni müdür işe başladı. Altı ay işler yolunda gitti. fakat sonra satışlar birdenbire düştü. Ne yapacağını bilemeyen yeni müdür, en sonunda 1. zarfı açtı. Zarfta şöyle yazıyordu:
- kendinden önceki müdürü suçla... yeni müdür hemen bir basın toplantısı ayarladı ve sorunlar icin kendinden önceki müdürün politikalarını suçladı. Basın ve borsa bu açıklamalara olumlu baktı, şirket hisseleri toparlandı, bu arada da satışlar düzeldi... İşler bir süre daha yolunda gitti. fakat sonra üretim sorunları çıktı. Önceki olaydan tecrübeli yeni müdür gecikmeden 2. zarfı açtı. zarfta şu yazıyordu:
- Şirketi yeniden organize et. yeni müdür reorganizasyonu uygulamaya koydu, sorun çözüldü. bir süre sonra işler yine bozuldu. yeni müdür koşa koşa gitti ve 3. zarfı açtı:
- 3 zarf hazırla...
|
|
|
Büyülü Gol |
bir zenci ormanda yürüyormuş. birden uzaktan gelen garip sesler işitmiş :
"Çan Lin Wang, Wung Çon Li..."
Sesin geldiği yöne doğru yürümeye başlamış. birkaç saniye sonra sesler yine duyulmuş :
"Po Mang Fu,Wong Ton Çi...".
Bu arada adam açık bir alana gelmiş, bir de bakmış ki mistik görünümlü bir göl var. Az ötede de bir Çinli duruyor. Hemen yanına gitmiş ve bu tuhaf seslerin ne olduğunu sormuş.
"Haaa" demiş çinli, "Bu göl büyülü. Eğer bir taş sektirirsen sana atalarının isimlerini söylüyor. Bak şimdi.." ve bir taş sektirmiş. Büyülü ses yine duyulmuş :
"Wu Lang Çing, Hung Wong Lu..."
Çinli Zenciye "Haydi sen de dene" demiş. Zenci bir taş almış ve sektirmiş ve ses duyulmuş:
- Şem Pan Ze
|
|
|
Öğrenci Yurdu |
Üniversitede dönemin ilk gününde Rektör yeni gelenleri toplamış, üniversite kurallarını anlatırken sıra yurt olayına gelmiş. Rektor demiş ki
"- Kız yurtları erkek öğrenciler icin yasak bölge. Erkek yurtları da kız öğrenciler icin. Yasak bölgede yakalanan kişiye ilk seferinde 20 dolar ceza kesilecek. İkinci yakalanışında 60 dolar, üçüncü yakalanışında da 180 dolar ceza kesilecek. Sorusu olan var mı?"
Arka taraftan bir erkek öğrenci sesi:
- Sezonluk bilet ne kadar?
|
|
|
Denize Girmek Yasak. |
bir grup İngiliz, Amerikan ve Türk gemiyle yolculuk ediyorlarmış. birden şiddetli bir fırtına kopmuş. Geminin batacağını anlayan kaptan hemen yolculara koşup gemiyi boşaltmalarını istemiş. fakat kimse buna inanmayarak kendini denize atmayı kabul etmemiş. bir süre sonra bütün yolcuların ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu gören kaptan hemen bir tayfasını çağırmış. "Git bir de sen dene onları gemiden atlamaya ikna etmeyi" demiş. Tayfa gitmiş ve kısa bir süre sonra geri dönmüş. Kaptan merakla sormuş:
-Eee, noldu?
-Hepsi atladılar efendim.
Kaptan çok şaşırmış:
-Nasıl olur, daha demin kıllarını bile kıpırdatmamışlardı. Ne dedin onlara?
-Çok kolay. İngilizlere "sizin gibi soylu insanlar batmak üzere olan bir gemide olmamalılar" dedim.
Amerikalılara deniz suyunun insan vücudu icin çok faydalı olduğunu söyledim.
-Peki ya Türklere ne dedin?
-onlara da "Denize girmek yasak! " dedim.
|
|
|
Meraklı Deve |
Genç deve annesine sormuş
-"Anne niye bizim ayaklarımız bu kadar büyük?"
Anne cevap vermiş:
-"Çölde kuma batmamak icin."
Genç deve tekrar sormuş:
-"Peki kipiklerimiz niye bu kadar gür.
Anne tekrar cevap vermiş:
-"Çölde kum fırtınalarında kum kaçmasın diye."
Merakı yatışmamış olan genç deve bir soru daha sormuş:
-"bizim niye hörgüçlerimiz var."
Anne deve sabırla yanıtlamış :
-"Çölde çok uzun süre susuz idare edebilmek icin suyu hörgüçlerimizde depolarız."
Sonunda dayanamayan genç deve sormuş :
-"Peki bizim bu hayvanat bahçesinde ne işimiz var?"
|
|
|
Masum Şeytan |
bir gün şeytan büyük bahçeli koskoca bir malikaneye girmiş. Merdivenleri çıkmış. bir kuzu görmüş. Kuzunun boynunda bir ip varmış. Şeytan ipi çıkarmadan sadece biraz gevşetmiş. Kuzu malikenenin önünde bulunan aynayı görmüş. Şaşırınca bir hamle yapıp aynayı kırmış. Çıkan gürültüye evin hizmetçisi gelmiş. sen naaptın? ben şimdi burayı nasıl temizliycem. Evin beyi bunu duyunca kesin beni kovar demiş ve kuzuya bir tekme atmış. Kuzu merdivenlerden düşünce ip yetmemiş ve kuzunun boynunu kesip onu öldürmüş. Bu sırada evin uşağı gelmiş. Neler olduğunu sormuş. Kadın anlatınca bunu nasıl yaparsın. Bey şimdi ikimizi de kovucak. O kuzu onun icin çok değerliydi demiş. ve hafifçe kadını itmiş. Kadın dengesini kaybetmiş ve merdivenlerden düşüp boynunu kırmış. Sesi duyunca evin hanımı gelmiş. olanları öğrenince sinirlenmiş. tam uşağı dövmek icin uşağa yaklaşırken uşak lütfen beni bağışlayın ve beni kovmayın diyerek diz çökmüş. Uşağın üstüne hızla gelen kadın ise ona çarpıp merdivenlerden yuvarlanmış ve ölmüş. Evin beyi gelip de olanları dinleyince belinden silah çekip uşağı vurmuş. Sonra kendi kendine eyvah ben ne yaptım? bir kuzu, aynanın kırılması ve sevmediğim karım icin elimi kana bulamaya, katil olmaya değermiydi? demiş ve silahı çekip bir kurşunda kendine sıkmış. Bütün bu olanları bir kenardan izleyen şeytansa sırıtarak "ben hiç bişey yapmadım ki. Sadece acıyarak kuzunun boynundaki ipi gevşettim, o kadar..." demiş...
|
|
|
Güvenilmez |
Adamın biri gazetedeki iş ilanı üzerine gelmiş ve sırası gelince görüşmeye girmiş.
İş ilanında üniversite mezunu, iyi fransızca konuşan, pazarlama konusunda tecrübeli bir yönetici arandığı yazıyormuş.
- Hoşgeldiniz, hemen başlayalım. Hangi üniversite mezunusunuz?
- Üniversite mezunu değilim.
- Öyle mi? O zaman yabancı dilinize güveniyor olmalısınız.
- Yabancı dil bilmem.
- Demek bilmiyorsunuz. O zaman tecrübenize güvenerek geldiniz.
- Pazarlama konusundan anlamam.
- O zaman niye geldiniz canım kardeşim ?
- Bu işte bana güvenmeyin. Onu demeye geldim.
|
|
|
Olmayanı |
Bektasi, camide namazdan sonra dua etmis:
"ey ulu Tanrim, bana bir raki parasi ver!"
Yaninda namazini bitiren softa da, ellerini kaldirmis:
"Rabbim, bana iman ver!"
Iki duayi da isiten hoca, Bektasiye:
"Bak, herkes ne isitiyor
Tanri'dan, sen raki parasi. Utanmiyor musun?" demis.
Bektasi usulca:
"Ne yapalim hoca efendi, herkes kendisinde olmayani ister," demis
|
|
|
Gerçek Horoz |
Bankada Çalışan Ziraat Mühendisi kredi icin gittiği bir köyden
dönerken, yolda arabası bozulmuş. Ne yapacağını düşünürken ileride bir
kulübe görmüş. Kapıyı çalmış. Kapıyı genç ve çok güzel bir kadın açmış.
Adam "ben Ziraat Mühendisiyim. Bankada çalışıyorum. Arabam bozuldu.
Bana yardımcı olabilirmisiniz?" demiş.
Kadın "Kocam askerde, bu gece burada kalabilirsiniz" demiş. Mühendis
bey teşekkür edip, içeri girmiş.
Kadın "Kocam askerde, benden bir isteğiniz var mı?"
Mühendis "Zahmet olmazsa yiyecek bir şeyler verebilirmisiniz?"
Kadın yemek hazırlamış, yemekten sonra üzerindeki yeleği çıkararak
"Kocam askerde, benden bir isteğiniz var mı?"
Mühendis " Zahmet olmazsa çay "
Kadın çay hazırlamış ve elbisesinin bir düğmesini açarak, "Kocam
askerde, benden bir isteğiniz var mı?"
Mühendis " Zahmet olmazsa bir bardak su " sorular ve istekler böyle
devam etmiş.
En sonunda kadın seksi geceliğini giymiş ve "Kocam askerde, benden bir
isteğiniz var mı?"
Mühendis "Yorucu bir gündü. ben artık yatayım" demiş ve uyumuş.
Sabah uyandığında, avluya çıkmış. Kadın tavuklara yem veriyor. ancak
bir tavuk 5 tane de horoz var. Mühendis bey şaşırmış.
" Hiç bir tavuğa 5 horoz olur mu?" diye sormuş kadına.
"Kadın siz onlara bakmayın. onların sadece bir tanesi gerçek horoz.
Ötekiler Ziraat Mühendisi."
|
|
|
Türkün Farkı (18+) |
bir gün bi uçakta Fransız, İngiliz, Alman, Rus, İranlı, Hollandalı ve Türk, laylaylom gidiyorlarmış. Uçak rotasını takip ederek giderken İngiltere’nin üstünden geçiyor.
İngiliz şöyle bi aşağıları süzüyor ve lafa giriyor:
- Arkadaşlar, burası benim memleketim İngiltere. bizim biramız acayip meşhurdur, şahane biralar üretiriz, içmelere doyamazsınız.
İngiltere bitiyor, Fransa’nın üstünden geçerken Fransız lafa başlıyor:
- Burası da Fransa. bizim kızlarımız meşhurdur, öpmelere kıyamazsın.
Derken Almanya’ya geliyor uçak,
Alman bi iç çekiyor:
- Hey gidi memleket diyor. biz bi arabalar üretiriz, binmelere kıyamazsınız.
Sonra Hollanda’nın üzerinden geçerken Hollandalı bakıyor şöyle bi aşağıya:
- Burası da Hollanda diyor. Ah o güzel evler, bizim evlerimiz meşhurdur...
Uçak geçiyor Rusya’ya sonra (nasıl bi rotaysa artık)
Rus bakıyor aşağıya:
- bizim KGB miz meşhurdur. Dünyada sinek havalansa haberdardır.
Sonra İran’a dönüyor uçak.
İranlı bakıyor şöyle bi göz süzerek:
- Abiler burası da İran bizim de halımız meşhurdur, yumuşacıktır..
Geldik Türkiye’ye...
Türk bakıyor aşağıya, düşün düşün nerden başlasam ki (o kadar çok meşhur şeyimiz var ki en orijinalini söylemeliyim diye) Sonra başlıyor anlatmaya...
- Arkadaşlar burası Türkiye. bizim delikanlımız çok meşhurdur...Öyle ki; alır Fransız’ın kızını, içer İngiliz’in birasını, atar Almanın arabasına, götürür Hollandalının evine, yatırır İranlının halısında çatır çatır s.ker… KGB nin de bi s.kimden haberi olmaz
|
|
|
|
|
Reklamlar
|
|
|
En Yeniler
|
|
En Çok Okunanlar
|
|
En İyiler
|
|
İstatistikler
|
|