Reklamlar
|
|
|
Reklamlar
|
|
|
Kategoriler
|
|
Dost Siteler
|
|
Çeşitli Fıkralar
|
|
|
|
Karşıki Köy |
Köyün tek inegi birden bire süt vermeyi kesmiş. Köy halki caresizlik icinde arayip soruşturmuşlar, karşi koyden gayet verimli bir inek alabiliceklerini ogrenmişler.
Inegi alip kendi koylerine getirmişler, gercekten de inek cok verimli cikmiş hatta eski inekten bile daha fazla süt veriyormuş. bunun uzerine köyün ileri gelenleri
- "Bu inegi bir bogayla ciftleştirmeli" demişler, "böylece artik ömrü billah süt sıkıntısı cekmeyiz..."
Hemen besili guclu bi boga bulup inegin yanina koymuşlar. ama boga inege ne zaman yaklaşsa inek kaciyomuş, gunler gecmiş ve boga ne denediyse inege yaklaşamamiş.
bir turlu çiftleşme olmayinca koyluler bi cozum bulmak icin tartışmaya oturmuşlar, o sirada tin tin yuruyerek gecen bir dede bunlarin konuşmalarini duyunca yaklaşmiş:
- "Agalar ne konuşiysiniz oyle hararetli hararetli.."
- "Yaw ne bicim iş, bi turlu yeni inekle boga ciftleşmiyler.. Boga soldan yaklaşiyi inek saga kaciyi, sagdan yaklaşiyi bu sefer inek sola kaciyi."
Dede bunun uzerine "hmmmmm..." demiş.
- "peki siz bu inegi karşıki koyden mi aldiniz?" Koyluler şaşirmişlar:
- "Evet dede ama sen nerden anladin ki????" Dede gülmüş:
- "ben de bizim kariyi ordan almiştim..."
|
|
|
Duyulmuyor |
İmam iki metre ilerisinde duran cami görevlisine sormuş:
- Gizli gizli sen mi yiyorsun kurbanlık etleri?...
Görevlide derin sessizlik... İyice köpürmüş İmam:
- Sana soruyorum be adam! Duymuyor musun?..
- Hayır, buradan hiçbir şey duyulmuyor efendim...
- Olacak şey mi! İki adım öteden beni duymuyorsun...
Görevli bıyık altından gülmüş;
- İsterseniz yer değiştirelim, anlarsınız...
Yer değiştirmişler. Bu defa görevli seslenmiş:
- Bayramda toplanan camii derneği bağışlarını kim iç ediyor?..
İmam kendi kendine söylenmiş:
- Hakikaten yahu! Buradan hiçbir şey duyulmuyor.
|
|
|
Haki Kumaş |
İki Yahudi arkadaş, piyasayı arastırmışlar ve o sene haki renkteki kumaşın moda olacağını öğrenmişlerdi. Bütün varlıklarını paraya çevirdiler. Piyasadaki bütün haki kumaşları satın aldılar. Depoları bu renkteki kumaşlarla doldu ancak kimsenin bu kumaşlara talip olmadığı görüldü.
İki kafadar artık iflasın eşiğine gelmişlerdi. Moiz ve David dertli dertli oturuyorlardı. Artik bıçağın kemiğe dayandığıbir gün kapı çalındı ve içeriye bir albay girdi:
- "sizde haki renkte kumaş var mı?" diye sorunca, kulaklarına inanamadılar. Hemen atıldılar:
- "Evet albayım var, gösterelim" dediler. Albay, dikkatle kumaşları inceledi.
- "Çok beğendim" dedi. "Bu sene askerlere 200.000, subaylara 50.000 adet haki renkte elbise yaptıracağız. ancak tabii ki benim tek başıma beğenmem yetmez. Generalimin de oluru lazım. Bana bir parça numune verin. Yarın öğlen 12'ye kadar telgraf çekersem iptal ederim. Eger telgraf gelmezse kumaşları kesip imalata baslayabilirsiniz."
O gece bitmek bilmedi. Kimi zaman ümitlendiler, kimi zaman "ya iptal olursa" diye göğüs geçirdiler. Ertesi gün saat 11, 11.30, 11.45, gözleri yolda, korku ile gelmesin diye dua ederek postacıyı beklediler. 12'ye 5 kala postacı sokağın köşesinden gözüktü.
- "Belki bize gelmiyordur" diye ümitlendiler. ancak postacı gelip kapılarını çaldı. Moiz, büyük bir kederle koltuğa çöktü. David da çaresiz kapıyı açtı. Postacının elinde bir telgraf vardı. David titreyen elleri ile telgrafı açtı, okudu ve sevinçle seslendi:
- "Müjde Moiz, baban ölmüş."
|
|
|
Köprü Hadisesi |
Kamyon şoförü otoyolda giderken 'Dikkat alçak köprü!' yazısını görmesiyle köprünün altına sıkışması bir olmuş..
Son derece sinirlenmiş ikaz levhasının daha köprüye gelmeden önce konulmamasına.. Otoyol kapanmış, arkasında kilometrelerce araç birikmiş, haber vermesine rağmen ekip saatler sonra gelmiş, içeriden ağır adımlarla sırıtarak bir polis inmiş, kamyonun yanına gelip ellerini beline koymuş:
- "Sıkıştın ha!" demiş..
- "Hayır Memur bey!" demiş şoför.. "Bu köprüyü taşıyordum, mazotum bitti..!"
|
|
|
10 Kuruş |
Adamın biri ölmüş ölünce diğer dünyadan melekler amel defterini alıp günah ve sevabını toplamaya başlamışlar. Bakmışlar ki adam gerçekten kötü bir adam ama günahları sevapları eşit.
Adam da sırıta sırıta devamlı olarak:
- "ben dilenciye cebimdeki son 10 kuruşu vermiştim, o iki sayılır; beni cennete gönderin" diyor.
Melekler tekrar tekrar toplamışlar nafile eşit çıkıyor. Bunlar karar veremiyorlar adamı cennete mi cehenneme mi atalım diye. Adam da bir yandan devamlı olarak 10 kuruşu tekrarlıyormuş.
Derken başmeleğin huzuruna çıkıyorlar. Durumu anlatmışlar ve:
- "Başmeleğim bu adamın sevap ve günahlarını topladık eşit çıktı ne yapalım?" derler. Başmelek;
- "Olur mu öyle şey? Gidin tekrar toplayın" der.
Melekler tekrar toplar ama değişiklik yok. Adamla beraber tekrar başmeleğin huzuruna çıkarlar. Adam gene 10 kuruş hadisesini hatırlatınca adamın gerçekten kötü biri olduğuna inanan ve sabrı taşan başmelek buyurur:
- "verin 10 kuruşunu atın cehenneme!!!"
|
|
|
Karşılaştırma |
Papazin biri yeni bir kiliseye tayin olmus. Tayin oldugu kiliseye giderken, kilisenin yolunu epeyce aramis fakat bir türlü bulamamis. Yolda oynayan iki cocuga rastlamis. Cocuklardan birine;
- "Evladim, buralarda kilise olacak bana yolunu gösterir misin? Eger gösterirsen ben de sana cennetin yolunu gösteririm."
Cocuk:
- "siz daha kilisenin yolunu bulamadiniz. Cennetin yolunu nasil bulacaksiniz.."
|
|
|
Amerikan Mühendis |
Kayseri'nin bir köyünde imece yöntemiyle yol yapiliyor. bunun icin de esekten yararlaniliyor: Esek hangi yolu izlerse, orasi genisletip araba yoluna dönüstürülüyor.... Köye gelmis olan Amerikali Baris Gönüllüsü, ne olup bittigini kavrayamadigi icin sorar:
- Ne yapiyorsunuz böyle?
- Yol yapiyoruz.
- Bu esek ne icin?
- O, yolun mühendizi. Yola uygun gecenegi o gösterir.
Baris Gönüllüsü katila katila güler:
- Ya esek bulamasaydiniz?
- Iste o zaman Amerika'dan mühendiz getirirdik
|
|
|
Gayserili Yüzü |
Kayserili tras olacakti. Berber buyurub deyip döner koltugu gösterince koltugu cevirdi, sirti aynaya gelecek sekilde oturdu. Berber sasirdi:
- Beyefendi, neden ters oturdunuz?
Kayserili, telassiz:
- Sabah sabah, dedi, Gayserili yüzü görmek istemem de...
|
|
|
Fransa'ya Satarız |
Amerikalı birgün yemek yemek icin Fransa'da Fransız Lokantası'na gider. Fransız Garson:
Ne istersiniz? Diye sorar. Amerikalı - ben kahvaltı yapacağım. Der. Fransız Kahvaltılıkları
getirir Amerikalı yemeğe başlar. Peynir yerken Fransız gelir ağzında sakızla ukala şekilde:
siz o peynirirn hepsini yiyecek misiniz? Diye sorar. Amerikalı: "Evet yiyeceğim."
Fransız: "bizim burda yapılan sütlerin kokanlarını peynir yaparlar Amerikaya yollarlar." Der
ve ağzıda ki sakızı patlatır gider; Amerikalı birşey demez. Yemeğe devam eder, tam reçeli
yiyeceği zaman Fransız tekrar gelir: "Beyefendi bizim burda reçeli yapacağımız maddeleri
potlarlar kötüleriyle reçel yaparlar " derken Amerikalı hemen derki: "Garson Bey siz
prezervatifle işiniz bitince ne yaparsınız?" diye sorar. Fransız: "Patlatarak atarız" der.
Amerikalı: "biz atmayızonları sakız haline getirir Fransa'ya satarız."
|
|
|
Büyük Sevinç |
Seksoloji profösörü, konuşmasının sonunu şöyle bağladı:
- "Gördüğünüz gibi, insanların duydukları cinsel istek herkeste aynı şiddette ve aynı zamanlarda olmuyor.Örneğin kimi kişiler bu isteği her gün duyuyorlar.İçinizde bu durumda olanlar elini kaldırsın lütfen."
Hemen hemen salonun yarısı elini kaldırdı.
- "Güzel, dedi profesör. Görüyorum ki çoğunluk bu gruptan.Bazıları ise gün aşırı cinsel birleşme isteği duyarlar."
Yine epeyce el havaya kalktı.
- "Bazıları, artık iyice yaşlanmış olanlarımız ayda bir cinsel istek duyarlar."
Sekiz el kalktı havaya.
- "Artık bu isteğin bitmek üzere olduğunu duyanlar senede bir heyecanlanırlar" diye devam etti sözlerine profesör. Şimdi onları görelim dedi.
bir el kalktı havaya ama yaşlı adam heyecanla hoplayıp zıplamaktaydı.
- "ama nedir bu haliniz, telaşınız kuzum?" diye sordu doktor.
El sallayan adam, gözlerinin içi sevinçten gülerek seslendi :
- "Bugün, bugün!..."
|
|
|
|
|
Reklamlar
|
|
|
En Yeniler
|
|
En Çok Okunanlar
|
|
En İyiler
|
|
İstatistikler
|
|