Reklamlar
|
|
|
Reklamlar
|
|
|
Kategoriler
|
|
Dost Siteler
|
|
Çeşitli Fıkralar
|
|
|
|
Yaratıcı Avukat |
Avukat hırsızlıkla suçlanan müvekkilini yaratıcı bir savunma ile hapisten kurtarmak istemektedir. Avukat Yargıca hitaben;
- "Müvekkilim, arabanın camından içeri sadece kolunu sokup çantayı almıştır. Müvekkilimin kolu, muvekkilimin bizzat kendisi değildir. Sadece bir kol tarafından işlenen bir suç icin niye bütün bir kişiyi cezalandırıyorsunuz." der...
Yargıç , gülümseyerek;
- "Peki o zaman aynı mantıkla gidiyorum ve müvekkilinizin kolunu 1 yıl hapse mahküm ediyorum. Müvekkiliniz isterse ona eşlik edebilir." der...
Müvekkil gülümser. Avukatın yardımıyla müvekkilin takma kolunu çıkartırlar ve dönüp giderler...
|
|
|
60 Puanlık Soru |
4 üniversite öğrencisi, uyanamadıkları icin matematik finaline geç kalırlar. Okula gidince de hocaya arabalarının lastiğinin patladığını, bu yüzden geciktiklerini sınava girmek istediklerini söylerler..
Hoca önce bunlara inanmaz ama, öğrencilerinin yalvarmalarına dayanamayarak, onları 3 gün sonra sınav yapacağını söyler.
Sınav günü gelince hoca, 4 öğrencinin hepsini boş bir salonun ayrı ayrı
köşelerine oturtur.
Sınav geçme sistemi şöyledir:
100 üzerinden 50 puan alan herkes
sınavı geçebilir..
Hocanın hazırladığı sınavda kağıdın ön sayfasında da 10'ar puanlık 4 tane basit matematik sorusu vardır.
Bunları kolayca çözerler.
Arka sayfada ise 60 puanlık 1 tek soru vardır: "Hangi lastik patladı?"
|
|
|
Nerden Çıktım |
Belli bir yaştan sonra Afacan merağından sormaya başlamış:
- Anne, ben nerden çıktım?
Anne bakmış olacak gibi değil, duvarda ki soba deliğini gösterip, işte ordan demiş. Artık bizim afacan öğrendi ya, eve her gelip gidene, duvardaki soba deliğini gösterip ben ordan çıktım, ben o deliktem çıktım, demeye.
Anne, baba bakmış olacak gibi değil. Şuna bir care bulalım, çok ayıp oluyor elaleme demişler. Baba:
- Merak etme hanım, hafta sonu ben orasını alçı ile bir güzel kapatırım. Böylece oğlanda unutur gider.
Dedikleri gibi bunlar hafta sonu alçıyı hazırlayıp kolları sıvamışlar. Kadın daha iriyarı olduğundan kocasını omuzlarına alıp işe koyulmuşlar. tam o esnada kapının zili çalmış. Afacan koşup açmış kapıyı ve gelen misafirlere şöyle bir bakmış:
- Oğlum baban ve annen neredeler? diye sormuş misafir.
- Amca, demiş afacan. Babam, annemin üstüne çıkıp şu an benim çıktığım deliği kapatıyor.
|
|
|
Eşeğin Direnci |
Köylü Ahmet Ağa, eşeğini satmaya karar vermiş.
Kıymeti taş çatlasa 50 milyon lira etmeyen eşek icin pazarlık payı da ekleyerek 100 milyon lira fiyat koymuş.
Komşu köyden acilen eşşeğe ihtiyacı olan Mehmet ağa 100 milyon ödeyip eşşeği pazarlıksız satın almış.
Köylü Ahmet eşşeğini satmış ama akşam da gözüne bir türlü uyku girmemiş...
Gece boyunca düşünüp, durmuş.
"Mehmet ağa 50 milyon liralık eşeğe niye 100 milyon lira verdi?"!!!!!... diye.
İçi rahat etmeyince ertesi gün eşeğini geri almaya karar vermiş.
Pazara gitmiş Mehmet ağayı bulmaya ama, bir de ne görsün eşşek 200 milyon liradan satışa çıkarılmış...
İyice sıkıntı basmış ve kesin karar vermiş, geri alacak eşeğini...
200 milyon lira pazarlıksız ödeyip geri almış (.).
aynı olay bu defa Mehmet ağa'nın başına gelmiş, o da uyuyamamış.
"Allah Allah... Ahmet niye 100 milyona sattığı eşşeği 200 milyona geri aldı???Var bu işin icinde bir iş..." diye gece boyunca düşünüp, durmuş.
O da ertesi gün eşşeği geri almaya karar vermiş Ahmet Ağa ile anlaşıp 400 milyon lira vererek geri almış eşeği...
Bu alışveriş her gün fiyat arta arta devam etmiş...
bir kaç gün sonra pazara bir başka köyden Hüseyin gelmiş.
Hüseyin pazardaki kalabalığın arasına dalınca bir de ne görsün ;
"al, al, al, sat, sat, sat" bağrışmaları arasında bir yaşlı eşek
ve bu eşeğin tam 1.000.000.000 TL satış fıyatı!!!...
Yanındakine sormuş, "Hemşehrim, nedir bu iş???? Bu yaşlı eşek 1 milyar lira eder mi yahu??!!"
Adam hemen yanıtlamış;
"Valla grafikler ortada, bu eşeğin fiyatı bir haftada 50 milyon
liradan başladı, 950 milyon liraya geldi.
Şöyle bir teknik analizine bakarsan görürsün.
Eşşeğin fiyatı 1 milyardaki direncini bi kırarsa, 1.5 milyara kadar yolu var.."
|
|
|
85 Yaşın Mutluluğu |
85 yaşında bir adam doğumhanenin
kapısında beklemektedir. Doğum haneden çıkan doktor şöyle bir bakındıktan sonra yaşlı adama sorar:
D-"içerde doğum yapan bayan yakınınız mı?"
A-"Evet, eşim."
D-"ama bayan 25 yaşlarında..."
A-"Tamam işte, eşim o. Niye şaşırdınız,
baba olamaz mıyım yani?"
D-"Yoo, aklıma benim dedem geldi de."
A-"Nesi varmış dedenizin?"
D-"kendisi av meraklısı idi. sürekli ava çıkardı. ancak yaşlanınca
zorlanmaya başladı. bir gün ava
çıkacakken kendisini uyardık, aman
yapma dedecim,
sen yaşlandın, ava
gidemezsin diye. kendisi Israr etti ve
hazırlandı. E, tabi yaşlılık, çıkarken
tüfek yerine baston aldı eline.
ben de kendisiyle gittim. Ormanda bayağı
yol yürüdükten sonra bir geyik
gördük.Dedim ya, dedem yaşlı. Bastonu
omzuna koydu, doğrulttu ve geyiğe
bastonla ateş etti. Geyik o anda vurulup yere düştü..."
A-"Olur mu, başkası vurmuştur onu."
D-"ben de onu demeye çalışıyorum..!
|
|
|
Buradan Duyulmuyor |
Papaz ,iki metre ilerisinde duran zangoça sormuş .
- ''Gizli gizli sen mi içiyorsun kutsal şarabı?'' Zangoçta derin bir sessizlik...İyice köpürmüş
- Papaz: ''Sana soruyorum be adam!Duymuyormusun beni?
-''Hayır burdan hiçbir şey duyulmuyor efendim''
- "Olacak şey mi! İki adım öteden beni duymuyorsun ..'' Zangoç bıyık altından gülmüş,
- '' İsterseniz yer değiştirelim anlarsınız...'' Yer değiştirmişler.Bu kez zangoç seslenmiş
-''Kilise icin toplanan bağışları kim zimmetine geçiriyor?' Papaz kendi kendine söylenmiş.
-''Hakikaten yahu! Buradan hiç bir şey duyulmuyor.''
|
|
|
Fenerli Alfabesi |
Günün birinde okula milli eğitimden müfettiş gelmiş sınıflarda denetim yapıyor sınıfın arka sıralarında süklüm püklüm oturan bir öğrenciyi kaldırmış
-söyle bakalım evladım alfabede kaç harf var
-25 öğretmenim demiş öğrenci
-müfettiş ; evladım yanlışın olmasın say bakalım
-öğrenci başlamış saymaya gerçekten de 25 çıkarmış
-müfettiş; evladım birdaha say bakalım
-yine saymış öğrenci ama nafile yine 25
ön sırada oturan bir öğrenci parmak kaldırmış
-öğretmenim o arkadaş fenerli u-e-f-a harflerini bilmiyor demiş.
|
|
|
Yeni Taksi Şöförü |
Taksicilikte ilk günü olan şoförün taksisine binen müşteri şoföre bir şey sormak icin hafifçe omzuna dokunur. Şoför bir çığlık atıp, direksiyonun kontrolünü kaybeder ve kaldırıma çıkıp, bir vitrinin önünde arabayı durdurur ve arkaya dönüp müşteriye:
"bir daha bunu yaparsan gözünü patlatırım!" diye bağırır.
Müşteri;
“Ufacık dokunmanın sizi bu kadar korkutup sıçratacağını düşünemedim, özür dilerim” der.
kendini toparlamış olan şoför, müşteriye dönüp:
"Haklısınız, sizin kabahatiniz yok, bugün benim ilk günüm, 25 senedir cenaze arabasında şofördüm de"
|
|
|
3 Damat |
bir kadinin 3 tane kiz cocugu vardir. Tesadufen ucune de ayni
zamanda talip cikar. tek bir dugunle ucu de evlenir ve yuvadan ucarlar...
Kizlarin hepsi farkli sehirlere gitmislerdir. Anneleri el bebek gul bebek buyuttugu
kizlarinin evlilik yasamlarini; ancak ozellikle ask hayatlarini merak
etmektedir. fakat kizlari yatak olaylarini acik acik anlatmaktan
cekindikleri icin bir yontem gelistirirler. Kizlar annelerini o gunku
Hurriyet gazetesinde cikan gazete ilanlarina atifta bulunarak, ask
hayatlari hakkinda, e-mail yoluyla bilgi vereceklerdir.
Evliligin birinci haftasinda buyuk kizdan mesaj gelir; Mesajda
RUFFLES yazmaktadir. Kadin merakla hurriyet gazetesini alir ve ilana bakar
"RUFFLES, HEM EGLENCELI, HEM DOYURUCU"
Kadin cok mutlu olur ve yeniden mesaj beklemeye baslar.
bir sure sonra ikinci kizindan mesaj gelir. Mesaj da "MAXWELL COFFEE" yazmaktadir.
Hemen gazeteyi alir ve ilana bakar.
"MAXWELL... HER DAMLADA BUYUK ZEVK"
Kadin yine cok mutlu olur.Bu kez kucuk kizindan mesaj
beklemeye baslar. Uzun sure mesaj gelmez kadin tedirgin olur ama yine de
bekler. En sonunda kucuk kizindan da mesaj gelir. "TURKISH AIRLINES"
Kadin merak ve heyecanla gazeteyi eline alir ve ilani okuduktan sonra dusup
bayilir.
"TURKISH AIRLINES, hafta DA YEDI GUN, GUNDE 3 sefer... USTELIK HER TARAFA"
|
|
|
Fred'in Vasiyeti |
Yaşlı Fred, hastaneye kaldırılmış.Yoğun bakımda. Ailesi, aile papazını da kendilerine eşlik etmesi ve gereği halinde görevini yapması icin çağırmış. Papaz ve aile efradı yatağın etrafında beklerken, Fred'in durumu aniden kötüleşmiş. Yatağından yarı doğrularak, el işaretleri ile yazacak bir şeyler istemiş. Papaz, anlayışlı bir şekilde, Fred'e bir kağıt ve bir kalem uzatmış. Titreyen ellerle hızlı hızlı kağıda bir şeyler yazıp kağıdı papaza uzatmış ve aniden ölmüş. Papaz, böyle acılı bir anda kağıttakileri okumanın doğru olmayacağını düşünerek kağıdı cebine sokmuş. birkaç gün sonra, Fred'in cenazesi sırasında, Fred'in verdiği kağıdın cebinde olduğunu hatırlamış. Cenazenin gömülmesinden hemen önce, Papaz ileri çıkarak: "Sevgili Fred, ölmeden hemen önce benden kağıt isteyerek bir şeyler yazdı. Zamanı uygun olmadığı icin o anda bakmadım fakat şimdi, hepinizin önünde bu notu okumak istiyorum" demiş ve cebinden kağıdı çıkararak yüksek sesle okumuş: "Lütfen bir adım sola çekil. Oksijen hortumuma basıyorsun!"
|
|
|
|
|
Reklamlar
|
|
|
En Yeniler
|
|
En Çok Okunanlar
|
|
En İyiler
|
|
İstatistikler
|
|