Diğer
|
|
|
|
Saç Kuvvetlendirici |
Müşteri saçlarını kuvvetlendirici ilaç almak icin eczaneye girdi. Eczacı bir şişe çıkarıp müşteriye uzattı. Müşteri şişeye şüpheli şüpheli baktıktan sonra "Eczacı bey; gerçekten de bu ilaç saçları kuvvetlendiriyor mu?" diye sordu. Eczacı: - Ne demek efendim. Müşterilerden biri bundan bir şişe kullandı. Zavallı iki yıl önce Berber Hasan'a gitmişti ama hala dönemedi bir türlü. Çünkü başının bir tarafının tıraşı bitmeden öbür tarafın tıraşı geliyor!
|
|
|
Üç Kafadar |
Isfahanlı, Şirazlı ve Kaşanlı birlikte seyahat ediyorlardı ama ceplerinde metelik yoktu. Acıkınca bir lokantaya girdiler. Yemekten sonra Isfahanlı yerinden kalkıp lokantacıya gitti ve "Paramın üstünü verir misiniz?" dedi. Daha parasını bile almamış olan lokantacı sinirlenerek "Bana para vermedin ki üstünü isteyesin!" diye bağırdı. Herkes başlarına üşüştü. birisi lokantacıya "bir daha düşün. Belki parayı almışsındır" derken Şirazlı yanlarına geldi ve "ben yemek parasını öderken bu biçare Isfahanlı da parasını veriyordu" dedi. Lokantacı bu kez onunla da verdiydin vermediydin davasına başladı. tam bu sırada Kaşanlının lokantanın ortasına oturmuş ağladığını gördü. "Ne oldu? Niye ağlıyorsun böyle ?" diye sorduklarında "Neden ağlamayayım; benim paramın da üstüne yatmasından korkuyorum!" dedi.
|
|
|
Hafızanın Böylesi |
Kağıda bakarak ezan okuyan bir müezzine sordular: - Yazacağın yerde ezanı ezberleyip okusan olmaz mı? - Gidin, kadıya sorun. Kadıya gittiler ve "Selamün aleyküm" dediler. Kadı bir kağıt çıkarıp uzun uzun baktıktan sonra "ve aleyküm selam" dedi. bunun üzerine müezzini mazur görüp kadının huzurundan çıktılar.
|
|
|
Yedek Motor |
Volkswagen arabaları olan iki hanım kendi arabalarına binip şehir dışına çıktılar. Yolda birisinin arabası stop etti. Arabadan inip kaputu açtıysa da bir şey anlayamadı. Arkadaşı yanına yaklaştı ve:
- Üzülme. benim bağajda bir yedek motor daha var!
|
|
|
Görüntü |
Küçük Said televizyona fena alışmıştı. Her şeyi televizyon gözlüğüyle görüyordu. bir gün annesi şiddetli soğukalgınlığından yatağa düşmüş, göğüs ağrısından konuşamıyordu. Akşam babası gelince sordu : - Annen nasıl oğlum? - Görüntü fena değil ama ses gitmiş!
|
|
|
Kim Obur |
Padişah veziriyle oturmuş hurma yiyor, çekirdeklerini de vezirin önüne atıyordu. Hurmalar bitince padişah vezire:
"Önündeki çekirdeklere bak. Ne kadar obursun!" dedi. vezir altta kalır mı? Cevabını verdi hemen:
"Hünkârım; obur ona derler ki önünde ne hurma bırakır ne çekirdek!" dedi.
|
|
|
Benim İçin Değil |
Görme özürlü biri geceleyin elinde kandil, omzunda testi çarşıda yürüyordu. birisi "Be ahmak! Gece ile gündüz senin icin bir nasıl olsa. Kandilin ne faydası var sana?" dedi. Kör gülerek "Gecenin karanlığında üstüme gelip testiyi kırmayasın diye kandil taşıyorum; kendim icin değil" dedi
|
|
|
Neden Para Vereyim? |
Şairin biri bir zengine giderek onu çok medhetti. Zenginin keyfine diyecek yoktu ."Yarın gel de para vereyim sana" dedi. Şair ertesi gün sabah zenginin kapısına geldi. Zengin "Neden geldin sen?" diye sorunca "Dün bana para vereceğini söylemiştin ya; onun icin geldim" dedi şair. bunun üzerine zengin "Amma da salaksın ha! sen sözle beni memnun ettin, ben de sözle seni memnun ettim. Şimdi niye para vereyim ki?" dedi.
|
|
|
Sultan Mahmud İle Nedimi |
Gazneli Mahmut çok acıkmıştı. Önüne patlıcan yemeği getirdiler. Çok hoşuna gitmişti. "Patlıcan hoş bir taam" dedi. Mahmud'un nedimi patlıcanı medhetmeye başladı. Meziyetlerini anlata anlata bitiremedi. Yemek bitip de karnı doyunca "Patlıcan kötü bir taam" dedi Gazneli Mahmud. Nedimi bu kez "Çok kötü ve de zararlıdır" dedi. bunun üzerine Mahmut nedime dönerek: "Behey köftehor, demin patlıcanı övüyordun, şimdi yeriyorsun. Bu ne iştir?" deyince nedim "Efendim, ben sizin nediminizim, patlıcanın değil" cevabını verdi.
|
|
|
Çalınmış Şair |
bir gün ünlü şair Enverî, Belh çarşısından geçerken bir kalabalık gördü. Kalabalığı yarınca bir de ne görsün? Adamın biri onun kasidelerini kendi adına okuyor ve halk da alkış tutuyor. Yaklaşıp adama sordu:
- Kimin şiirlerini okuyorsun sen?
- Enverî'nin.
- Enverî'yi tanır mısın ?- Ne diyorsun? Enverî benim.Enverî güldü ve:
- Çalınmış şiir duymuştum ama çalınmış şair duymamıştım hiç! dedi.
|
|
|
|