Reklamlar
|
|
|
Reklamlar
|
|
|
Kategoriler
|
|
Dost Siteler
|
|
Kayserili
|
|
|
|
KIBLE NE TARAF |
Rahmetli Mehmet Turnacıoğlu uçakla Ankara’ya gidiyormuş. Uçak
havalandıktan biraz sonra Turnacıoğlu zile basıp hostesi çağırmış:
-Namaz vakti geldi kızım kıble ne taraf?
Hostes hanım meslek yaşamında hiç karşılaşmadığı bir soruya muhatap olmuş. bir an duralamış, sonra:
-bir dakika müsaade edin kaptana sorayım, demiş.
Kokpite kadar gidip döndükten sonra:
-Kaptanın selamı var, Ankara’ya kadar sabretsinler. Orada kaza ederler diyor, demiş.
|
|
|
ALDIĞINI GETİRSEYDİN |
Hacı Seyit Mehmet Ağa yardımsever, kimseyi incitmeyen, insanlara iyilik ve yardım edinmeyi şiar edinmiş kişiliği ile ün edinmiş bir insanmış. bir gün bir tanıdığı hocadan beş lira ödünç istemiş. Hoca efendi dükkanın ön kısmında üzerinde oturduğu minderin ucunu kaldırıp oradan aldığı beş lirayı adama uzatmış. Aradan zaman geçmiş, aynı kişi yine gelmiş.
Hocadan bir beş lira daha ödünç istemiş. Hoca minderin ucunu kaldırıp bakmış ve:
-A evladım, burada para yok. Geçenlerde aldığın parayı getirseydin yine buradan alıp götürürdün, demiş.
|
|
|
ARMENEK |
Mehterin Yunus Ağanın Armenek adında gayrimüslim bir katibi vardı. bir gün Armenek’in karısı hastalandı. Armenek ağanın huzuruna çıkıp ilaç almak icin para ihtiyacını söyleyince ağa büyük bir iyi niyetle :
-Oğlum Armenek, şimdi ilaca niye para vereceksin. Geçenlerde kadınım hastalanmıştı. Doktor bir sürü ilaç verdi. ama hiç birini içmedi. Eve git o ilaçları al hastana içir.
|
|
|
KAFI GAYIN OKUYANLARDANIK |
Yüzbaşı birliğine yeni gelen erleri tanımak istiyormuş. Sabah
içtimasında erleri dizmiş ve:
- Sivaslılar bir adım öne çıksınlar.
birkaç Sivaslı çıktı.
- Nevşehirliler bir adım öne çıksın. çıktılar.
- Kayserililer bir adım öne çıksınlar.
birkaç er öne çıkmışlar. tam bu esnada arkadan bir el kalkmış.
-Yüzbaşım şu yanı başında duran arkadaş Kayserili değil.
Yüzbaşı işaret edilen çocuğu yanına çağırdı.
-sen nerelisin?
-Gonyalıyım.
-Nicin Kayserililer ile çıkıyorsun?
Er muzip bir şekilde cevap verdi:
- Ne fark eder yüzbaşım. Ha Gayseri ha Gonya ... Kaf’ı Gayın okuyanlardanık.
|
|
|
NE ÇABUK UNUTTUN |
Kuşoğlu Bekir Efendi öğretmen okulunu bitirip geldikten sonra
Billur Bağlarında otururken karşı tepeleri işaret ederek:
-Şu tağlar, ne tağları, diye güya dil kırmış.
Yakın arkadaşı pastırmacı Faik Sarıyazgan:
-Ne çabuk unuttun Bekir, b.k deşirdiğimiz (tezek) dağları.
|
|
|
KAPIYA BASTIRILACAK ALET DEĞİL |
Rahmetli Ahmet Hilmi Güçlü Düvenönün’de Asım YAHYABEYOĞLU’na rastlamış. Yahyabeyoğlu hocanın elini öpüp hatırını sormuş. Hoca:
-Kulak asma iyi değilim.
Yahyabeyoğlu:
-Hayrola hocam, diye sormuş.
Hoca:
-Doktorlar damar sertliği diyorlar. Yaşlılıktan ileri gelirmiş. İhtiyarlık kapıya bastırılacak bir alet değil. Niye dersen? İnsan ihtiyarlayınca yumuşak durması gereken yerleri sertleşiyor. Sert durması gereken yerleri yumuşuyor.
|
|
|
EKMEK Mİ KETE Mİ YERSİNİZ? |
Hacı Seyit Mehmet Ağa Hisarcıktaki bağını belletmek icin amele götürmüş. bir süre çalışan işçiler:
-Ağa karnımız acıktı. bize biraz yemek ekmek getirsen, demişler.
Hacı:
-Şimdi ekmek mi yersiniz yoksa biraz bekler kete mi yersiniz, diye sormuş.
Ameleler:
-Çoktandır kete yemedik, biraz daha sabredelim kete yiyelim, demişler.
bir vakit sonra hacı efendi sofrayı kurmuş ekmekleri getirmiş. Kete bekleyenler umduklarını bulamamanın düş kırıklığı ile:
-Hacı efendi hani bize kete yedirecektin ne oldu?, diye sorunca hacı efendi cevabı kondurmuş.
-Oğlum insan acıkınca ekmek kete olur, der.
|
|
|
ESKİ ZAMANLARIN HATIRASINA BİR DAYAK |
Uzunyayla’da etnik kabileleri bir arada tutan kültürler mozaiğidir. Pınarbaşı’nın Yukarı Boran köyü daha önce Çerkezlerin çoğunlukta olduğu bir köydür. Ali Çavuş kabilesi de bu köye göçmüş. Köyde büyük zorluklarla karşılaşmış. Her gün kavga nizah... Yıllar bu şekilde akıp gitmiş. Artık Ali Çavuş ve akranları yaşlanmışlar. Köyde kavga ettiği komşuları, arkadaşları birer ikişer bu dünyadan göçüp gitmişler.
Harman zamanı bakmış ki Ali Çavuş, kendini yıllar önce döven bir komşusu geliyor. Çocuklarını, kabilesindeki gençleri toplamış.
-Bakın, şu gelen adam zamanında bana çok kötülük etti. bizim harmanın yanından geçerken, harmanımızı niye çiğniyorsun diye bir bahane atın ortaya, dövün adamı. ben size höt hüt der, biraz kızarım, demiş.
Adam, harmanın yanından geçerken gençler:
-Ulan harmanımızı niye çiğnedin, diyerek yabalarla dirgenlerle adama vurmaya başlamışlar. Ali Çavuş saklandığı yerden çıkarak:
-Ulan namussuzlar, babanız dedeniz yaşındaki adamı dövmeye utanmıyor musunuz, diye bağırıp çağırmaya başlamış.
Yerde yatan adam eliyle ağzının kenarını silerken:
-Vallaha Ali Çavuş büyük adam diyordum da kimse inanmıyordu, demiş.
|
|
|
BASTONA DAYANA DAYANA |
Kayseri eşrafından Cıngıllıoğlu’nun Nuh Naci Ağa, bağına bir Kıbrıs eşeği ile gider gelirmiş. bir ayağı aksayan ve baston kullanan Esat Ağa ise katırla. bir gün Nuh Ağanın eşeği aksamaya başlamış. Esat Ağa yolda yetiştiği Nuh Ağaya saygıda kusur göstermek istemediği icin geçmezmiş. Yanında durur ama takılmadan da edemezmiş:
-Nuh Ağa eşeğin yiğit derdin. Sürsene niye ağırdan alıyorsun?
Nuh Ağa dostuna cevabını yapıştırmış:
-Esat Ağa bizim eşek ağa adamdır. Bastonla yürümek istiyor bugün. İşin acele ise sen sür git.
|
|
|
ASKER ARKADAŞLAR |
Kayserili Mehmet Ağa, Çanakkale’ye askerlik görevine gider. Orada
Trabzonlu Cengiz ile aynı bölükte görev alır ve onunla tanışıp candan arkadaş olurlar. 36 ay askerlik süresince birbirlerine kenetlenir kan kardeşi olmaya karar verirler. Derken askerlik bitiminde Mehmet Ağa Kayseri’ye, Cengiz Ağada Trabzon’a döner. Aradan 25 yıl geçer. birbirleri ile sadece mektupla iletişim kurarlar. Cengiz Ağa bir gün yol güzergahı Adana’ya giderken Kayseri’de iner ve askerlik arkadaşını ziyaret icin evine gider. Hoş-beşten sonra hal-hatır sorulur.
Cengiz Ağa üç tane çocuğu olduğunu bunların ziraat ile uğraştığını söyler. Kayserili Mehmet Ağa ise dört tane oğlu olduğunu bunları iki tanesinin akıllı iki tanesinin de akılsız olduğunu söyler.
-O nasıl oluyor diye Cengiz Ağa sorar.
Mehmet Ağa akıllı olan bir tanesi kundura dükkanı açtığını diğerinin ise giyecek üzerine dükkanı olduğunu , diğer ikisinin ise birinin öğretmen diğerinin ise memur olduğunu söyler. Cengiz Ağa kızar:
- Ulan sen nasıl konuşuyorsun okuyan mı okumayan mı akıllı?. ben bu iş anlayamadım der. Mehmet Ağa ticaretle uğraşanlar has Kayserili okuyanlar ise Trabzonludur, der.
|
|
|
|
|
Reklamlar
|
|
|
En Yeniler
|
|
En Çok Okunanlar
|
|
En İyiler
|
|
İstatistikler
|
|