Reklamlar
|
|
|
Reklamlar
|
|
|
Kategoriler
|
|
Dost Siteler
|
|
Komik Yazılar
|
|
|
|
Sevgililerin Kavgası 2 |
ENTELLEKTÜEL ÇOCUĞUN SEVGİLİSİ İLE KAVGASI:
Erkek kıza telefon açar...
- Buket merhaba hayatım. Nasılsın?
- İyiyim sağol canım sen nasılsın?
- İyiyim sağol. Akşam buluşuyoruz degilmi ?
- Evet Murat buluşacaz ama lütfen bu sefer farklı bir yere gidelim.
- Tabiki hayatım sen nasıl istersen. Gelip seni alıyorum.
Çocuk gider, kızı evinden alır ve arabaya binip ilerlemeye başlarlar...
- Murat bu Komiser Shakespeer filmine gidelim mi bugün hayatım.
- Offf Buket! O film bana çok banal geldi. Böyle igrenç bir filmi nasıl seyretmek istersin ki?
- Seyretmeden igrenç olduğunu nasıl bilebilirim Murat! Hem sen nereden biliyorsun o filmin igrenç olduğunu. Sakın bana izlediğini söyleme.
- Evet izledim.
- ayyy Murat inanmiyorum. bir Sosyal Faaliyette bulunuyorsun ve bensiz.
Bunu bana nasıl yaparsın?
- Yaaa Buket saçmalıyorsun geçen gece arkadaşlarla gittik.
- Aşkolsun sana Murat hani birbirimizden habersiz hiç birşey yapmayacaktık.
Hani beni çok seviyordun.
- Buket uzatmıyalım sevgilim. Lütfen.
- ayyy ne demek uzatmayalım Murat. Daha dün bir tiyatroya ücretsiz bilet buldum fakat yalnızca bir tane oldugu icin kabul etmedim.
ben bunları düşünürken senin bu yaptığına inanmıyorum.
- Haklısın hayatım özür dilerim.
- ayrılsak iyi olacak diye düsünüyorum Murat. Bugün sinemaya giden yarın tiyatroya gider. beni aldatmana katlanamam.
- Anlıyorum Buket nasıl istersen. ama lütfen dost kalalım. Bütünüyle senden kopmamı bekleme. ayrıca geçen gece gittiğimiz barda o çocuğa nasıl baktığını farketmiştim söyliyeyimde.
- Offff ben ona bakmadım Murat !
- Hesap vermek zorunda değilsin hayatım biz artık ayrıldık...
|
|
|
Sevgililerin Kavgası 1 |
Çevreci kuruluşlara üye olan iki sevgilinin kaygası
- Yaaa Buket nedir bu rezillik ya. biz doğallıktan bahsediyoruz. sen makyaj yapıyorsun?
-aman Murat o kadarda değil artık bırak biraz güzel gözükelim.
-Güzellik mi? sen buna güzellikmi diyorsun ya. ben seni çevreyi temiz tutalım eyleminde çöp tenekesi kılığına girdiğin şeklinle sevdim kızım!
- ay iyide ömrümün sonuna kadar çöp tenekesi olarak dolaşacak değilim ya Murat.
- Hem ona bakarsan sende hakiki deri ayakkabı giyiyorsun. Kim bilir hangi hayvanı öldürüp derisinden ayakkabı yaptılar. ben hiç olmazsa bez ayakkabı giyiyorum.
- Yaaa kızım bana anlatma tamammı. Daha dün inci kolye takıyodun.
İncilerin nereden çıktığını anlatmama gerek yok heralde.
- CimBom maçında yaktığın sis bombasının çevreye verdiği zararı, havaya verdiği kirliligi görmemezlikten gelmiştim ama doğrusu şimdi söylemeden edemiycem.
- Hahhh şuna bak. Yolda yürürken yerdeki izmariti farketmeden geçtiğin günü hatırlıyorsun değilmi. Onu geri dönüp ben almıştım yerden Buket !
- Suna bak patlak eksozla param yok diye 1 ay trafikte dolaşıp çevreyi kirleten bendim sanki!
- Et-Mangal ziyafetine gidende sendin Buket hanım!
- Yokkk canım. Boğazdan petrol geçirilmesini engellemek icin boğaza eyleme gittiğimde ben hastayım diye evde kalanda sendin ona bakarsan...
|
|
|
Polis Öyküleri |
Adam kırmızı ışıkta geçiyor. Başkomiser görüp ekibe bildiriyor. Ekip adamı yakalıyor:
"Ceza yazacağım."
Adam:
"sen nerden gördün kırmızıda geçtiğimi?"
Polis:
"Başkomiserim görmüş. O söyledi."
Adam:
"Amma boşboğaz, dedikoducu başkomiserin varmış ha. İnsan her şeyi söyler mi? Sır saklamasını bilmek lazım."
* * *
Polis adamı çevirmiş:
"Hey hemşerim, kırmızı ışığı görmedin mi?"
Adam:
"Vallahi memur bey, kırmızıyı gördüm de seni görmedim."
* * *
Şanlıurfa Emniyet Müdürü odacısını çağırır:
"Çabuk bana Balıklıgöl'ün müstecirini (kiracı) bulun."
Odacı kısa süre sonra şalvarlı, kısa boylu, sıska, hafif, çekik gözlü, sakallı bir adamcağızı getirir. Müdür:
"Oğlum bu kim?"
Odacı:
"Mülteci dediniz, ben de Afgan bir mülteci getirdim."
* * *
Şehrin birinde karı-koca diş hekimi muayene açıyorlar. Tabelaları şöyle:
"Oya Bilir - Kaya Bilir"
* * *
Şanlıurfa'da polisin biri bakkala gidiyor. Alışveriş yapıp elinde poşetlerle giderken telsizini dükkanda unutuyor. Satıcı da fark etmiyor.
Telsizden sesler gelince adam korkuyor. "Dükkanı cinler bastı" deyip kapatıp gidiyor.
Yarım saat sonra polis telsizini unuttuğunun farkına varıyor. Döndüğünde dükkanı kapalı buluyor. Adama "telsizimi çaldı" diye işlem yapmaya başlıyor.
Dükkan sahibi ise bu arada karakola gidip "cinler bastı, gaipten sesler geliyor" diye şikayetçi olunca olay anlaşılıyor.
* * *
Polis müdürü odacıyı çağırıp "oğlum bana 2 kalem pil getir" diyor.
Odacı kayboluyor. bir süre sonra elinde 2 karanfille içeri giriyor:
"Buyrun efendim. İstediğiniz karanfilleri getirdim."
* * *
Elazığ'da Gazi Caddesi'nde iki kişi kavga ediyor. Vatandaşın biri de oradan geçen polis otosuna koşuyor:
"İki kişi kavga ediyor, koşun..."
Polis:
"Hemen 155'i arayıp polis çağırın. Gelip ayırsınlar."
* * *
Polis Radyosu'ndan anonslar:
"Polis huzurun güvencesidir... Polis güvenin teminatıdır..."
Arkasından spiker:
"Şimdi sizin icin Ferdi Tayfur söylüyor. 'Huzurum Kalmadı Fani Dünyada' "
Yine bir anons:
"Polise güvenin... Polisi sevin...
ve yine spiker:
"Orhan Gencebay söylüyor: 'ben Sevdim De Ne Oldu' "
* * *
Aracın biri radara yakalanıyor amna hızla feribota biniyor. Başkomiser polise anons ediyor:
"Feribottaki araca ceza yazın."
Polis feribota biniyor. Aracı aramaya başlıyor.
Başkomiser anonsa devam ediyor:
"bir ceza yazıp gelecektin, daha yazamadın mı?"
Polis perişan:
"Cezayı yazdım da, gemi hareket etti. Geri gelemiyorum."
* * *
Adamın biri 155'i arıyor. Görevli: "155 Polis İmdat, buyrun" diyor.
Adam:
"İmdat bey, ................'a bir ekip gönderir misiniz?"
|
|
|
Başkan Adayı |
..........PARTİSİ GÖMBE BELDESİ BELEDİYE BAŞKAN ADayI
Kaş ilçesi Çukurbağ köyü doğumlu olup orta tahsilimi Kaş orta okulunda,
Lise tahsilimi ise farklı toplumların kültürünü merak ederek incelemek hemde
değişik oğretmenlerden farklı ders verme biçimlerinden faydalanarak
kültürümü arttırmak amacı ile 4 ayrı lise den sırası ile Elmalı Lisesi,
Fethiye Lisesi, Manavgat lisesi, en Son Korkuteli lisesini okuyarak tamamladım.
Daha sonra eskişehir F,K,B yani Fizik, kimya, Biyoloji Yüksek okulunu
okurken bayan bir öğretim üyesinin bana aşık olması ve bu aşıklığın
kavgaya dönüşmesi sonucu okulu terk etmeme zorlanarak okulu bitiremeden ayrıldım.
ancak geri kalan kısımlarının kitaplarını okuyup inceleyerek bu okulu
bitirmiş gibi kendimi hazırladım. Hayatımın bundan sonraki bölümü ise
İzmir'de Otel İşletmeciliği, İstanbulda Marmara melamin tapak faprikasında
yine İstanbulda Lüks Fitil Fabrikasında teknik eleman ve yönetici olarak çalıştım.
O dönemlerde İstanbulda yenikapıda Erol Taş'ın kıraathanesinde Erol Taş ile
tanışarak bir gün bana sende Çekiçi bir erkek görünümü ve hareketlerin
davranışlarında artist bir karaktere sahip olduğunu söyleyerek sana yadımcı
olacağım diyerek yönetmenle tanıştırması sonucunda küçükken hayal edip durduğum
artist olma amacına ulaşarak bazı filimlerde rol alarak oynadım.
ancak üstün başarımı çekemeyen bazı kişilerçe tehdit edilerek, yalnız biri
olmam çevrenin olmayışı nedenleri ile istanbulu terk etmek zorunda kalarak
Memleketim olan Antalya Kaş ilçesine dönmek zorunda kaldım.
Bundan sonraki Yaşamım ise: Kaş Adliyesinde 11 sene memurluk yaptıkdan
sonra, her alanda genel kültürümün Enternasyonel'in üzerinde olması,
İlimsel araştırmalarımla kabuğuna sığmayaçak duruma gelerek yapmış olduğum
memurluğu küçük görmeye başladım.
Bu zamana kadar okuduğum 1000'i aşkın kitap ile birlikte Dünya üzerinde
Yaşamış ve Hala yaşayan devlet ve Uygarlıkların, yönetim ve yaşayış
biçimlerini araştırarak Hangi uygarlık ve devletlerin neden daha uzun ve
istikrarlı yaşadıkları ve Hangi uygarlıkların daha kısa istikrarsız
yaşadıklarını sepep ve sonuçları ile birlikte araştırarak ve bunlardan
örnekler çıkararak bir YÖNETİM biçimi ortaya çıkardım.
Bu araştırmalarıma Toplu Yaşayan Arılar, Karıncaların bir arada kavgasız
nizasız bir BEY'in yani Başkanın yönetme şekli ile insanlardan daha güzel
ve demokratik biçimde yaşayışlarını inçeleyerek geliştirdim.
Bu nedenle Türkiyemizin yönetme biçimlerine katkıda olacağımı kendimde
hissederek 1995 genel seçimlerinde Milletvekili adaylığımı koydum ancak
maddiyetsizlik nedeniyle kaybettim. Bu arada Avrupa'ya nazaran Türkiyede
paran varsa varsın Paran olmassa Ne kadar akılı olursan ol ne kadar
bilgili olursan ol sen de yoksun parolasını anladım.
Bundan Sonra Yine kendi imkanlarımla Güzel Türkiyemizin Her bir Yanını
Evliya Çelebi misali adım adım gezerek Yörelerdeki Toplumların Yaşayış ve
Kültürlerini, ayrıca anadoludaki aşamış olan uygarlıkların bu güne dek
bıraktıkları kültürü ve yapıtlarını inçeleyerek notlar alıp dökümanlar yaptım.
Bu gezi sonuçunda kendi Kalemimden DERLEDİKLERİM adı altında roman
yazmaya başladım hala bu romanı bitirmeye çalışıyorum. Bu romanı öyle bir
özenle hazırlıyorumki okuyucuların kitabı okudukça bir daha okuyası geleçek
şekilde,sürüklenip gideçek şekilde farklı bir yazış biçimde hazırlıyorum.
Bu arada senoya yazma çalışmalarımada başladım. Anadoluda gezdiğim
Yerlerdeki bütün belediye çalışmalarını Hoşuma giden Şehirlerin planlarını,
Buna ilaveten Güzel görünümlü Avrupa kentlerinin pilan ve yerleşim
biçimlerinide inçeleyerek kendimde tam belediye başkanı görevini
yapabileçek bir şeylerin oluştuğunu hissederek, yeni kurulacak
GÖMBE Beldesinin eşi ve benzerine az rastlanan dünyanın dikkatlerini
üzerine çeken, her gün her zaman basın ve Televizyonda bahsedilen şirin ve görkemli
bir şehrin temel taşlarını kısa bir zamanda meydana getireçek vasflar sahip olduğuma
güvenerek bu beldenin Yani GÖMBE'nin belediye başkanlığına soyundum.
Gömbe halkına şimdiden müsdeler olsun. Bu fırsatı kaçırmayacak olan gömbe halkıdır.
Sayın Sevgili GÖMBE halkına sesleniyorum bu bir fırsattır.
Bu vasıflara sahip, bu denli akıllı ve kültürlü bir Belediye başkan adayını
Tirilyonlarca para verseniz, veya çok önçeden sipariş etseniz yine bulamazsınız.
İyi düşünülmesi lazım olan bir konu.
Kaş belediye Başkanlığını GÖMBE'ye
değiştim. Yani Kaş'ı GÖMBE'ye feda ettim. anlarsanız bu işe giriştim
Takdir,ve Düşünme,Karar verme sevgili GÖMBELİLERİNDİR.
Ali .......
|
|
|
Erkek Manifestosu |
1. Eğer şişmanladığını düşünüyorsan büyük ihtimalle şişmanlamışsındır. Zaten, bana sorma, cevap vermeyi redediyorum.
2. Eğer bir şey istiyorsan sorman yeterli. bir şeyi açığa kavuşturalım.
biz erkekler basitizdir. Öyle farklı anlamlar taşıyan dolaylı soruları
anlamayız. Ne istiyorsan direk söyle.
3. Eğer aslında cevap beklemediğin bir soru sorduğunda duymak
istemediğin bir cevap alırsan sakın şaşırıp kızma.
4. biz erkekler basitizdir. Mesela senden ekmeği getirmeni istiyorsam,
aslında ekmeği getirmeni istiyorumdur. Bundan ekmek masada değil diye
bir iğneleme yaptığım sonucunu çıkarma. Bunda ne bir dolaylı anlam ne de
bir iğneleme var. biz gercekten basitizdir.
5. biz basitiz. Bana ne düşündüğümü sormanın o yuzden hiçbir anlamı yok.
Erkekler zamanlarının % 96.5'inde seks düsünürler. Yanlış anlama, biz
sapık değiliz, sadece en çok hoşumuza giden şey seks.
6. biz basitiz. seni düşünmediğim zamanlar da olabilir. Bu kötü bir şey
değil, buna alışmalısın. Bana ne düşündüğümü sakın sorma, çünkü bu benim
icin senin politika, ekonomi, felsefe, futbol, kafa cekmek, gögüsler,
kalçalar ve arabalar hakkında muhabbet edebileceğini gösterir, ama
edemezsin.
7. Cuma + Cumartesi + Pazar = Bol bol yemek yemek = Arkadaşlarla
muhabbet = Futbol = bira. benden başka bir şey bekleme. İster deprem,
ister yangın, ister sel, ister dolunay olsun bizim icin haftasonları
budur.
8. Alışveriş yapmak zevkli değildir ve asla da olmayacak.
9. bir yere gittiğimizde, hangi kıyafeti giyersen giy sana çok
yakışıyor, yemin ederim, o yüzden bir daha sorma.
10. Yeteri kadar ayakkabın ve elbisen var. beni iflas ettirmek bir sevgi
gösterisi değildir.
11. Erkeklerin coğunun en fazla 3 cift ayakkabısı vardır. tekrar
ediyorum, biz basitiz. O yüzden 30 çift ayakkabından hangisinin
kıyafetine uyacağını sorma, bilmiyorum, 9. maddeye bak yeter.
12. Evet ya da hayır gibi cevaplar yeterlidir, soru ne olursa olsun.
Başka anlamlar arama, evet ya da hayır iste.
13. bir problemin olduğunda benden sorunu cözmek icin yardım iste.
benden seninle aynı üzüntüyü çekmemi bekleme, o senin kız arkadaslarının
işi.
14. 8 hafta süren baş ağrıları baş ağrısı olamaz, bir doktora git.
15. Eğer 2 değisik şekilde anlayabileceğin bir şey söylemişsem ve
bunlardan biri kötü ve seni.
16. Erkekler sadece 16 renk görürler. Şampanya bir renk değil bir
içkidir.
17. siz el çantalarını ne kadar seviyorsanız biz de birayı o kadar
seviyoruz. Bunu anlamanı beklemiyorum çünkü ben de sizinkini
anlamıyorum.
18. Sana neyin var diye sorduğumda hiç bir şeyim yok dersen sana
inanırım, benim icin olay bitmistir. O yüzden bir şeyin varsa direk
söyle.
19. beni seviyor musun diye sorma. Emin ol ki sevmesem yanında 1 saniye
bile durmam.
20. En karmasık durumda bile bizim icin temel kural şudur: En kolayını
seç. bizden komplike şeyler bekleme. biz gerçekten basitiz.
|
|
|
Bu Bir Psikolojik Test. |
Öykünün kahramanı bir genç kız. Bu genç kız, kendi annesinin cenaze töreninde daha önce kim olduğunu hiç bilmediği bir genç adamla karşılaşıyor. Bu genç adam kızın rüyalarının adamı ve kız görür görmez adama aşık oluyor. Aradan bir kaç gün geçi yor. genç kız kız kardeşini olduruyor. Polis neden öldürdüğünü sorduğunda, genç kız cevap veriyor? kızın kızkardeşini öldürme sebebi nedir? Aşağıdaki cevaba bakmadan cevap verin.
Cevap: genç kız, adamın cenazeye geleceğini ve adamı orada göreceğini umuyor.
Bunu doğru cevapladıysanız, polise gidip sizi hapsetmelerini isteyin.
Bu unlu bir Amerikan psikoloji testiymiş. Öldürebilme zihniyetine sahip kişiler buna doğru cevap verirlermiş. Seri katillerin çoğu bu teste hiç düşünmeden doğru cevabi vermişler. Doğru cevabi bulamadıysanız, ne iyi.
|
|
|
Mahalle Maçları |
ATAN ALIR SPOR:
Mahalle maçları genellikle caddelerde yahut bahçelerde yapıldığı icin topun
kaçma olasılığı olan çok yer vardır. Top bir yere kaçtığında topu kaçıran
takımın karşısındaki takım hemen,
"Atan alır spor." der.
Top onların sahasında auta çıkmış olduğu halde karşı takım topu almak
zorunda kalır.
ELİN AVANTAJI OLMAZ:
Takımlardan biri ataktadır. defans oyuncusu topu elle keser fakat pozisyon
devam eder ve gol olur. Golü yiyen takım el var diye mızırdar. Karşı takım,
"Avantaj olm." der.
Hemen akabinde kaleci
"Ulan elin avantajı olmaz." diye haykırır.
bir yere varılamaz. Kısır döngüdür.
ADAMIN GOL DİYOR:
Gol atılır fakat yiyen takım saymaz. Hep bir ağızdan "Direk ulan." diye
anırmaktadırlar. fakat içlerinden biri, "Gol abi." der. Karşı takımdan bunu
duyan biri direk atlar ve,
"Ulan adamın gol diyor." diye serzenişte bulunur.
Gol sayılır, adam dövülür.
ABANMA YOK:
Genelde küçük çocuklar arasında yaygındır. Kaleciler abanma yok derler.
Aralarından yaşça büyük olanı "Lan karı mısınız." dese de abanma olmaz.
GÖNÜL ALMA:
Büyüklerle küçüklerin ortak oynadığı maçta büyüklerden biri gaza gelip küçük
bir çocuğa sert girince direk penaltı olur. Nerede olursa olsun. Küçük çocuk
sevilen bi simadır ve faulü yapan abidir. Penaltı kullanılır, genelde gol
olmaz çünkü kalede bir ayı vardır ve penaltıyı atan küçük çocuktur.
KALECİ DEĞİŞTİN 2 PENALTI:
Herhangi bir penaltı pozisyonunda kaleye hemen forvetin etkili silahlarından
biri gecmek ister çünkü o her mevkide iyidir.Buna karşılık karşı takıma
teselli olarak ekstra bir penaltı verilir. 1+1=2.
3 KERE SEKTİRME:
Kaleci degaj kullanırken eğer yanında bir rakip forvet varsa topu 3 kere
sektirir ve,
"Açılsana ulan üç kere sektirdim iste." der,
rakip açılır. Ne keyiflerdi bunlar be. Bak gözlerim dolu dolu oldu.
1'E 1 ATIŞ:
Çift penaltı sisteminde eğer birinci penaltı kaçarsa ikinci şans vardır ama
gol olursa ikinci şans kullanılamaz. bunun mantığını hala çözebilmiş
değilim.
SAĞLIK ÖNLEMLERİ :
Bazen top insanin pek münasip olmayan bi tarafına gelir, herkesin reaksiyonu
aynidir:
"işe işe!."
Uygun araziye çiş edildikten sonra maça devam edilir.
Mahalle maçlarında her zaman saçı ince telli ve uzun olan kişiler vardır.
Bunlar geriden topu alip butun gucleriyle ileri kosarken kafalarini ileri
dogru atarlar. amac gol atmak ya da rakibi çalimlamak degil, saclarin
ruzgarda ahenkle dans etmesini saglamaktir. Bu kisiler buyuyunce Ümit Davala
gibi olurlar.
TOP KURTARMA OPERASYONU:
Top zirt pirt araba altina kacar. Boyle durumlarda, sahadaki en celimsiz ve
en hop-zip kisi, en iri iri kisi tarafindan topu almaya gonderilir. Arabanin
altina kacan toplar tam ortasinda durur bazen, kimse yetisemez oraya. Bu
sefer tas atma ve sopayla itekleme fasli baslar. Arabanin egzosuna vurulan
birkac darbeden sonra top yuvarlana yuvarlana cikar bir taraftan; artik
kosarak maca geri donme zamanidir.
AT BAKIIM AABININ KILLI GOGSUNE...
Ya ne iirenc bisiiydi bu. sen takimini kurmussun, pasa pasa macini
yapiyosun. Muhtemelen yasca ve boyutca senden buyuk olan eleman damlar, bu
gereksiz cumleyi sarfederek maca dahil olur, tadimizi tuzumuzu kacirir.
GOL DIIL OLM BEL USTU :
Minyatur kale maclarda elle tutulmasina engel olunmak icin getirilmis bir
cozumdur ancak bel ustu gibi kisiden kisiye degisen ve ispati zor bir kriter
getirdigi icin nice kavgalarin cikmasina, nice baslarin yarilmasina sebep
olmustur.
iyi guzel de butun bu kavramlar kitabi olmadan, televizyon olmadan nasil
herkes tarafindan bilinebiliyo? ben diyorum ki gizli bi orgut var, her
mahalleye bi adam gonderiyo bilmem kimin amcaoglu olarak bilmem kim de
orgutten. Sonra mesela hem gol hem penalti olunca agizlara kolayca
yerlesecek "giren gole penalti olmaz" cumlesini soyluyo, pozisyon geciyo,
cocuk evine donuyo ama ifade baki.
Oynayacak kisi sayisinin tek olmasi ve kimsenin oyundan cikarilarak kalbinin
kirilmak istenmemesi durumu sozkonusu olur sikca. bu durumda futbol kariyeri
en berbat durumda olan fasulyeden tabiri ile adlandirilarak birinci devre bi
takimdan ikinci devre bi takimdan oynatilarak ufacik yureklere ve beyinlere
adaleti yerine getirmis olma duygusu zerk edilir. Aksam herkes eve gidip
yattiginda da hep o gunku maci, varsa attigi golleri, kacirdiklarini, bir
sonraki maclarda yapmayi planladigi hareketleri hayallenerek uykuya dalar.
Bu planlanan ama becerilemeyen hareketlere girmiyorum. ben mahalle maci
kurallarinin nasil bilindigi sorusuna ise kalitsal diyorum.
Bazen kucukler kendi aralarinda oynarken eli torbali bi is donusu adami maca
dalip topu kucuklerin ayagindan alir ve aptal aptal seyler yapmaya baslar.
Eger adam yetenekliyse bi iki numara yapip cocuklarin aklini alir. En
konunda topa hizlica vurur. Cocuklar topu yakalayamaz ve top uzaga gider.
Eli torbali is donusu adami yaptigi ufak hareketten mutlu bir halde evinin
yolunu tutarken cocuklarin "hay ........., top ta .............. gitti, kim
alcek lan topu?" dedikleri duyulur.
ELDEN GOL OLMAZ :
Pasa pasa oynuyoruzdur, adamin tekinin eline carpar top, biz dikeriz topu,
hemen bi mahalle maci oyun kurallari uzmani portler oradan bi yerden ve der
ki, "Elden gol olmaz"! Ulan niye olmasin hasta misin sen? El karari
verilmisse, bunun sonucu frikiktir. Herkes de kabullenmistir elden gol
olmayacagini, hatta baraj bile kurulmazdi bazen. ben de buyuyunce ogrendim
elden direk kaleye cekilip gol atilabilecegini. Ogrendim de ne oldu, o
caanim frikikler geri mi geldi?
UC ADIM ACILMAK:
"uc adim acilmak" denen olayi atlamak senelerini betonda top oynayarak,
dizinde o cok derin olmayan ama surekli yanan yaralarla dekore eden bicok
mahalle topcusunu uzecektir. Top frikik noktasina dikilir ve rakip barajin
ustune dogru adeta 'onnar orda diilmiscesine yurunur'. Kocaman uc adim
atilir ve baraj gogusle itmek suretiyle uzaklastirilir. Adimlarin
buyuklugunden sikayet edenler iki kere "o-ha" der.
tekNIK VURMAK:
Penalti vuruslarinda en bickin forvet oyuncusu sahne alacagindan kalecinin
gozu korkar. Hemen ici rahatlatilir: "korkma olm, teknik vurcam".
KALECI DUZENI:
Mahalle maclarinda rastlanan pekcok tatsiz durumdan sadece biridir
kalecisizlik. Herkes kendisini ispatlamak ve golleri yagmur edip yagdirmak
İstediginden kimse kaleye gecmeyecektir. Adil duzen ilk "kalede son" diye
bagirani kayirmaktadir. Hemen arkasindan gelen "son bir", "son iki".. gibi
cigliklarin sonunda artik son kac oldugunun bir onemi kalmayan agir kanli
arkadas kaleye gecer. Kaleci gerek iki golde bir, gerekse dakka ayriyla
eldivenleri bir sonraki arkadasina teslim edebilir. Nizam boyle emreder.
Arkadasin biri iyi orta gol getirir diye bagirir o da iyi bi orta yapmaya
calisir ve ortasini yaptiktan sonra duser. Arkadasin dizi kaniyodur ama
farkinda değildir birisi ordan "olm dizin kaniyo" der ve olan olmustur dizi
kaniyan cocuk aglamaya baslar.
ee bide her zaman bağırılarak söylenen sözler vardır;
- Avut be oglum avut
- Kasti faul yapma lann
- direk abi direk
- valla gol diil
- Abi siz cok guclu oldunuz ya -
Mithat'i bize verin, Mete'yi siz alin
- Ahh bacagim
- annem anneeem
- Top benim oolum istedigimi oynatirim
- Beste devre onda biter
- Santra yapin lan santraaa
- Sahsi oynama oglum pas ver
- Abanma beee
- Yuhhh o da kacar mi
- Hakeme gozluuuk
- Ortani goriyim
|
|
|
Gökdelenin Boyu |
Bu soru Kopenhagen' daki bir Üniversitenin fizik sınavından alınmıştır: "bir gökdelenin yüksekliğini barometre ile nasıl bulursunuz, anlatınız."
öğrencilerden birinin cevabı : " Barometrenin ucuna bir ip bağlarsınız. sonra gökdelenin tepesinden asıp sallarsınız. Barometre yere değdiğinde ipin boyuyla barometrenin boyunun toplamı gökdelenin yüksekliğini verecektir."
Bu oldukca orjinal cevap hocayı çileden çıkartmaya yetti ve öğrenci dersten kaldı. Öğrenci cevabının doğruluğu konusunda itirazda bulundu ve Üniversite durumu çözmek icin başka bir hoca gönderdi.
Bu noktada öğrenci hakkında ne düşünürdünüz? sizin kararınız ne olurdu ? Çocuk kalmalı mı geçmeli mi ?
yeni hoca, cevabın aslında doğru olduğuna fakat kayda değer bir fizik bilgisinin varlığını göstermediğine karar verdi. Sorunu çözmek üzere ; Öğrencinin en azından asgari bir temel fizik bilgisi olup olmadığını anlamak icin ona altı dakika vererek sorunun sözlü cevabını vermesi kararını aldı. İlk beş dakika genç sessizliğe gömüldü. Alnı düşünceden kırış kırış olmuştu. Hoca zamanın tükenmekte olduğunu hatırlattığında genç çesitli cevaplarının olduğunu fakat hangisini kullanacağına karar veremediğini söyledi. tekrar acele etmesi tavsiye edilince genç şöyle cevapladı:
"İlk olarak, barometreyi gökdelenin tepesine çıkartıp kenarından aşağı bırakıp yere inene kadar geçen süreyi ölçersiniz. Binanın yüksekliği (H==0.5 x g x t kare) formülü uygulanarak hesaplanabilir. fakat barometre icin kötü bir seçim..."
" veya güneş parlıyorsa, barometrenin yüksekliğini ölçersiniz. Sonra onu bir yere dikip gölge uzunluğunu ve sonra da gökdele - nin gölge uzunluğunu ölçebilirsiniz. Bundan sonrası basit bir orantıyı çözmek olacaktır"
"fakat bu konuda çok bilimsel bir cevap istiyorsanız barometrenin ucuna bir sicim bağlayıp onu bir sarkaç gibi sallandırabilirsiniz ; önce yer seviyesinde daha sonra da gökdelenin tepesinde. Yüksekligi T==2pi kare kvk (I /g)formülündeki farktan yararlanarak bulabilirsiniz."
"Yahut da gökdelenin dışarısında bir yangın çıkış merdiveni varsa barometreyi bir cetvel gibi kullanarak yukarıya çıkarken gökdelenin boyunu barometre yüksekliği biriminden sayıp bunları toplayabilirsiniz."
"Eğer ille de sıkıcı ve ortodoks olmak istiyorsanız, tabii ki barometre ile gökdelenin tepesindeki ve yer seviyesindeki basıncı ölçer milibar cinsinden çıkan farkı feet'e çevirebilirsiniz ve yüksekliği bulursunuz."
"ancak bizler daima zihnin bağımsızlığı ve bilimsel metodlar kullanma konusunda teşvik edildiğimiz icindir ki en iyi yol şüphesiz hademenin kapısını çalmak ve yeni bir barometre isteyip istemediğini sorarak gökdelenin yüksekliğini söylemesi durumunda ona bu barometreyi vereceğimizi söylemek olurdu."
Şimdi genci dinledikten sonra hala aynı şeyi mi düşünuyorsunuz ? Geçmeli mi kalmalı mı ?
Öğrencinin adı : Niels Bohr, Fizik'te nobel ödülü kazanan tek Danimarkalı
|
|
|
Hayatımızdaki Gibiler |
- Otobüs yolculuğu operaya gitmek gibidir. Yerinden kalkmaz ve gurultu etmezsen, horlamadığın surece uyumana kimse bir şey demez. Hatta tuvalete gitmen icin ara bile verilir.
- Burnunu karıştırmak, sevişmek gibidir. Yaparken izlemekten çok utanırsın, gözlerden uzak yerlerde kimseye görünmeden yapmaya çalışırsın. ama bir
yandan da onu yapmaktan çok zevk alırsın.
- Gazeteciler, futbolcular gibidir. En çok parayı verene anında giderler. Her gittikleri yerde de renk aşkından ve paranın ne kadar önemsiz olduğundan bahsedip dururlar.
- Aşk sekerli sakız gibidir. Önceleri çok tatlıdır. Sonra tadı gider, yavanlaşır ve yormaya baslar. En sonunda bir kenara atılır. Bu sefer de insanin cani
yeni bir tane ister. Bulamayınca kenarda sertleşen eskisine bile razı olunur.
- Nazizim Elvis Presley'in donu gibidir. Kullanıldığı zamanlarda bile sahibinden başka kimsenin isine yaramazken yıllar sonra hala peşinden koşan insanlar bulunur.
-Kiralık katillik yapmak, karpuz satmak gibidir. İkisinde de kan çıkmazsa para alamazsınız.
-Evlilik decoder gibidir. Evlenip de ona sahip olmak başlangıçta harika gibi gözükse de bir sure sonra o kadar masrafa değmediği düşünülmeye baslar.
- Demokrasi Van canavarı gibidir. Aslında yoktur, ama var olduğunu söyleyen bir suru insan çıkar. O kadar ki, olmadığından emin olanlar bile bazen şüpheye düşerler.
|
|
|
Ödev Yapmama Bahaneleri |
Ödev Yapamama Bahaneleri
Simdi size "Modern Odev Yapamama BahaneLeri" nden bahsedecegim...eskiden oLsa "Hocam, eLektrikLer kesikti odevimi yapamadim!"
der gecerdir ama gunumuzde isLer degisti! (Gerci dunya kadar elektrik kesintisiyLe degisen pek birsey yok ancak bu bahene
artik pek gecerLi degiL) simdi biz bu modern bahaneLere bakaLim ...
* Bahane : Harddiskimde bad-sector oLusmus! AraLarinda odevLerimin de buLundugu 40 kadar dosyayi kurtaramadik
ortmenimmmmmm!
Ogretmenin Cevabi : Afferim sana !!!
* Bahane : Pazar gunu ailecek Bowling oynarken basparmagim topun icine sIkIstI ve inciLdi! 2 gundur yazi yazamiyorum :(
Ogretmenin Cevabi : ben o bowLing topunu kafanda kirmaz miyim senin!
* Bahane : biran farkettim de sanirim bizim kopek kizdirinca o kadar da hosgoruLu olmuyormus! beni isirdi :( (Burda
yalanciktan sargi beziyLe sarilmis eli ogretmene gostermekte fayda vardir azcik da hungur yapin aehuh )
Ogretmenin Cevabi : ben de kizdirilinca hosgoruLu oLmam! Ac avucLarini !!! (aheuh cattttttt!)
* Bahane : tam herseyi hazirLamis ders calismaya basLayacaktim ki birden kapi caLdi! ilkokuLda birlikte kirmizi kurdeLa
taktigim arkadasim beni ziyarete geLmis!
Ogretmenin Cevabi : Donem sonunda da karnende bolca 0 ve 1 seni ziyarete gelecek ! ( huaaa yasasi kotuLuQ)
* Bahane : O gece ruyama giren aksakalli dede "Bak evlat, o odevleri yapmazsan ogretmenin sana kizmaz, nedenini de sorma!"
dedi .. Mecburen dinledim :(
Ogretmenin Cevabi : Bu gecerLi bir bahane kabul edildi hIk mIk :(
* Bahane : Tv de hipnozla ilgili bir belgesel izliyordum nasil oldugunu anlamadan dalmisim
Ogretmenin Cevabi : Bak, gozlerime bakkkk!!! Gozlerin kapaniyor....
* Bahane : Icimdeki sesi dinledim! "Freedommmmmmmmm!!!!" (Muhauha bu diyaLog muhtemeLen ogretmenin sizi okul psikologuna
goturmesi ve psikologun da size BraveHeart izlemeyi yasaklamasiyla son buLacaktir)
* Bahane : Kedimi yedim, migdeme oturdu :(
Ogretmenin Cevabi : Afiyet olsun!
* Bahane : bir de baktim ki defterimde sayfa kalmamis! (aman diim bunu denemeyin .. )
Ogretmenin Cevabi : Bak sen! aheuh (bu cevabinizla ogretmeninizi gulme krizine sokmaniz icten bile degil, sadece yesillik
olsun diye yazdim :) )
* Bahane : Dun butun geceyi bozulan asansorde gecirdigimi soylesem?
Ogretmenin Cevabi : BiLmem inansam mi acaba aheuah? ( Bu cumle tamamlanana kadar ogretmenin eli kuLaginiza dogru bir
harekete gecmisse orda hic durmayin ufaktan kacmaya bakin :) )
|
|
|
|
|
Reklamlar
|
|
|
En Yeniler
|
|
En Çok Okunanlar
|
|
En İyiler
|
|
İstatistikler
|
|