Reklamlar
|
|
|
Reklamlar
|
|
|
Kategoriler
|
|
Dost Siteler
|
|
Nasreddin Hoca
|
|
|
|
Bir De Bana Sorun |
Nasrettin Hocanin karisi bir gün ölmüs. Imam karisinin cenaze töreninde adet üzere sormus: -Merhumu nasil bilirdiniz. Tabi cemaat dogal olarak: -iyi bilirdik! Tabi sira bizim Nasrettin Hocaya gelmis. O da hiç istifini bozmadan: -siz gelin onu bide bana sorun. demiş.
|
|
|
Rahmetliye Üzülüyorum |
Nasredin hocanin karisi hocaya sinirlendigi bir gün çorbayi hocanin önüne çok sicak bir sekilde kor.
hoca farkina varmadan bir kasik daldirir..O kadar sicaktirki gözleri yasarir karisi..
--- ne oldu hocam neden agliyorsun der
hocada sinirli sinirli;
-yok bir sey aklima anan geldi de der..
- Ne olmus anama;
-Rahmetli olduya ona üzülüyorum o rahmetli olduda senin gibi mendebur bir kariyi bana kakaladigina agliyorum.
|
|
|
Yeni Ay |
Hoca bir gün Sivrihisar’ a gitmis. Halk bir yere toplanmis yeni aya bakiyorlarmis. Hoca:
-Yahu siz ne tuhaf adamlarsaniz, bizim Aksehirliler bunun araba tekeri kadarini görürlerde baslarini çevirip bakmazlar. siz kas kadar ayi görecegiz diye buraya toplanip vaktinizi öldüyorsunuz demis.
|
|
|
O Da Yılmış |
Hoca merhum Aksehirdeki evinde ocak yakiyormus. Üflemis püflemis yanmamis. Hemen yukari çikmis, karisinin hotozunu alip basina takmis. Asagiya inip ocagin önüne çömelerek püf der demez, ocak harlamis, odunlar tutusmus, bunu üzerine :
-Meger demis ocakta benim gibi karidan yilarmis..
|
|
|
Budaksız Ağaç |
Nasreddin Hoca çocukken Aksehir'e yapilan ilk büyük caminin (Ulucami M.1213) minaresine tamamlanir ve hizmete girer. Küçük Nasreddin birgün oradan geçerken ilk kez gördüyü camiyi ve özellikle minareyi saskin bakislarla inceler. tam bu sirada vakit namaz vaktidir, müezzin serefeye çikip ezan okumaya baslar. Nasreddin bir an korkar, kendisini biraz toplayinca minarenin çevresinde telasla bir tur atar, bakarki çare yok, minaredeki müezzine bagirir ;
- Bos yere bagirma amca! ögle dalsiz budaksız bir yere çikmissin ki ... ben seni nasil kurtarayım.
|
|
|
Subasinin Eşeği |
Esegi kaybolan Subasi, ates püskürmüs:
-Çabuk benim hayvanimi bulun, yoksa karismam! Diye bagirmaya baslamis.
Herkesi bir telas , bir korkudur almis. Esegi aramak icin dört bir tarafa dagilan Aksehirliler , yolda Hoca’ya rastlamislar:
-aman Hocam, bize yardim et. Yolda sahipsiz bir esek bulursan hemen yakala n’olur.
-Esek kimin?
-Subasinin.
Demisler. Hoca da: “Peki ararim” demis ve türkü söyleye söyleye yolunu sürdürmüs. Karsisina çikan bir köylü :
-Hocam, böyle türkü söyleyerek ne yapiyorsun?
Deyince ,Hoca:
-Subasinin kaybolan esegini ariyorum!
Demis. Adam , yine sormus:
-Peki , böyle türkü söyleyerek esek mi aranir a Hoca?
-El elin esegini elbette türkü söyleyerek arar. Hele esek zorla araniyorsa. Üstelik Subasinin sa....
|
|
|
O Zaman Başka |
Hoca’nin kadilik yaptigi siralarda bir adam gelmis:
-Hoca efendi demis,size bir sey danisacagim.
-Buyrun sorun.
Demis Hoca, adam sözünü sürdürmüs:
-Geçen gün , komsularin size ait oldugunu söyledikleri bir inek, tarlada bizim inegin karnini vurup öldürmüs. Simdi ne yapmam gerek?
Hoca , sakallarini sivazlayip bir an düsündükten sonra :
-Hayvan bu, demis, dava edecek degilsin ya!..
-Tesekkür ederim kadi efendi.
-Sahibinin de bu iste suçu yok;ne bilsin böyle olacagini?
Adamin yüzü gülmüs, tekrar söze baslamadan önce:
-Kusura bakma kadi efendi, demin ben bir yanlislik yaptim, ölen inek benimki degil, seninki imis.
Hoca , yerinden dogrulup:
-Bak demis, simdi is degisti. O halde verin raftaki kara kapli kitabi da hele bir bakalim! ...
|
|
|
Parayı Veren |
bir gün Nasrettin Hoca pazara giderken çocuklar etrafini almislar. Hepsi birer düdük ismarlamis, ama para veren olmamis.
Hoca çocuklarin tümüne olumlu cevap vermis:
- Peki, olur...
Çocuklardan yalniz biri, elinde para oldugu halde, Hoca'ya sunlari söylemis:
- Su parayla bana bir düdük getirir misin ?
Hoca aksama dogru pazardan dönmüs. Yolunu bekleyen çocuklar hemen
Hoca'nin etrafini sararak düdüklerini istemisler.
Nasrettin Hoca, cebinden bir düdük çikarip kendisine para veren çocuga uzatmis.
Ötekileri bagirmaya baslamislar:
- Ya bizim düdükler nerede ?
Hoca'nin cevabi kisa ve anlamli olmus:
- Parayi veren düdügü çalar.
|
|
|
Çömlek Hesabı |
Ramazan günlerini hesaplamak icin bir çömlegin icine her gün bir tas atar, Hoca. bir avuç tas doldurur çömlegin icine Hoca'nin yaramaz oglu, muziplik olsun diye.
bir zaman sonra arkadaslari: "Bugün Ramazan'in kaçi acaba? diye sorarlar Hoca'ya. Hoca'da: "Simdi eve gider ögrenirim. biraz sabredin." der ve evinin yolunu tutar.
Çömlegi bosaltir; bir sayar, iki sayar... Taslarin yüz yirmi bes tane oldugunu görür. Saskin bir halde döner arkadaslarinin yanina Hoca. "Arkadaslar, bugün, Ramazan'in kirk besi" der.
Hoca'nin bu cevabina gülüsürler arkadaslari. Aralarindan biri:
"aman Hocam, bir ay otuz gündür. Hiç Ramazan'in kirk besi olur mu?" diye itiraz eder.
Hoca, biraz saskinlik biraz da kizgin bir ifadeyle: "ben yine insafli davrandim. benim çömlek hesabina bakacak olursak; bugün Ramazan'in yüz yirmi besi!"der.
|
|
|
Nereye Kadar |
Nasreddin Hoca, kirda sesinin yettigince bagirarak ezan okuyor ve olanca
hiziyla kosuyormus.
Bu durumu gören birkaç kisi, Hoca ya birsey oldugunu düsünerek yanina
yaklasip sormuslar :
- Ne oldu sana, Hoca efendi? Bu ne istir?
Hoca, kosmasini sürdürerek :
- Sesimin nerelere kadar gittigini merak ettim de... demiş. Onun icin
arkasindan kosuyorum...
|
|
|
|
|
Reklamlar
|
|
|
En Yeniler
|
|
En Çok Okunanlar
|
|
En İyiler
|
|
İstatistikler
|
|