Reklamlar
|
|
|
Reklamlar
|
|
|
Kategoriler
|
|
Dost Siteler
|
|
Politik Fıkralar
|
|
|
|
M.Akif Ersoy |
eski Milletvekillerinden, dinine imanina yani müslümanliga cok bagli olan birisi olan Mehmet Akif Ersoy'un kendisine meclis'de onu sevmeyen bir millet vekili tarafindan su soru sorulur:
- Mehmet bey ya siz veteriner degilmiydiniz?
bunun üzerine Mehmet Akif Bey cevabi yapistirir:
- Evet, bir yeriniz mi agiriyordu?
|
|
|
Güllük Gülistanlık |
Sakıp Sabancı'ya bir gün demişler ki:
- "Ağa bu dünyada her şey güllük gülistanlık nereye baksak her tarafta senin şirketlerini ve fabrikalarını görüyoruz (MarSA,YünSa,LasSA,ToyotaSA)"
- "Burada işin iş. Ya diğer tarafta ne olacak, orada ne yapacaksın, nasıl kurtulacaksın zebanilerden?"
Sakıp Ağa gülerek cevap vermiş:
- "Öte yanda da işimizi sağlama aldık. bir tarafımızda iSA, diğer tarafımızda muSA"
|
|
|
5 Sterlin |
- 2.Dünya savaşı esnasında İngiltere Başbakanı Churchill konuşma yapmak üzere bir taksiye binerek radyoya gitmektedir.
Radyo'ya gelince taksiyi durduran Churchill :
- beni 20-30 dakika bekle tekrar döneceğim.
Taksici :
- Malesef efendim. ben Başbakanı dinlemek üzere eve gideceğim.
Taksicinin bu duyarlılığından dolayı memnun olan Churchill taksiciye 5 sterlin bahşiş verir.
Karanlıkta Churchill'i tanımayan Taksi şöförü:
- S*kerim Churchill'i, emrinizdeyim efendim.
|
|
|
Tamamen Kaygısal |
Bülent Dede bak memurlara...
"-Neyine bakacam be?... Herşeye çare buldular, şu başbakanlığın basılmasına bir çare bulamadılar... ayıptır be..."
-Açıııızzz...
"-Konuşma bee, şuna bak... Yürüyün... Bak para var orda para... At onu cebine"
"-Bülent Ecevit 1997... Hıııhh... 70 yaşında, gencecik bir delikanlıyım... Herkes perişan... Başbakan yapmak istiyorlar... beni tercih ettiler... Neden ben dersen, özel bir nedeni yok... Tamamen kaygısal..." -Hop... Hop... Hooop... "-Zıplama kız Mesut gibi... Başım ağırıyo zaten... Nasıl yapıyo deden?..." -Tamamen kaygısal..
|
|
|
Siyasetten Geldik |
Adamın biri yaklaşan seçimlerde milletvekilliğine aday olmak icin bir partiye başvurur.partiden gelen yazıda kendisini daha iyi tanıyabilmek icin partinin başkanının evine yemeğe geleceği bildirilir.Adam hemen hazırlıklara başlar.evdeki papağanınada tembihlemeyi ihmal etmez,akşama partinin genel başkanı misafirim bizim partiyi biraz öv der. neyse akşam yemeğe oturulur .yemekler yenir söz siyasete gelir,işler yolundadır,lakin geveze papağan başlar rakip partiden övgü ile söz etmeye sizin parti dandik falanca parti iyi sizden daha iyi falan.bakarki genel başkan adamın papağanı rakip partiyi övüyor kusura bakmayın der,papağanınız bile diğer partiyi övüyor onun icin sizi aday gösteremeyiz der çıkar gider.adam kızgınlığından yakalar papağanı doğru bahçedeki tavuk kümesine tavukların arasına atar.sabah olur.kümeste bir horoz olanca gücünle öter,kümesin kapısını açar ve sırayla bütün tavukları halleder,kümeste tavuk kaldımı diye eğilir içeri bakar,birde ne görsün tavuğa benzer kırmızılı yeşilli rengarenk bir şey kafasını uzatmış kendisine bakıyor,gel gel der geç bakalım sıraya,papağan şöyle bir silkinir,ulan yavşak der biz buraya orospuluktan gelmedik siyasetten geldik der......
|
|
|
Tablo |
Değerli büyügümüz Yildirim Akbulut Fransa ziyareti esnasinda meşhur Louvre muzesini gezecekmis; fakat gezi günu geldiginde resimden hiç anlamadiginin farkina varip, ne yapmasi gerektiğini sormuş rehberine, rehber "Hic merak etmeyin sayin Akbulut, bu müzedeki tablolarin tamamina yakini REMBRAND'dir, geçin bir tablonun karşisina ve oooo! Rembrand demeniz yeterli olur. Bunu duyun Sn.Akbulut neşe icinde muzeyi gezmeye başlamiş ve bir tablonun karşisina gecip "oooo! Rembrand" demis ve alkiş tufani kopmuş tüm fransizlara hayran olmus bizim degerli bÜyÜĞÜmÜze, rehber hafifce egilip Sn.Akbulutun kulagina "bravo mosyo Akbulut this is Rembrand"demis. bir kacdefa ayni olay tekrarlanmis yine ayni alkiŞ tufani yine rehberin bravosu, derken baska bir kÖŞede Sn.Akbuluttan'tan "oooo! Rembrand"duyulmus, ne varki Çevredeki Fransizlar gizlice gÜlÜyorlar, hafiften dalga gecer gibiler ki Sn.Akbulut bilemedigini dÜŞÜnÜrken rehberimiz hafifce Akbulutun kulaĞina egilip " hhhmmm mosyo Akbulut this is ayna, ayna"
|
|
|
Sırt Çantası |
bir uçaga Başkan Bush, Bin Ladin ve Ecevit binip İsviçreye dünya meselelerini konuşmaya gitmek üzeredirler. Az sonra isviçre alplerinde dağcılık yapmak isteyen sırt cantalı bir genç gelir, oda onlarla gitmek ister. Kabul ederler. Ucak havalanir, az sonra pilot Kabine girer:
- Arkadaslar ucagimiz arizalandi bir kac dakika icinde düsecek
biz beş kişiyiz ama sadece dört paraşüt var, der ve parasütlerden
birini alir ucaktan atlar. Bunu gören Bin Laden hemen parasütlerden birini alir pilotun arkasindan oda atlar. Bush da atik davranir:
- seninle isim bitmedi Bin ladin, der. arasütlerden birini alip atlar.bir parasüt, dagci genc ve Ecevit ucakta kalmislardir. Ecevit dagci gence:
- sen daha gençsin önünde uzun bir hayat var, Parasütü al ve atla kendini kurtar der. Genc:
- Yoo ikimizede yetecek parasüt var. Az önce atlayan Baskan Bush benim sirt cantami alip atladi.
|
|
|
Adalet |
Zaman kötüymüs ülke adeta yıkılıyormus zamanın basbakanı Demirel bu duruma cözüm bulabilmek icin hemen devreye girer ve o dönemin bütün siyasi liderlerini toplar. toplantıya Ecevit Türkeş ve Erbakan katılır tabi Ecevitin toplantıda olmasından rahatsız olan Türkeş toplantıyı terk etmek ister duruma Demirel müdahale etmek ister fakat basarılı olamaz arkadan Erbakan devreye girer kardes der burada iştişare yapıyoruz biraz sakin ol der Türkeş yerinde durmaz Ecevite sataşmaya devam eder Erbakan der bak sen böyle yapıyorsun biz ise burda ülkeyi kurtarmaya calısıyoruz bak Peygamber efendimiz emretmis iştişare yapmak sünnettir. Türkeş iştişare yapmak sünnet se cihat etmek farzdır.
|
|
|
Hayat Standartı |
Amerikan,İngiliz ve Türk başbakanları aralarında konuşuyorlarmış;
Amerikan başkanı:
-bizim hayat standartımız üç bin dolardır biz vatandaşımıza beşbin dolar maaş veririz üç bin dolarını harcarlar gerisine karışmayız.
İngiliz başbakanı:
-bizim hayat standartımız iki bin sterlindir biz vatandaşımıza dört bin sterlin veririz iki bin sterlini harcarlar gerisine karışmayız.
Sıra Türk başbakanına gelmiş:
bizim hayat standartımız bir milyar iki yüz elli milyondur iki yüz elli milyon veririz geriye kalan bir milyarı nerden bulurlarsa bulurlar biz orasına karışmayız.
|
|
|
Dünya Türklerin Olacak |
Dünyanın gelişmiş ülkeleri bir araya gelmişler. bir gün, en son teknolojilerle üretilmiş bir bilgisayara bütün ülkelerle ilgili verileri yüklemişler ve sormuşlar: "Dünyanın sahibi kim olacak?"
Bilgisayar uzun süre bilgileri değerlendirmiş ve büyük an gelmiş. Nefesler tutulmuş. Bilgisayar, sonucu yazıcıya göndermiş. Hakem heyeti sonucu ilan etmiş. "Türkiye"
Herkes şaşırmış. Mutlaka bir yanlışlık olmuştur düşüncesiyle aynı soruyu bir kez daha sormuşlar Bilgisayar uzun süre çalıştıktan sonucu yazıcıya göndermiş. "Türkiye"
Tüm dünya şoka girmiş. birisinin aklına, niye? diye sormak gelmiş. Herkes bu fikri beğenmiş ve bilgisayara sormuşlar. "Niye?"
Bilgisayar sonucu yazıcıya hiç düşünmeden göndermiş. "Herkes bir gün uzaya çıkacak ve dünya Türklere kalacak"
|
|
|
|
|
Reklamlar
|
|
|
En Yeniler
|
|
En Çok Okunanlar
|
|
En İyiler
|
|
İstatistikler
|
|