<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?><rss version="2.0"><channel><title>FikraBlog.com</title><description>Bedava binlerce fıkra</description><link>http://www.fikrablog.com</link><language>tr-TR</language><item>
<title>Taksici</title>
<link>http://www.fikrablog.com/Makale/Taksici.html</link>
<description>nasıl yağmur nasıl fırtına, adam bir taksiye el kaldırır, taksi durur.. adam gideceği yeri söyleyince, taksici kızarak "ohoo orası çok yakın alamam seni" der ve gazlar gider.. adam çok bozulur ama sonra bir sekilde evine gitmeyi başarır.. ertesi gün şans eseri bir bakar ki, dün geceki taksici, evinin önündeki taksi durağındadır ve üçüncü sıradadır.. hemen plan yapar ve ilk taksi söförüne yanaşır:
- ataköye kaça götürürsün ?"
- 5 milyon
- sana 20 milyon veririm ama bir kere verirsin.
- hadi be sapık mısın, defol.. adam bu cevabı alınca ikinci sıradaki taksiye yanaşır
- ataköye kaça götürürsün ?
- 5 milyon
- sana 20 milyon veririm ama bana bir kere verirsin
- vay sapıkkk vayy defol sıra üçüncü taksiciye yani bizim taksiciye gelmistir.. adam yanaşır:
- ataköye kaça götürürsün ?
- 5 milyon
- peki sana 20 milyon veririm ama bir sartım var
- nedir ?
- giderken diğer taksicilere el sallıyacaksın
- ayıbettin abi tabii...</description>
</item><item>
<title>Pomak Muhtar</title>
<link>http://www.fikrablog.com/Makale/Pomak_Muhtar.html</link>
<description>Öncelikle belirtmeliyim ki, aşağıda anlatacağım fıkra veya hikayeyi, kendisi de bir pomak olan türkiye\"nin yetiştirdiği en büyük folklorculardan kırklarelili Şerif baykurt\"tan (milli eğitim bakanlığında genel müdürlük yapmıştır) bizzat dinlemişimdir.
		  &lt;br&gt;
						  &lt;br&gt;
		  &lt;br /&gt;Şimdi bunu naklederken ne kadar başarılı olursam olayım, merhum Şerif baykurt\"un orijinal pomak aksanını taklit edemeyeceğim ve fıkranın bütün yükü de burada olduğu için, aynı tadı veremeyeceğimi ekleyeyim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir pomak köyünün haliyle pomak olacak muhtarı, köy bütçesinde biriken parayı kitabına uydurup iç etmekteymiş. ne var ki, köylüler de durumu kavramışlar ve fazla beklemeyip muhtarı savcılığa şikayet etmişlermiş. dosya hazırlanmış, sorgu-sual ardından da muhtar hakkında dava açılmışmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hakim muhtara suçlamayı ve sorularını yöneltmiş. savunmasını almak üzere beklemeye başlamış. muhtarın avukatı yokmuş; kendi kendini savunmaktaymış:&lt;br /&gt;-hakim beycazım (beyciğim), bizim küğde vardır bir buva (bizim köyde bir boğa vardır). ama hakim beycazım, diyil üle, şüle-büle (öyle bildiğin gibi değil). buva diyeyim sana! kavi buva (güçlü boğa) hakim beycazım! unu baglamak (onu bağlamak) için lazımdır bir urgan. kasabadan aldım urganı. buvayı baglarım kuparır (bağlarım koparır), baglarım kuparır hakim beycazım! gene alırım, gene baglarım. ama gene kuparır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;muhtar, böyle bıkıp usanmadan boğayı bağlıyorsa da, kavi boğa urganı tekrar- tekrar koparıyormuş! sonra yeni bir urgan alıp gene bağlıyor, ama boğa gene koparıyormuş.&lt;br /&gt;hakim arada bir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-eee sonra ne oldu?.. diyecek olsa da, muhtar ayni minval üzere devam ediyormuş.&lt;br /&gt;yukarıda anlattığım gibi, hikayenin asıl ağırlığı muhtarın kendi aksanıyla sarfettiği sözlerdedir. olayın, böyle kuru bir metin olarak anlatılması ise pek bir tat vermeyebilecektir. 
		&lt;br&gt;&lt;br&gt;</description>
</item><item>
<title>Pomak Köylüleri</title>
<link>http://www.fikrablog.com/Makale/Pomak_Koyluleri.html</link>
<description>bu pomak fıkrasının tadına varabilmek için, pomaklar hakkında şu asgari bilgiye ihtiyaç bulunmaktadır: pomaklar, osmanlılar devrinin onyedinci yüzyılından sonra müslüman olmuş bulgarlardır. müslümanlıkları yanında bir bulgar şivesi olan dillerini de kullanmaya devam etmişlerdir. müslüman olmalarından dolayı, balkan göçleri sırasında bir kısım pomaklar da ülkemize gelmişlerdir.
		  &lt;br&gt;
				


		  &lt;br&gt;
		  ancak, türkiyeye gelmiş bu pomaklar bile tek kelime türkçe bilmemekteydiler. burada, köylerde yaşayanların öğrendikleri türkçe ise birkaç yüz kelimeyi geçmemektedir! hele de yaşlı erkeklerin kadınları ise, zaten bugün bile türkçe bilmemektedirler.&lt;br /&gt;pomakların acı gerçeğini yansıtan fıkramız şöyledir: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir pomak köyünün muhtarıyla köylüsü, pomaklar arasında pek sık görüldüğü şekilde anlaşmazlığa düşmüşlermiş. &lt;br /&gt;köylülerin şikayeti, muhtarın kimseye sorup danışmadan kendi başına yalan-yanlış işler yapmasındanmış. durumu ilin valisine duyurmaya, şikayetlerini iletmeye karar vermişler. &lt;br /&gt;köyden bir heyet valiliğe giderlerken, durumdan haberdar olan muhtar da ayrı yoldan valiye gitmekteymiş.&lt;br /&gt;sonuçta, her ikisi de valiliğe varmışlar. dileklerini, sekreterliğe ayrı-ayrı iletmişler. vali her ikisini birlikte kabul etmiş. köylülere sormuş ki şikayetiniz nedir?&lt;br /&gt;köylüler, öyle uzun-uzun konuşacak halde değiller. İçlerinden biri en kestirme yoldan ve en veciz şekilde şikayeti şöyle nakletmiş:&lt;br /&gt;-vali beycazım (beyciğim), muhtar bizi iç (hiç) siklemez! (yani, adam yerine koymayıp dinlemez, fikrimizi sormaz.)&lt;br /&gt;pomaklar bunu söyleyip susmuşlar. belli ki başka diyecekleri yokmuş. vali kızarıp bozarmış ama, bu işi de çözmekten yanaymış. bu defa muhtara dönmüş ve eklemiş:&lt;br /&gt;-ya sen ne diyorsun muhtar?.. &lt;br /&gt;muhtar da, aynen köylüleri gibi kıt lisanıyla cevap vermiş:&lt;br /&gt;-vali beycazım, bunlar da beni iç (hiç) taşaklamazlar! (bir kelimeyi değiştirerek o da aynı şeyi söylemiş yani!)&lt;br /&gt;vali, öfkeden mos-mor olmuş. olmuş ya, pomakları da çok iyi tanımaktaymış. adamların türkçe diye öğrenebildiklerinin hepsi bu kadar! dilleri bu, diyecekleri bu&lt;br /&gt;her ikisini de şöyle cevaplamış:&lt;br /&gt;-has siktirin gidin lan pezevenklerrrrr! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;not: bu fırka, trakyanın türk unsurları arasında, gerçek diye yaygın olarak anlatılmaktadır. bu da, olayın en azından benzer şekilde yaşandığını göstermektedir.
		&lt;br&gt;&lt;br&gt;</description>
</item><item>
<title>Arabanın Sinyali</title>
<link>http://www.fikrablog.com/Makale/Arabanin_Sinyali.html</link>
<description>temel"e sormuşlar bak bakalım arabanın sinyali çalışıyor mu? diye. &lt;br /&gt;
Çalışay         çalışmay çalışay çalışmay...
		  &lt;br&gt;
				


		  &lt;br&gt;
		  
		&lt;br&gt;&lt;br&gt;</description>
</item><item>
<title>Hangi Okulda</title>
<link>http://www.fikrablog.com/Makale/Hangi_Okulda.html</link>
<description>ahmet okuldan eve cok mutlu bir halde geldi. 
                            
- okulda ne yaptiniz? 
                            
- patlayici madde imal ettik. 
                            
- peki yarin ne yapacaksiniz okulda? 
                            
- hangi okulda?
		  &lt;br&gt;
				


		  &lt;br&gt;
		  
		&lt;br&gt;&lt;br&gt;</description>
</item><item>
<title>Banka Soymak</title>
<link>http://www.fikrablog.com/Makale/Banka_Soymak.html</link>
<description>temel banka soymak sucundan yargilaniyormus. &lt;br /&gt;
son celsede yargic karari okumus; &lt;br /&gt;
temel"in sucsuz oldugunun anlasildigini, tahliyesine karar verildigini aciklamis..&lt;br /&gt;
temel sevincle ayaga firlamis : &lt;br /&gt;
uy cözünü sevdigumun hacim beyi, yani simdu bu paralar benim oldu degil mu?
		  &lt;br&gt;
						  &lt;br&gt;
		  
		&lt;br&gt;&lt;br&gt;</description>
</item><item>
<title>100 Tane Deseydin</title>
<link>http://www.fikrablog.com/Makale/100_Tane_Deseydin.html</link>
<description>temel dursuna soruyor:
                            
__ula dursun sen oruclu oruclu kac hamsi yersun? 
                            
dursun:vallaa 100 tane yerim. 
                            
temel:olur mu ulan ilk hamsiyi yediginde oruc bozulur diger 99 sayilmaz. 
		  &lt;br&gt;
				


		  &lt;br&gt;
		  &lt;br /&gt;

neyse dursun bunu kafaya takiyor.o da yine yolda gordugu idrise soruyor: 
                            
__ula idris sen oruclu olarak kac hamsi yersun? 
                            
__idris:valla 50 tane falan. 
                            
temel:ula 100 tane deseydun sana birsey anlatacaktum.
		&lt;br&gt;&lt;br&gt;</description>
</item><item>
<title>ANAM BABAM</title>
<link>http://www.fikrablog.com/Makale/ANAM_BABAM.html</link>
<description>yüzbaşının çok sevdiği ve güvendiği onbaşı mehmet`in cezalandırdığı er, yüzbaşının karşısında :&lt;br /&gt;
-komutanım benim bir şikayatim var.&lt;br /&gt;
-söyle.&lt;br /&gt;
-mehmet onbaşı beni döğdi.&lt;br /&gt;
-git, ben onun cezasını veririm.&lt;br /&gt;
-ama yüzbaşım; hem döğdi , hem söğdi.&lt;br /&gt;
-anladım, git cezasını veririm.&lt;br /&gt;
-anama babama laf etti.&lt;br /&gt;
-git cezasını veririz dedik ya.&lt;br /&gt;
-benim anam da yohtur, babam da yohtur.&lt;br /&gt;
-allah rahmet eylesin.benim de öyle.sen git anladım.&lt;br /&gt;
-ama yüzbaşım, mehmet onbaşı benim anama da laf etti , babama da laf etti.anam da yohtur, babam da yohtur.anam da sensin, babam da sensin.&lt;br /&gt;
yüzbaşı :&lt;br /&gt;
-derhal koş; çağır mehmet onbaşı`yı buraya! dedi.
		  &lt;br&gt;
				


		  &lt;br&gt;
		  
		&lt;br&gt;&lt;br&gt;</description>
</item><item>
<title>Badem</title>
<link>http://www.fikrablog.com/Makale/Badem.html</link>
<description>&lt;br&gt;tur otobüsü şöförünün omzuna dokunulunca adam hafifçe başını çevirmiş, bir bakmış ki elinde bir avuç badem, yaşlı bir kadın durmakta.. teşekkür ederek almış bademleri ve yemiş..&lt;br&gt;&lt;br&gt;15 dakika sonra yaşlı kadın tekrar şöförün omuzuna dokunup bir avuç daha badem vermiş ve bu ikramı 5 kere daha yapınca;&lt;br&gt;&lt;br&gt;"zahmet ediyorsunuz efendim.." demiş saygılı şöför, " hep bana yedirdiniz.. biraz da kendiniz yesenize.."&lt;br&gt;&lt;br&gt;Çiğniyemiyorum evladım.." demiş yaşlı kadın, "dişlerim yok.."&lt;br&gt;&lt;br&gt;"niye satın alıyorsunuz o zaman?.."&lt;br&gt;&lt;br&gt;"evladım ben sadece üzerindeki çikolatayı emmesini seviyorum!.."&lt;br&gt;
		  &lt;br&gt;
						  &lt;br&gt;
		  
		&lt;br&gt;&lt;br&gt;</description>
</item><item>
<title>İşte Benim Kızım</title>
<link>http://www.fikrablog.com/Makale/Iste_Benim_Kizim.html</link>
<description>&lt;br&gt;İlk yemeğe çıkışımızda cep telefonu çaldı. elini çantasına attı.&lt;br&gt;kurcaladı, kurcaladı.&lt;br&gt;telefon uzun uzun çalmaya devam ediyordu. bir türlü bulamadı.&lt;br&gt;&lt;br&gt;sonra o güzel cümle döküldü dudaklarından: 'evde mi bıraktım acaba?'&lt;br&gt;onun tam aradığım kız olduğuna karar verdim.&lt;br&gt;
		  &lt;br&gt;
						  &lt;br&gt;
		  
		&lt;br&gt;&lt;br&gt;</description>
</item> 
</channel>
</rss>